Kategori arşivi: FİZİK

HİGGS BOZONU ETRAFINDAKİ DÜŞÜNCE HARMANI

Higgs bozonu çevresinde oluşan ilmi heyecan çok hoş. Hoş olan tarafı, ilmi gelişmelerin sadece bilim adamları değil, daha geniş bir çevrede heyecan uyandırması… Medyanın bu işteki payını takdir etmek gerek zira doğrudan bu meseleye alaka uyanmasını beklemek zor. Temel bilimlere dönük tecessüs (merak) zafiyeti, Türkiye için çok ciddi bir problem. Umulur ki medya, temel bilimlerdeki gelişmelere karşı daha hassas olur, böylece temel bilimlere yönelik alaka, tecessüs ve heyecan artar.

Higgs bozonu nedir, hangi fonksiyona sahip olduğu düşünülüyor, varlığı neden gerekiyor? Aslında problem higgs bozonundan daha derinde. Fizik biliminin ulaştığı safha, kütlesiz varlıklar noktasıdır. Kütlesiz “madde değil”, “kütlesiz varlık”… Bu iki tabir etrafında devasa farklılıklar taşıyan teoriler geliştirmek mümkün, hafife alınacak gibi değil. Kütlesiz madde olmayacağına göre, kütlesiz varlık tabiri bir mecburiyet.

Fizik biliminin ulaştığı nokta yeni bir alan, bu alan için yeni bir teori gerekiyor. Bu alan, madde fiziği alanı değil, madde altı (yani kütlesiz madde) alanıdır. Kütlesiz varlıklar evreni de diyebileceğimiz bu alan, kütlesiz varlıklardan kütleli varlıkların oluştuğu süreçleri işletiyor. Fizik bilimi, son bir asırdır varoluş sürecini tetkik etmeye başladı. Bu safha, “ontoloji” inşasında yeni imkanlar, malzemeler, metotlar ve hatta teknolojiler üretecektir.

Okumaya devam et

MATEMATİK MÜLAKATLARI -2-

Haki Demir İle Matematik Ve Riyaziye Üzerine Mülakat

Metin Acıpayam: Mütefekkir insanın matematik ile münasebeti ne ölçüde olmalıdır?

Haki Demir: Her mütefekkir aynı zamanda matematikçi olmak zorundadır. Farkında olsun veya olmasın, matematikle ilgilensin veya ilgilenmesin böyledir. Bu sebepledir ki bir mütefekkirin matematik ile ilgilenmemesi anlaşılır gibi değil. Matematik, matematikçilerin bile ancak şekli (formel) çerçevede ilgilendiği bir bilgi sahası haline gelmişse, o ülkede mütefekkir yok demektir. Matematikle ilgilenmemiş fikir adamları ya mütefekkir değildir ya da ilgilenmedikleri için neler kaybettiklerini bilmediklerinden dolayı çok bedbahttır. Matematikle ilgilendikleri takdirde ufuklarının ne kadar genişleyeceğini, idrak ve izahta zorlandıkları bazı meseleleri ne kadar kolay hallettiklerini görecekler ve çok derinden hayıflanacaklardır. Özellikle de insanların ciddi meseleleri neden ucuza getirdikleri, hafife aldıkları, umursamadıkları gibi mevzuların izahını görecekler, insan zihninin oluşturduğu mantık ve süreç sıçramalarına hayret edeceklerdir.

Metin Acıpayam: İslam bilgi telakkisine atıfla, İslam matematiği (ideal matematik) üzerine çalışmalar yapıyorsunuz. Hal böyle olunca hali hazırdaki matematiği “mevcut matematik” kabul ediyorsunuz. “Mevcut matematik” tabirinden ne anlamamız gerekiyor?

Haki Demir: Mevcut matematik, maalesef bahsi edilecek kadar ehemmiyete sahip değildir. Bu sebeple, riyaziye verdiğimiz ehemmiyet, mevcut matematikle alakalı değildir. Zaten matematik çalışmalarımızın özü, mevcut matematiğin tenkidi, buna mukabil bir bilgi ve tefekkür sahası olarak riyaziyenin ehemmiyetini tespit çerçevesindedir. Mevcut matematiğin eksikleri ve yanlışları gösterilmeli, buna mukabil yeni matematik telakki üzerine temrinler yapılmalıdır. Matematik mevcut haliyle muhafaza edilerek mutlak doğru muamelesi yapılırsa, çağın en büyük tuzağı olan “matematik tuzağa” düşmüş oluruz. Batı dünyası “matematik tuzağa” düştü, öyle ki bu tuzağı neredeyse hakikat vehmiyle kabul etti. Batının ve özellikle felsefenin girdiği krizin en büyük sebeplerinden birisi matematik tuzaktı ve bunu hala hiç kimse fark etmedi. Bizim kadim müktesebatımız matematik tuzağa düşmeye manidir. İslam tarihi, matematik tuzağa düşülmediğini, matematik tuzağın yıkıldığını gösteren sayısız metin ve usul ile doludur. Müktesebatımız ile münasebetimiz kesildiği ve batının bilgi telakkisinin işgaline (epistemolojik işgale) maruz kaldığımız için, batı ile birlikte bu tuzağa biz de düştük.

Okumaya devam et