Etiket arşivi: SURİYET

RUZNÂME 26 HAZİRAN 2016

ZİHNİ İŞGAL VE SURİYE

Her ne kadar Batı gerileyip çökse de gücü hala sürmekte… Bunun karşılığında ise Doğu kalkınıyor, yükseliyor, gelişiyor ama hala Batı kadar uluslararası meselelerde tecrübe ve maharet sahibi değil. Bu durum, insan bedeninin terakkisine benzemekte… Delikanlı ve genç ruhun sahibi Doğu, gelişiyor, serpiliyor, güçleniyor, ihtiyar ise gücünü gittikçe kaybediyor. İhtiyar Batı batışın, genç Doğu ise Doğuşun müjdecisi…

Her ne kadar ihtiyarın zihni ufku ve akıl hacmi delikanlıyla mukayese edilemeyecek kadar geniş ve büyük olsa da zevale akmakta. Ne var ki zaman hükmünü icra ediyor, durdurulamıyor, zapt edilemiyor ve ihtiyarı hızla zevale yani “batışa” doğru yuvarlıyor. Zihninden her saniye kırk tane şeytanlık ve kurnazlık geçiren ihtiyar kurt, çoğu zaman doğuyu alt ettiğini sanıyor, halbuki delikanlının dayanıklılık ve direncini artırarak kendine karşı nefreti daha da perçinleştiriyor…

Gençliğin ve ihtiyarlığın fark bakımından farik ve mümeyyez vasıflarından en önemlisi şudur ki, ihtiyar; zafere dahi sevinemeyecek kadar yorgun ve bitkinken, genç her türlü mağlubiyetten ders çıkarır, hamle istidadını her daim koruyarak şartların uygun hale gelmesini sükûnetle bekler, zira genç demek “ruh” demektir. Ruh her daim gençtir, dinamiktir… Ruhu elinde bulunduran ise İslam Medeniyetidir.

Geçen asrın Batılı filozofu şöyle diyordu;

Yakında bir mucizeye şahit olacağız, çok yakında. Dünyada bir hayvan topluluğu yaşayacak. Bir karınca yuvası olacak arzımız… İşte bu hayvan topluluğu bugünkü Batı’dır, ve kendini yenileyebilmesinin mümkünatı yoktur. Zira insan hayvanlaşabilir, ama hayvan insanlaşamaz. “Hayvan” olduğunu kendi ağzından teyit etmek suretiyle bir buçuk asırdır haykıran Batı uygarlığı, Cemil Meriç’in dediği gibi; hayvan çiftliğidir…

Okumaya devam et

Reklamlar

YAKIN TARİH MÜLAKATLARI -4-

NESRİN RİHANİ İLE SURİYET MÜLAKATI -2-

METİN ACIPAYAM: Tefekkür sükûneti sever. Silah ortaya çıkıp da hayat namludan yansımaya başladığı zaman, hayatın alt yapısı çökmüş demektir. Silahın ortaya çıkması fikri sükût ettirir. Derin tefekkür hamleleri muhkem bir sükûnetle mümkündür. Bu girizgâhtan sonra Suriye savaşını nasıl değerlendirmektesiniz?

NESRİN RİHANİ: Suriye’yi savaşa götüren asıl faktörler gizlenerek mezhepsel ve halkın savaşına dönüştürdüler. Bunun gibi savaşlar uzun vadelidir, yeşilin kuruyla yanmaktadır. Bazen 7 yıl sürer bazen 12 yıl. Örneğin, 3 milyon nüfuslu Lübnan’da halk savaşı tam 15 yıl sürmüştü. Suriye için durum çok farklıdır. Gördüğümüz gibi Suriye’de ekonomik bir proje gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Medya önemli bir rol almaktadır ve dünya istihbaratı üzerinde çalışmaktadır. Suriye’nin ideolojik bir ordusu vardır, halkla ve lider ile uyum içindedir. Bu ordunun azmi olmasaydı Suriye’de ki savaş çoktan olumsuz bir şekilde sona ererdi.

METİN ACIPAYAM: Suriye savaşının umumi seyrine baktığımızda görüyoruz ki iki tarafın birbirine üstünlüğü diye bir şey söz konusu değil. Ölen insanlar, vatanından ayrılmak zorunda kalan mazlumlar. Bütün bu olanların sizce mesulü kimin ve kimlerin üzerinedir?

NESRİN RİHANİ: Suriye tarihi ve coğrafi yapısıyla bölgede önemli bir rol oynamaktadır ve bunu tarihte de gördüğümüz gibi Haçlı Savaşları, Bizans ve Roma hamleleri ile her zaman Suriye ve İskenderun körfezinde gerçekleşmişti. İpek yolu, Hicaz’a giden yol Suriye üzerinden başlatılmıştı. İslamiyet öncesi ve sonrası Şam ve Yemen ticari merkezler olmak üzere göz önünde tutulurdu ve bugüne kadar Suriye, Avrupa ve Asya kıtalarının önemli bir ticari kapısıdır. Gelecek dünya ekonomisi egemenliği üzerine kurulan planlar, İsrail devletini genişletmek ve İsrail’e karşı direnişin gücünü zayıflatmak içindir.

Okumaya devam et