METİN ACIPAYAM’IN TERKİP VE İNŞÂ DERGİSİ 16. SAYISINDA YAYIMLANAN YAZISI

İtikâf ve Tefekkür  

Tefekkür aziz ve ulvi olduğu kadar gayet zor meşgaledir… Hazreti Peygamber’in mübarek dudaklarından çıkan şu söz tefekkürün önemini işaretler: “Bir saatlik tefekkür, bir sene nafile ibadetten hayırlıdır.” Tefekkürün önemini bu hadis-i şerif üzerinden belirttikten sonra, diyebiliriz ki, itikâf tefekküre nişanlıdır.

Tefekkür mahiyeti icabı sükûneti ve sakinliği sever. Derin fikrediş, derin hissedişle mümkündür. His ve fikir istinatgâhının dış kabuğu sükûnetle örülmelidir. Sükûnetin sağlandığı andan itibaren insan kendini dinlemeye başlar, bu sayede tüm dikkatleri üzerine toplar. Tam da bu anda itikâfla beraber insan bütün dikkat projeksiyonunu kendi çevirir, düşünür, fikreder. Böylece itikâf, tefekküre hususi manada karargâh teşkil eder.

 

İtikâf ve Nefs

Yaşadığımız hayat nefs merkezlidir. İnsanın nefsten tamamen kurtulabilmesinin mümkünatı yoktur. Hayatımız nefs merkezli olduğu için nefsin sesini diğer seslerden tefrik edemiyor, böylece onu zapt altına alamıyoruz. Haki Demir’e göre, İtikâf; nefsten bağımsız olarak ruhi hayat yaşamaktır. Saf ruhi hayat, yani saf İslami hayat.

Nefsin ıslahı ve terbiyesi için itikâf çok önemlidir. Haki beye göre, itikâfa girmemiş Müslümanların “fikir tartışmaları”, nefslerinin kavgasıdır. Nefs kavgasını fikir tartışması zannedenler, nefslerinin temayüllerini “İslami fikir” diye piyasaya sürüyorlar. Esas vahim olan nokta ise, nefs kavgası yaptıklarının bile farkına varmamalarıdır. İtikâf, ruhi ilimlerin kapısıdır. İtikâfa girmemiş bir Müslümana, ruhi ilimleri anlatmak kabil değil. Ruhi ilimlere ihtiyaç duymayan Müslüman, İslami ilimleri nefsiyle anlayacağı için, ne onları tahsil etmiş olur ne de İslam’ı anlamış olur. Hayatında bir defa itikâfa girmemiş olanlar, nefslerinin tazyikiyle tasavvufa küfredip duruyorlar. Beyinsizler… Bu günün dünyasında insan kalitesi çok düştü. Bu sebeple Müslümanlar itikâfa girmek istediklerinde, sünnette tayin edilen süre kadar dayanmaya çalışmasınlar. Önce daha kısa sürelerle başlasınlar, mesele bir günlük itikâfa girsinler, devamında iki günlük ila ahir… Neticede sünnetteki süre kadar itikâfa girene kadar devam etsinler. Nefsleriyle sıfır mücadele tecrübesine sahip bu günün Müslümanları, birden bire sünnetteki süre kadar itikâfa girmekte ısrar ederlerse, çıldırırlar. İslam’ı nasıl tatbik edeceğini bilmeyen ahmaklar, Sünnet-i Seniyyeyi hoyratça tatbik edip de, kendilerini mahvetmesinler. Kendi ahmaklıklarından dolayı aksi neticeler elde ettiklerinde, bazıları gibi, itikâf müessesesinin “Sünnet” olmadığını söyleyecek kadar zıvanadan çıkmasınlar.

 

İtikâf ve Akl-ı Selim

Müslümanın aklı akl-ı selimdir.

Mü’min, saf aklı Allah’a iade eder. Bu iade edişten sonra, Allah, tekrar aklı Müslümana bağışlar ve akıl artık akl-ı selimdir.

İnsan akıl, kalp ve zevk karargâhından mürekkep varlıktır. Aklı fethedip, akl-ı selime ulaşamayan insan, kalbe ve ruha ulaşamaz. Ruha ulaşamadığımız içindir ki, ruhi lezzetlerden ve ruhi oluşlardan mahrumuz ne yazık ki!

Kalbe ve onun daha derinlerinde olan ruha ulaşabilmenin başlangıcı aklı kurtarmaktır. Aklı kurtarabilmenin yolu nefs murakabesini ve hal muhasebesini düzenli olarak yapmakla mümkündür. İnsanın nefs murakabesini yapabilmesinin yolu ise itikâftan geçmektedir.

 

İtikâfı Emreden Hazreti Peygamberdir

Peygamberimiz, birçok hadis-i şerifinde itikâfı alenen emretmiştir. Mübarek hayatlarına baktığımız zaman görüyoruz ki, Hazreti Peygamber itikâfı düzenli olarak her fırsatta yapıştır.

Enes bin Malik der ki: “Peygamber (asm) Ramazan’ın son on gününde itikâfa girerdi, bir sene itikâfa girmedi; bir yıl sonra yirmi gün itikâf yaptı.” (Tirmizi, Cem’ul-Fevaid)

Hazreti Peygamber’in bu uygulamasından görmekteyiz ki, O, itikâfı gayet fazla önemsemektedir.

 

İtikâf İçtimai Ahlakı Tesis Eder

Cemiyet fertlerden teşekkül eder. Her bir beşerin yekûnu cemiyeti meydana getirir. Fikir Teknesi Külliyatının üzerinde çalıştığı İlimlerin tasnifi meselesinde beşeri ilimler mecrası diye bir mecra vardır. Şurası bir hakikattir ki, beşeri ilim kurulmadan, ilm-i cemiyeti kuramayız. Beşeri ilimlerin merkezinde ise itikâf vardır. Çünkü itikâf, ferdî ahlakı da tesis eden, sürekli ferdin kendisine bakmasını, kendisi hakkında tefekküre dalmasının yolunu açan usûle sahiptir. Bugün her cemiyetin büyük sorunu insan meselesidir. İnsan hakkında fikri olmayanın, insanı, insani bir sahada tetkik ve terkip edemeyen bir mecranın, insanla alakalı söylediği sözün kıymeti olabilir mi?

İslam cemiyetinin ideal insanı, her an ve her gün iç muhasebe ve murakabesini yapan şahıslardan oluşur. Bu itikâfla mümkündür. Bir cemiyetin büyük çoğunluğunun bu şekilde olduğunu düşündüğümüz zaman içtimai ahlakın tesisi de mümkün hale gelecektir. O halde itikâf, ferdi manada başlayıp umumi manada cemiyete sirayet etmelidir.

İtikâfın Mükâfatı

 

İtikâfa giren kişinin günahları hapsedilir

İbn Abbas’ın (ra) bildirdiğine göre, Allah’ın Resulü (asm) şöyle buyurmuştur:
“İtikâfa giren kişi hakkında, bu kimse günahları hapsedip, sevapların tümünü yapan kimse gibi, kendisine  sevapları işlenir.” (İbn Mâce- Cem-ul Fevaid )

 

İtikafda olan günahlardan uzaklaşmış olur

“İtikâfta olan, günahlardan uzaklaşır, her iyiliği işlemiş gibi sevaba kavuşur.” (İbn Mâce)

 

İtikâfa giren köle Azad etmiş gibi olur

“Bir devenin iki sağımı kadar itikâf eden, bir köle azat etmiş gibi sevap kazanır.” (Tenvir)

 

İtikâfa girmek iki hac sevabı kazandırır

Ramazanda on gün itikâf eden, 2 defa (nafile) hac yapmış gibi sevap kazanır.” (Beyhaki)

 

Allah rızası için itikâfa giren cehennemden uzaklaşır

“Allah rızası için bir gün itikâf, insanı cehennemden çok uzaklaştırır.” (Taberani, Hâkim)

 

İtikâf Allah katındaki mertebeyi yükseltir

Resulullah efendimiz buyurdu ki: “Miraç gecesi, beşinci göğe geldiğimde, Osman’ın suretini gördüm. Bu mertebeye ne ile eriştin dedim. Mescitte itikâf etmekle dedi.” (Menakıb-ı Cihar Yâri Güzin)

 

İtikâfa giren kişiyle cehennem arasında üç hendek açılır

İbn-i Abbas (ra), Hz. Peygamber’den (asm) şöyle nakleder: “Kişinin ihtiyacı anında bir kardeşinin yanında olması, yirmi yıl itikâf etmesinden daha üstündür. Her kim de Yüce Allah’ın rızası için bir gün itikâf ederse, Yüce Allah onunla Cehennem arasında üç hendek açar ki her bir hendeğin diğerinden uzaklığı Doğu ile Batı arasındaki uzaklık kadardır.” (Taberani- Cem-ul Fevaid)

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s