Etiket arşivi: matematik

MATEMATİK MÜLAKATLARIMIZ DEVAM EDİYOR

Prof. Dr. Zekeriya ARVASİ ile Mülakat

Prof. Dr. Zekeriya ARVASİ ile Mülakat

MEVCUT MATEMATİK SIFIR İLE BİR ARASINA SIKIŞMIŞTIR

Batının bizden yarım olarak aldığı ve tam muamelesi yaptığı riyaziye, matematik haline geldikten sonra, eksikliği görülemediği için, sıfır ile bir arasına sıkıştırılmıştır. Riyaziyenin ufku, sıfır ile bir arasındaki sahadan ibaret değildi, ikmal edilemediği için orada kalmıştı.
Riyaziye tecrit ve terkip güzergahını ikmal, ufkunu tespit, mevzu haritasını teşkil etmediği için, bugünkü matematiğin eksikliğini izah etmek zordur. Batının bunu idrak ve izah etmesi ise zaten beklenmezdi.

Batı, “bir”den sonraki sayılara toplama yoluyla ulaştığı için, “bir matematiğine” mahkum oldu, bu sebeple de sıfır ile bir arasında sıkıştı. Bu sıkışmanın en bariz alameti, bilgisayar dilini sıfır ile bire, bu ikisinin arasına hapsetmesidir. Bugünkü teknoloji, sıfır ile bir arasındaki sahanın teknolojisidir, eğer “iki” sayısı keşfedilebilirse, mevcut teknoloji ikiye katlanmayacak, onlarca katına ulaşacaktır.

Okumaya devam et

AKTÜEL YAZILAR -8- HAREZMİ VE CEBİR

Garip bir rüya ile uyandım. Rüyamda küçük burunlu, sarkık suratlı ve gür sakallı birisiyle yolculuğa çıkıyorum. Yolculuk boyunca ismini öğrenme teşebbüsüne giriyorum, lakin ismini söylemek istemiyor. Kızgın bir çölde tedrici adımlarla ilerliyoruz. O anlatıyor, ben dinliyorum.   Sürekli sayı ve rakamlardan bahsediyor. Birden semâlardan bir ses yükseliyor. O ses:

  • Ey Harezmi gel artık.

Okumaya devam et

MATEMATİK Epistemolojik İşgalin Uç Beyidir

Matematik Epistemolojik İşgalin Uç Beyidir

 Yazımızın başlığını oluşturan “Matematik Epistemolojik İşgalin Uç Beyidir” tabirindeki matematik lafzı, her sistem ve ciddi mevzûnun içini boşaltan Batı adamının matematik anlayışıdır. El attığı her meseleyi son derece maleyanileştiren, korkunç istismarıyla beraber, bir o kadar da fikir hırsızı olan Batı dünyası, cehalet nisbetli cesur hamleler içine girebilen madde temelli zihnî alt yapıya sahiptir.

Batı adamı, her ele aldığı meseleyi, aslından uzaklaştırmakla beraber, usûl ve tarihi silsile bilmeyen ahlaksızlığıyla, her kıymetli hazineyi hırsızvari eda ile gasp eder, bu gasp ettiği hazineyi ise kendi malı gibi göstermekten esef etmez.

Bir buçuk asırdır yanıp kavrulan, çocukvari mucitliği ile keşfettiği yapay dünya içinde kıvrandıkça buhranı artan Batı dünyasının, matematik temelli krizine şahit oluyoruz. Şanlı İslam medeniyetinin devlet planında temsilcisi olan Osmanlı devleti, binbir hainevi ve düzenbazlıklarla narkoz dolu yatağa hapsedilmiş, böylece beşeriyet, yaklaşık bir buçuk asırdır Batı adamının eline bırakılmıştır. Manayı reddederek tüm hayatı beş duyu dairesinde izaha çalışan Materyalizma gözlüğü sebebiyle ilim irfan ve hikmetten yoksun kalışı, O’nu ruh ve sinir hastası August Comte denilen adamın ve teorisinin eline bırakmıştır. 20. Asrın Batı dünyası için varoluş çağı gibi gözüktüğü bahsi tarihi bir yanılmadır. Varoluş gibi gözüken bu durumun temel sebebi, her meselede çeşitliliğin olmasıdır. Aydın ve feylosoflarının her biri, her mevzûda derin ihtilaflara düşmüş,  istikrardan uzak vahdet anlayışını idrak edememişlerdir. İşte bu sebebledir ki, dualizm denilen ikicilik felsefesi Batı’da gelişmiş, böylece BİR vahidi etrafında cemiyet örgüleşememiştir. Müsbet Matematik (Riyaziye), BİR’in etrafında dairevi Oluş vetiresini inşâ eder. Batı’nın BİR’den uzak anlayışı sebebiyledir ki, matematik bugünkü dar ve sığ anlayışa hapsolmuştur. Tüm matematik 0 ve 1 rakamları etrafında ikame olunur. 0 yokluğun, 1 ise varlığın ve var oluşun remzidir. Hayat ise ya vardır, ya yoktur. (Yani ya 0, ya 1) Kâinatta olan hadiseler ise, 0 ve 1 arasında rücu eden vakıalardan ibarettir.

Okumaya devam et

MATEMATİK FELSEFESİNE REDDİYE -3-

Leibniz

Leibniz hakkındaki değerlendirmelerimize elbette meşhur tetkik adamı Kurt Gödel gibi yaklaşmayacağız. Gödel’e göre Leibniz tanrıdır. Batı tarihinde ne kadar da çok tanrı var diye soracak olursanız onun kısaca zihni izahını yapalım…

İsminizden cisminize, cisminizden tüm hayat tasavvuruna kadar kaynağınız Eski Yunan olduğu zaman, elbette “bir” vahidi etrafında değil binler etrafında kümelenirsiniz. Batılı “bir”den nefret eder, ona göre “bir” çeşitlendirilmeli, bir yerine belki milyonlar gelmelidir. Bu sebepten tevhidi anlayışı reddederler. Hristiyanlıktaki teslisin ve onun kültüre ve edebiyata ve tabi olarak felsefeye bakan cihetinde de bu anlayış hâkimdir.  İyi ki teslis’de “üç” de durabilmişler demeyin sakın!.. O üç’e talip olan ne milyonluk kitle var bir bilseniz? Hayatın bu kadar savrulduğu zamanlarda tek çare, liberalizma’dır…

Okumaya devam et