Etiket arşivi: İLİMLERİN TASNİFİ

BAZI İSLAM MÜTEFEKKİRLERİNE GÖRE İLİMLERİN TASNİFİ

BAZI İSLAM MÜTEFEKKİRLERİNE GÖRE  İLİMLERİN TASNİFİ

İhsâ’u’l- ulûm, merâtibü’l-ulûm, tertîbü’l-ulûm, tasnîfü’l-ulûm, aksâmü’l-ulûm gibi muhtelif isimlerle kendini gösteren ilimlerin tasnifi, İslam irfan tarihinin çeşitli zaman dilimlerinde -ihtiyaca binaen- islam mütefekkirlerince yapılmıştır. Bu tasniflerde ilim tabiri çeşitli şekillerde tanımlanarak sınıflandırırmıştır. İlmi; “vaki olan şeylere mutabık katî inanç ‘veya’ birşeyin suretinin akılda vücut bulması” diye tarif eden, yahut bu tarifi kabul eden islam mütefekkirleri, ilimlerin tasnifiyle hem varlığa dair kuşatıcı bir bakışa sahip olmuşlar, hem de aklî-naklî bilgiyi uzlaştırmak gibi umumi gaye taşımışlardır.

Tarih boyunca ilimlerin tasnifi birçok cihetle yapılmıştır. Yapılan birçok tasnif olmuş ve bir kısmı da hakikaten isabet kaydetmiştir. İsabetli tasnifleri reddetmek gibi manasız fikri istiklal edalarına savrulacak hasislikte değiliz. Fakat içinde yaşadığımız zamanın ortaya çıkardığı bir ihtiyaca mebni yeni bir tasnif denemesi yapılmalıdır. Yeni tasnif denemesi, önceki isabetli tasniflere bir reddiye olmadığı gibi onları lüzumsuz da kılmaz. Onların üzerine, çağımızın ihtiyacını da ekleyerek yeni bir tasnif bina etmek gerektiğini düşünüyoruz. (Haki Demir- İlimlerin Tasnifi yazı dizisi -3-)

Fikirteknesi kadrosu olarak şunu idrak etmekteyiz ki, çağımızın muazzam meselesi ilimlerin tasnifi meselesidir. Batı bilgi işgalini kırmak ve İslam bilgi telakkisini oluşturmamızın yolu, günümüze bakan cihetle ilimlerin tasnifini yeniden yapmamızla alakalı bir konudur. Bu hususu böylece belirttikten sonra artık İslam alimlerinin ilimleri sınıflandırmasına geçebiliriz.

Okumaya devam et

İLİMLERİN TASNİFİ HAKKINDA MÜLAKAT -1-

DOÇ.DR. HACI ALİ BOZKURT İLE İLİMLERİN TASNİFİ VE UMUMİ DEĞERLENDİRME BAŞLIKLI MÜLAKAT

Metin Acıpayam: Bilgi ve ilimle sıhhatli münasebet kurmanın ilk şartı ve altyapısı ilimleri tasnif etmeyle mümkündür. Tasnif yoksa, hayata müdahale etme imkanınızda yoktur. Zira hayat nizami ve ciddi irtibat ağlarını kabul eder. İlimlerin tasnifinin hayata bakan yönüyle alakalı konuşalım.

Doç. Dr. Hacı Ali Bozkurt: Sevgili Metin kardeşim, evvela şu hususu belirtmek zorundayım. Başlattığınız fikri hamlenin bir tarafı farz-ı ayn, diğer tarafı farz-ı kifaye hükmündedir. Farz-ı ayn olan tarafı, işlediğiniz mevzuların “sizin” değil, tüm “ümmetin” meseleleri oluşundandır. Ümmetin dirilişinin alt yapısını ilimlerin tasnifi meselesi vücuda getirecektir. Bu kadar hayati bir konu nasıl es geçilebilir? Bu açıdan bu meselelerle uğraşmak bir bakıma farz-ı ayn hükmündedir. Diğer tarafa gelelim. Neden farz-ı kifaye? Ümmet çok ağır imtihanlardan geçmektedir. Fikir sakinliği ve sevecen zemini ister. Fikrin tatbikatı şu şartlarda mümkün görünmemekte. Bu bakımdan mevzularınızın diğer tarafı farz-ı kifaye hükmündedir. İki durumdada size düşen manevi mükafat muazzamdır. Hem “Farz-ayn” olan mevzulara işaret ediyor, ve dikkatleri buraya çekmek istiyorsunuz, hem de “farz-ı kifaye” den dolayı diğer müslümanların üzerinden mesuliyeti kaldırıyorsunuz. İki haldede payınıza düşen şeref büyüktür. Bu bakımdan mevzuya geçmeden evvel Terkip ve İnşâ dergisi ailesini kutluyor, işlerinizde muvaffakiyetler diliyorum.

Okumaya devam et