Etiket arşivi: ihtilal

RUZNÂME 18 TEMMUZ 2016

ruznameDarbe Günlüğü -4-

Darbe girişimi bize neleri göstermiştir?

  • 2016 yılında hala darbe yapılabilirliğinin mümkün olduğunu.
  • Ülke ne zaman bir ilerleme kaydetse birileri tarafından düğmeye basılarak bu ilerlemenin durdurulduğunu.
  • Acilen gündemimize “insan-hayat-varlık” gibi temel meseleleri ele almamız gerektiğini.
  • İnsanı anlamayan hayatı, hayatı anlamayan da varlığı anlayamaz. Bu gerçeği tüm ülke sathına yayıp temel meselelerde yoğunlaşmak gerektiğini.
  • Bâtıl kutbun, yani küfür ittifakı kuran darbecilerin bu topraklarda uzun bir süre bu tür çılgınlıklara girişemeyecekleri.
  • Türk eğitim sistemini baştan sona milli manevi müfredat etrafında yeniden ele alma zaruretini.
  • Müfredat meselesini külli fikir etrafında ele alarak İslam bilgi ve ilim telakkisinin kurulması gerektiğini.
  • İnşâ hamlemizi başlatarak tüm mevzularımızı Medeniyet Tasavvuru etrafında ele almanın zamanının geldiğini.
  • Avrupa Birliği Bakanlığının acilen kapatılmasını. Bunun yerine İslam birliğinin içtimai alt yapısını kuracak müesseseler üzerine düşünmeyi.
  • Nato ve buna benzer gayri milli unsurların tamamen tasfiyesinin şart olduğunu.
  • Terörist Fethullah Gülen’i hala topraklarında barındıran büyük Şeytan Amerika ile resmi tüm irtibatları koparmak gerektiğini ve Türk İslam coğrafyasında kendi ordu ve müesseselerini kurma vaktinin geldiğini.
  • Fert fert her gece uykuyu hayattan çıkarıp her an tetikte beklemeyi, bu yoldan artık dönmenin “cinayet” olduğu şuurundan mülhem, oluş sırrını idrak etmeyi.
  • Büyük Şeytan etrafında kümelenen ve kümelenmesi mümkün olan zümreleri ve devletleri tesbit etme sürekliliğini sağlayabilecek istihbari alt yapının kurulması gerektiğini.

Bu maddelerin tamamının yahut bir kısmının hayata tatbiki, ülkemiz açısından tekrar “süper güç” olabilmenin başlangıcını oluşturacaktır.

Okumaya devam et

Reklamlar

RUZNÂME 16 TEMMUZ 2016

ruznameDarbe Günlüğü -2-

1960’da başlamıştı darbe geleneği… Sonra 1970, 1980 nihayet 28 Şubat 1997… 15 Temmuz darbe girişimi ise mazide yapılan darbelerin hepsinden daha da alçakça… Bunun sebebi yaşadığımız süreçle alakalıdır. Zira ülke ilk defa PKK terör örgütünü nerdeyse bitirme noktasına gelmiş, hem PKK hem onun uzantısı Pyd, hem de vehhabi-selefi İşid örgütü… Tüm bunlarla savaş halinde iken yapılan bu hamle, tek kelime ile hainliktir. Hainin cezası ise ölümdür…

Müslüman Türk ve Kürt milletinin 15 Temmuz sabahında meydanları inlettiği slogan: İdam isteriz… Evet, bende istiyorum idam. Anadolu istiyor, Âlem-i İslam istiyor. Tayyip Erdoğan’dan gelen ilk açıklama: Meclisten idam cezası geçtiği takdirde imzalamaya hazırım… Bravo sayın Cumhurbaşkanı!

*

16 Temmuz Cumartesi… İhtilal girişiminin üzerinden henüz 24 saat dahi geçmiş değil. Tüm ülke teyakkuzda… Hadiselerde 250 küsur şehidimiz, 2000’e yaklaşık yaralımız var. Bu zafer Anadolu’nundur. Şehitlerin biri de çok sevdiğim Halil Kantarcı. 28 Şubat sürecinde 15 yaşında idamla yargılanan Halil abi, 28 Şubat’ta 10 yıla yakın hapis yatmıştı. Bu süreçte şehit olanların birisi de o. Gerçi bazılarına göre “demokrasi şehidi” Halil Kantarcı. Ona demokrasi şehidi demek, aziz ruhaniyetine hakarettir. O, ömrü boyunca demokrasinin aleyhinde olmuştur. Halil Kantarcı ve diğerleri İslam’ın şehididir. Zira “şehitlik” mefhumu İslamidir ve sadece uğrunda ölünmeye değer İslamiyet vardır. İslamiyet’in uğruna ölenlere şehit denir. Neyse bu bahsi fazla uzatmanın lüzumu yoktur.  Allah rahme eylesin, şehadetleri kutlu ve mübarek olsun.

Okumaya devam et

RUZNÂME 15 TEMMUZ 2016

ruznameDarbe Günlüğü -1-

Bugün günlerden Cuma… Hazreti Peygamber’in buyurduğu gibi “üzerine güneşin doğduğu tek hayırlı gün Cumadır.” Cumamız mübarek olsun.

*

Kanlı bir gecenin sabahına doğdum bugün. Kanlı bir gece! İstikbalin tarihçisinin “Bu da ne demek” sözünü duyar gibiyim. Bugün Türk Silahlı Kuvvetlerinin içinde çöreklenen hain, alçak ve şerefsiz bir grup er ve erbaş mevcut iktidara karşı darbe kalkışmasına girmiştir.

*

Saat 12.45… Cuma namazı için evimin yakınlarındaki camideyim. Huşû içinde namaz… Ve Ahmet Yeter hocamla namaz öncesi ve sonrası sohbet… Hiç birimizin saatler sonrası olacaklardan haberi yok.

*

Saat 15. 00… Eve dönüyorum, şiddetli baş ağrısı ve baş dönmeleri geçirmekteyim. Sanki gece olacakların habercisi bunlar…

*

Saat 20.00 suları… Nihayet hareket başlıyor. Albay Muharrem Köse komutasındaki darbeci itler, İstanbul ve Ankara’da stratejik bölgelerin trafiğini kapatıyor ve hareket fiilen başlıyor. Polis, askeri kalkışma karşısında “tatbikat için buradayız” sözüne kanıp ne olduğunu anlamadan, etrafta kalakalıyor…

*

Saat 22.00… Genelkurmay’da silah sesleri… Devletin helikopterleri devletin müesseselerine saldırıyor. Hem de bu saldırma hamlesi düşman askerlerden değil, güya bu ülkenin askerleri (!) tarafından yapılıyor… Ortalıkta müthiş bir kaos. İlk aldığım malumatlara göre, İstanbul ve Ankara düşmek üzere… Şiddetli bir şekilde öfkeye kapılıyorum. Sanki yeni bir ihtilal oluyor gibi bir his kaplıyor içimi. Başvekil Binali Bey, “bu bir askeri kalkışma” diyor… Hükümet erkânı ortada yok, iktidar partisinin vekillerinden çıt yok. Genelkurmay reisi, darbeciler tarafından rehin… Mit müsteşarı Hakan Fidan’dan ilk anlarda ses yok. Mit ağır bombardıman ve ateş atında… Meclis bombalanıyor, darbeci şerefsizler hızını alamayıp vatandaşın üzerine mermiler yağdırıyor… Karizmatik liderliğine hayran olduğum Tayyip Erdoğan yine yapacağını yapıyor, hemen NTV televizyonuna telefonla görüntülü bağlanarak “milletime sesleniyorum, sokağa inin” diyor ve milletimiz liderinden önce davranıyor ve sokaklara iniyor. Ortalık tam bir kan deryası…

*

Okumaya devam et

YAKIN TARİH MÜLAKATLARI -2-

ZEYNEP BOZDAŞ KİMDİR? 

Aslen Diyarbakırlı olan genç bir  hanım yazar, Erciyes Üniversitesi  tarih bölümünde okudu. İlk olarak, Genç Bakış Dergisinde yazmaya başladı. Bozdaş, hâlen Sivil Düşünce Platformu’nun Ortadoğu Temsilciliği,  Hür Dava Partisi’nin (HüDa- Par) Dış İlişkiler Başkanlığı Danışmanlığı ve Küresel Dünya dergisinde Foreign Policy Advisor/Dış Politika Danışmanı görevlerini yürütmektedir.

ARAP BAHARI ÜZERİNE

METİN ACIPAYAM :Zeyneb hanım merhabalar. Öncelikle söyleşi teklifimizi kabul ettiğiniz için sonsuz teşekkürler. Dilerseniz ilk sorumuza geçelim!..


ZEYNEB BOZDAŞ: 
Rica ederim Metin Bey. Buyrun sorabilirsiniz!..


METİN ACIPAYAM:
 Tanzimat ile başlayan Batı karşısında “kendimizi yok sayma” anlayışı, nihayet Cumhuriyet ile beraber zirve noktaya ulaşmıştır. 150 yıldır delice hareketler ve sözde inkılâplar ile beraber yönümüzü Batı’nın bataklığına çekmeye çalışan yerli işbirlikçiler sayesinde, dış politikada Cumhuriyetten bu yana rezalet üstüne rezalet yaşamaktayız? Bu açıdan baktığımızda, Cumhuriyetten sonraki dış politikamız hakkında ne söylemek istersiniz?


ZEYNEB BOZDAŞ: 
Fransız İhtilali süreci, Osmanlı Devleti için bir dönüm noktasıdır aslında. Batı’nın kaşıdığı bir süreçtir. Klasik taktiktir; ‘böl ve yönet’. Tebaaya aşılanan ulusalcı ruh, devlet adamlarının gücün ve ilacın Batı’da olduğuna dair inancıdır Osmanlı devletini yıpratan ve yıkan. Bizlerde kuraldır tarih için, şöyle olsaydı, şu yapılmasaydı vs. demeyiz. Sadece olanı bildiririz. Evet Osmanlı Devleti’nin sonunu hazırlayan, değişimi gerçekleştirmeye çalışan tamamiyle Batı’nın kurallarını özümsemiş kişilikler oldu. Kendi kültürlerini çiğnedikleri için halk onlardan uzaklaştı.

Okumaya devam et