Aylık arşivler: Eylül 2016

13. İMAM HATİP KURULTAYI KAHRAMANMARAŞ’TA BAŞLAMIŞTIR

Reklamlar

METİN ACIPAYAM İLE ‘MAARİF’ DAVAMIZ ÜZERİNE MÜLAKAT

isimsiz-1MAARİF DAVAMIZ başlıklı MÜLAKAT

Mülakat: Tekin Gümüştekin

1) Merhabalar Metin Bey, Öncelikle bizi kırmayıp zaman ayırdığınız için şahsım ve turmeb haber ajansı adına teşekkür ediyorum. Sizin Eğitim sistemi başta olmak üzere  birçok konu da araştırmalar yapmış olduğunuzu biliyoruz. Öncelikle “Eğitim” dediğimiz zaman günümüz şartlarında aklınıza ne geliyor ve ne olması gerektiğine inanıyorsunuz?

Metin Acıpayam: 1,5 asırdır bir buhran içindeyiz. Bu buhranın tüm içtimai hayatımızı kuşattığı aşikâr bir gerçek. Buhran-ı fikrimizin birçok esbapları vardır elbet. Dilsiz ve dinsiz bırakılan bir cemiyet ve bu cemiyetin karanlık ‘aydın’ portresi.

Osmanlı akından akına koşan bir medeniyet devletiydi. Âlemşümul mefkûresi, sarsılmaz imanı ve derin samimiyetten teşekkül etmiş bir cemiyet inşâ etmişti. Ne var ki, ihtiyarlaşan insan gibi Devlet-i Aliyye’de bunaklaşmış ve gevezeleşmişti. Hayatın dışında kalmış ve zamanın nabzını yakalayabilecek külli idrakten uzaklaşmıştı. Bu uzaklaşmakla beraber cevabımızın başında zikrettiğimiz buhran başlamıştı. Buhran âlemşümuldür. Batı’nın buhranı tüm cihana sıçrayarak bu cerahat Şark’ı da içine almış ve Osmanlı yılanlı kuyuya atılmıştı. Bu kuyunun kendine has hususiyetleri ve menfi veçheleri vardı. O zaman ki tabirle ‘cihan-ı husûmet’ yani tüm cihan Osmanlı Devletine husumet besliyordu. Husumetin dahili kahramanları nihayet Tanzimat’la kendini göstermiş, hariçteki dostlarıyla beraber devletimizi ve bu devletin ‘maarif’ anlayışını hedef almışlardı. Sualinizde geçen ‘eğitim’ kelimesini kesinlikle kabul etmemekle beraber lügat-ı ulvi’ den o kelimeye karşılık ‘maarif’ kelimesini kullanıyorum. Sebep? Sebep şudur ki, ecdadımız ‘milli eğitim bakanlığı’ müessesine ‘maarif nezareti’ diyordu. Ne için? Çünkü tüm ilimleri müessirin maarifetini keşf ve idrak üzerine inşâ etmişti. Müessir: Eser yaratan, yaratıcı,  Eser: İnsan.

Okumaya devam et

RUZNÂME 1 EYLÜL 2016

ruznameSezai Karakoç ve Diriliş -6-

Medeniyet Anlayışı -3-

İdeal ile Gerçek

Sezai Karakoç ufku tayin eden adam. İdeal ile gerçeğin arası ne korkunç bir mesafe… Diriliş mefkûresinin doğmamasının sebebi bu… İdeallerden gelen ses gerçeği muhatap alır mı? Almazsa ne olur? Sadece sayfalardan ibaret kuru kelimeler yığını!

* Okumaya devam et

METİN ACIPAYAM-ARSLAN BALTA MÜLAKATI

isimsiz-1BİR CEMAAT PORTRESİ CEMAAT ‘İN’ İKTİDAR MÜCADELESİ

Mülakat: METİN ACIPAYAM

Metin Acıpayam: Karargâh Anadolu… Anadolu’nun yeniden İslam’ın çağını başlatabileceği idealine inanıyor musunuz? Takriben bir asırdır bu coğrafyada yaşanan çatışmaların, savaşın ve rahat bırakılmayışın sebepleri sizce nelerdir?

Arslan Balta: Tarihte birçok medeniyete ev sahipliği yapmış Anadolu toprakları, dili, dini, etnik kökeni birbirinden ayrı olsa da, insanlığın, farklılıkları bir arada barış içinde yaşatma tecrübesinin en güzel örneklerine sahne olmuştur. Üzerinde yaşadığımız topraklar, ayrılıklar üzerinden siyasetin, farklılıkları yok sayarak ya da yok ederek var olmanın hayat bulamayacağı topraklardır.

İki yüz yıllık devlet eliyle modernleştirme sürecinde ve özellikle Cumhuriyet dönemi ulus devlet yaratma projesinde, bu toprakların tarihe mal olmuş birlikte yaşama tecrübesi görmezden gelinerek, sun’i çatışma alanları oluşturulmuştur. Cumhuriyet tarihi boyunca, Kürt-Türk, Alevi-Sünni, laik-anti laik, sağcı-solcu gibi çatışmalar, yeri ve zamanı iç ve dış işbirlikçileri ile belirlenerek topraklarımız üzerinde sahneye konulmuştur. Ülkeyi yöneten siyasetçiler, bu çatışma alanlarının özüne inerek meseleyi anlama yerine, yok sayma, inkâr etme gibi yöntemlerle üstünü kapatmıştır. Bu hassasiyet noktaları, bir başka zamanda kullanılmak üzere adeta dondurulmuştur. Var olan problemlerinizi kendiniz çözmediğiniz, topraklarınızı müdahaleye açık halde bıraktığınız sürece, hali hazırda olduğu gibi, bu çatışma alanları kullanılacak, hatta yenileri üretilecektir.

Okumaya devam et

RUZNÂME 31 AĞUSTOS 2016

ruznameSezai Karakoç ve Diriliş -5-

Medeniyet Anlayışı -2-

Sezai Karakoç’un medeniyet anlayışında üzerinde fazlaca durduğu mühim meselelerden birisi de, ‘ Medeniyetin herhangi bir ırkla açıklanamayacağı’ gerçeğidir. Dinleyelim: “Medeniyeti ırkla açıklayan (rasist) teoriler varsa da kabulü mümkün değildir. Çünkü: medeniyet, tamamı itibariyle bütün insanlığa hitap eden tarih olgusudur. Tek kişiye ya da insanlığa dönük cephesiyle medeniyet, insanın sadece fizikî ya da fizyolojik ihtiyaçlarına cevap veren bir sistem olmakla kalmaz, ayni zamanda manevî-ahlakî, metafizik ve kültürel isteklerini de karşılamak amacını taşır. Her ne kadar bazı medeniyetlerde maddî ihtiyaçlar, bazı medeniyetlerde de manevî ihtiyaçlar ön plana geçerse de, her medeniyette, az veya çok, bu iki cephe için de bir teklif getirildiği gerçeği değişmez. Bütün ruhî faaliyeti, sonuç itibariyle, maddeye indirgeyen, onun bir yansıması gibi gören, ona bağlayan ya da ondan bağımsız varsaymayan materyalizmi ve özellikle tarihî materyalizmi, ayrıca, her türlü manevî olguyu “kan”a irca eden rasist görüşü bir tarafa bırakırsak, medeniyet olgusunda, ruhî ve maddî faaliyet ve eserlerin tümünü görmek mümkündür. Bu olgu kabul edildikten sonradır ki, insanların, biraz da çağlarının etkisinde kalarak, maddî ya da ruhî faktörü baskın faktör olarak tercih ettikleri gözlemlenebilir.”[1]

Okumaya devam et