Kategori arşivi: EDEBİYAT

ŞİİR SESLENDİRME ÇALIŞMAMIZ BAŞLAMIŞTIR. TANZİMAT’TAN BU YANA TÜM ŞAİRLERİMİZİN ŞİİRLERİNİ SESLENDİRMEK HEDEFİMİZ..ŞÂİR-İ ÂZÂM ABDÜLHAK HÂMİD TARHAN ile başlıyoruz. Şiir: BİR VÂİZE BİR MEV’İZE

Reklamlar

ŞAİR MEHMET MORTAŞ İLE ‘ŞİİRDE DUYGUSAL BİLİNÇ’ BAŞLIKLI MÜLAKAT

mehmet-mortas

ŞAİR MEHMET MORTAŞ İLE ‘ŞİİRDE DUYGUSAL BİLİNÇ’ BAŞLIKLI MÜLAKAT

Mülakat: Metin ACIPAYAM


Metin Acıpayam: Şiir hakkında başlayalım Sayın Mehmet Mortaş! Girizgâh hükmünde başlayacak olursak ne söylemek istersiniz?

Mehmet Mortaş: Yüreğimizden damıtılmış kelimeler ile girelim şiir ülkesine, şiir kalbe yazılır diyerek, sözü ve hayatı kalbin titreşimlerinde yol aldırarak girelim kelimeler ülkesine.

Bilmek, anlamak, düşünmek, inanmak ve sevmek insanın yeryüzündeki en temel yönelimleridir. Bilmek bilimle, inanmak dinle, düşünmek felsefe ile duyumsamak ve duyguların içinde olmak sanatla ilgili özelliklerdir der Vefa Taşdelen Sanat Yazılarında.

Metin Acıpayam: Şairin duygu dünyası hakkında ne söylemek istersiniz?

golge-boyu-irmak20130624163052Mehmet Mortaş: Hayat içerisinde, yaşanmışlıklarda, yaşadıklarımızda düşündüklerimizde yani hayatı yönlendiren kimi zaman üzen kimi zamanda sevindiren duygularımız vardır. Duygularımız içimizden dışarıya doğru yansıtır kendisini, dışarıdan içeriye etkilenir ve bu etkileşimlerden dolayı farklı duygusal boyutlar her kişinin içinde özel odalarında gezinip dururlar. Duygularımızı kendi içimize hapsetme lüksümüz yoktur, kendimizi ifade edebilmek kendimizi anlamlı kılabilmek için kelimelere, renklere, seslere başvururuz. Ve sosyal dünyaya kendimize özgü has kendimizden olan bir eser var etme isteğiyle çıkarız. Bu çıkışımız acıların ülkesinden geçer duygular yazın kucağında soğuk iklimlerin duşunu alırken, hüzünlerin ülkesinde uzun bir yola çıkmaya hüküm giyer.

Kafka hayat boyu sırtında taşıdığı kendisinden ayrılmayan ve kendisinin bir parçası olan acıları tarif ederken; ‘En kötü şey, öldürmeyen acılardır / Hayat boyu sırtınızda taşıdığınız acılardır.’ der

Metin Acıpayam: Duygular ruhuzuma izler bırakır aslında…

ekran-alintisi

Mehmet Mortaş: Evet Metin bey, duygular ruhumuza izler bırakır, acıların, sevinçlerin, hüzünlerin haritalarını çizen duygular… Bazen kaybolduğunu düşündüğümüz, unuttuğumuz aklımızın bir köşesinden dahi geçirmediğimiz hatta içimizde yaralar bırakan ve bu yaraların kabuk bağlamasını unuttuğumuz duygularımız vardır. Basit bir kelime, ufak bir cümle, kısa bir sözcük kaybolduğunu zannettiğimiz, unuttuğumuz, hatta bize ait olduğunda tereddüt ettiğimiz ruhumuzda iz bırakan bu duygular, ufak bir dokunuşla kanar kanar nar gibi açılır, nar renginde kor olur tutuşur bizi alır götürür uçsuz bucaksız hüzünlere acılara. Yarası olmayan anlamaz çünkü onların yaraladıkları vardır der Atilla İlhan.

Metin Acıpayam: Duygu-İnsan-Şiir bu üçlü teslisi nasıl nişanlarsınız?

Okumaya devam et

ŞÂİRE ZÜMRA NUR EFŞAN İLE ŞİİR ÜZERİNE MÜLAKAT

zumra

ŞÂİRE ZÜMRA NUR EFŞAN İLE ŞİİR ÜZERİNE MÜLAKAT

MÜLAKAT: METİN ACIPAYAM

Metin Acıpayam: Şairlik küçük ve âdi hasislikler işi midir? Yoksa idrakin en ileri merhalesinin cehdi mi?

Bana göre şairlik yüreğin kaleme, kalemin kelâma fısıltısıdır. Diğer bütün sanat dallarında olduğu gibi şairlikte de yetenek mevzu bahistir. Yani ben şairliğin içsel olduğuna inanırım. Aynı zamanda bir düşünce ve düşünceyi süsleme sanatıdır. Mesela yaptığın her iş’te yüreğini ortaya koyman gerekmez ama şair dediğin yüreği olmadan hissetmeden yazamaz. Velevki yazdı, her yazan da şair olamaz. Kısacası içinde duygu ve düşüncelerin birleştiği bir okyanusa kimse kirli diyemez…

Metin Acıpayam: “ideal şair” nasıl olmalıdır?

Bir kere kendine has bir tarzı, tavrı olmalı. Kalem tutuşu dahi kendine özgü olmalıdır.takdir etmek ile taklit etmek arasında çok ince bir çizgi vardır ve o çizgiyi katiyyen aşmamalıdır. Düşüncelerini yalın bir halde okuyucuya aktarmalı. Az kelam ile çok tesir bırakmalı. Şahsen insanlıkta, yazarlıkta şairlikte bile en önemli etkenin samimiyet olduğuna inanırım. Kaleminizde samimiyet varsa, okuyucu yazdıklarınızda kendini buluyorsa, hissin en ileri derecesini yakalıyorsa, bırakın kelamlarınız ne yöne akarsa aksın…

Metin Acıpayam: Poetikası olmayan şair olur mu?

Okumaya devam et

ROMAN ve ÖYKÜ Hakkında Yürüttüğümüz Kamuoyu Tahkikâtımız Devam Ediyor

eray-aydin-1Metin Acıpayam: Necip Fazıl diyor ki: Vâkıa sebep olmadan netice doğmaz; fakat neticeyi teşhis ettirici yolların da sebep kutbuna bağlı düğümleri vardır. Öyle ki, sebep, bütün kendi eseri olan netice yollarından da aranabilir. Buradan hareketle ruhun romanı yazılabilir mi?

Eray Aydın: İnsanoğlunun bildiği kavramlar arasında romanı yazılamayacak olan hiçbir kavram yoktur değil ruhun o ruhu yaratanın bile romanı yazılabilir ve dahi defaatle yazılmıştır bile. Öncelikle romanı anlamak ne olduğunu zihnimizde şekillendirmek gerekir. Her gittiğim konferansta ve benden yardım isteyen her yazara söylediğim bir söz vardır: Bir yazar romanında 3 kişiyi yazar:  Olduğu kişi, olmak istediği kişi ve olmaktan korktuğu kişi. Bir edebiyat eserini okuduğunuzda eğer dikkatli bir gözle karakterleri tahlil ederseniz, yazarın korkularını, kıskançlıklarını, umutlarını hülasa onu insan olarak bina eden ruhu görürsünüz; netice olarak da şunu belirteyim: Aslında her roman “yazarının ruhunun” romanıdır.

Metin Acıpayam:  İdeal bir öyküde vakıânın kaynağı manalardır diyebilir miyiz?

Okumaya devam et

ŞİİR HAKKINDA TAHKİKÂTIMIZ DEVAM EDİYOR

RUZNÂME 20 AĞUSTOS 2016

ruznameNihâd Sâmi Banarlı Okumaları -12-

Nihâd Sâmi Banarlı ve Türkçemiz -2-

Türkçenin Sırlarından Notlar

Dilleri dil yapanlar, birtakım alaylı hatta âlim dilciler değil, milletlerdir; milletlerin, dile bir güzellik ve bir güzel ses vermek için yaratılmış, kadın, erkek, adsız evlâtlardır. Bir de milletlerin dillerini seven, anlayan ilâhi bir güzellikle kullanan, büyük şâirlerdir. Esâsen bir millet için büyük şâir demek, milletinin dilindeki güzel sesi duyan ve duyuran insan demektir. (Türkçenin Sırları s. 37)

Okumaya devam et

SİYASİ EDEBİYAT KURULMALIDIR -RUZNÂME- 19 MAYIS 2016

Siyasi Edebiyat Kurulmalıdır

Edebiyat, hayatın tamamını izah edebilecek kudrete sahiptir. Fesâhat ve Belagat isimli iki silahı olan Edebiyatın, fâsih sözü yerinde ve zamanında söyleyen beliğ zatı, söze kudret ve aheng yüklediği zaman, bu sözün karşısında durabilecek herhangi bir şey mevcut değil. Şarktan bir mütefekkire edebiyat nedir diye sorsanız cevaben: Edebiyat, söz söylemenin ilmidir cevabını verecektir.

*

Siyasi edebiyat kurulmalıdır. Kurulmalıdır ki, tatbikatçı (siyasi) kadrolar fikre ve fikir adamına kulak vermeyi öğrensinler. Siyaset tabiatı itibariyle aksiyon işidir. O’nun müntesibinde ilk olması gereken: Hareket.

Fikir ise sükûneti sever, sükûnetten hoşlanır. Mütefekkirlerin saha itibariyle muvaffak olamayacağı tek yer siyasi sahalardır. Çünkü orada gürültü, patırtı vardır. En derin zihni hücrelerinde dahi çileli tefekkür hassesi bulunan mütefekkir için, kalabalıklar değildir aslolan… Kalabalığın olduğu yere sloganlar hakim… Sloganın olduğu yerde ise fikir; tımarhanelik vakıa…

* Okumaya devam et

KISA SÖZLER VE VECİZELER -5-

Şiir ve Şairlik Üzerine -2-

Sanatı Üzerine Düşünmeyen’den Sanatkar olmaz.
Sadece nefs tatmini yapan, uğraştığı meşgaleyi nefsinin emrine vererek Sanat kabul eden züppe entellektüeller çıkar.
Entellektüel Batı’dan devşirme…
Alim-Arif-Mütefekkir İslam Medeniyet Hamlesinin remz şahsiyetleri…
Kendini Entellektüel kabul edenler aslında, İLİM-İRFAN-TEFEKKÜR’den nasibi olmayan zatlardır.

KISA SÖZLER VE VECİZELER -4-

Şiir ve Şairlik üzerine -1-
Şiir hal ve nizam demektir. Şiiri kafiyeden ve usûlden ayıranlar nizamsız şahsiyetlerin ta kendisidir.
-2-
Poetikası olmayandan şair olmaz.
-3- Garip Akımın garip adamı Orhan Veli’nin İslamcı camiaya bile bu kadar tesir etmesi calib-i dikkat bir vakıadır.