Etiket arşivi: mütefekkir

CEMİL MERİÇ YAZILARI -2-

cemilmeriç-insanlıkŞAHSİYET TERKİBİNDE YAŞADIĞI DÖNEMİN KODLARI

*İtibarsızlaştırılmış bir hayata mahkum edilmek

Mütefekkirler için itibarsızlaştırılmış hayat demek, O’nun fikrine sağır ve kör olmaktan doğmaktadır. Mütefekkir; yaşamayı fikir, fikri yaşamak kabul eden, hayatın hay-huyundan sıyrılıp, tefekkür istidadı ile yaşamayı kabul edecek kadar heyecan ve aksiyon sahibidir. Her ne kadar tefekkür sükûneti sevse de, mütefekkir fikrinin kavgasını vermek zorundadır. Bu kavga içtimai konjektörün belirleyeceği usûl ve kaidelerle gerçekleşir. İtibarsız hayat, marazi bir haldir. Öylesine marazi bir haldir ki, oradan kaos çıkar. Kaos, fikrin düşmanıdır. Kaosun olduğu yerde herhangi bir fikrî mesele konuşabilmenin mümkünatı yoktur. Bu sebeptendir ki, mütefekkir için itibarsızlaştırılmış hayatın izahı iki sebeb etrafında tetkik edilmelidir. Bunlardan ilki, anlaşılamama (ademe mahkumiyet), ikincisi ise; itibarsızlaştırılan hayata mahkum edilmektir.

*

Cemil Meriç, 20. Asrın çileli mütefekkiri olduğu içindir ki, derin bir ıstırap içindedir. Istırap, O’nun için; öylesine derinleşmiş vaziyetteydi ki, ne anlaşılabiliyor, ne de kaos zamanını tersine inkılap ettirecek güç ve kudreti elinde bulunduruyordu. Fikir adamının kaderiydi bu memlekette horlanmak, ezilmek, yokluğa mahkum ettirilmek… Bu süreçte merhumu iki akıbet beklemektedir. Ya zamane insanı gibi susup iktidarlara yalakalıkla meşgul olacak, ya da itibarsızlaştırılmış hayattan itibarlı bir hayata kaçacak. Yalakalık yahut güce yavşamak, O’nun mizacına uygun değildi. O halde yapacağı en kutlu kaçışı gerçekleştirdi. Bu kaçış; kitapların dünyasına kaçmaktan ibaretti. Türk aydını Tanzimat’tan buyana hep bir yerlere kaçmıştı. Cemil Meriç ise bu kaçışın en ulvi olanını tercih etti.

Okumaya devam et

Reklamlar

BAZI İSLAM MÜTEFEKKİRLERİNE GÖRE İLİMLERİN TASNİFİ

BAZI İSLAM MÜTEFEKKİRLERİNE GÖRE  İLİMLERİN TASNİFİ

İhsâ’u’l- ulûm, merâtibü’l-ulûm, tertîbü’l-ulûm, tasnîfü’l-ulûm, aksâmü’l-ulûm gibi muhtelif isimlerle kendini gösteren ilimlerin tasnifi, İslam irfan tarihinin çeşitli zaman dilimlerinde -ihtiyaca binaen- islam mütefekkirlerince yapılmıştır. Bu tasniflerde ilim tabiri çeşitli şekillerde tanımlanarak sınıflandırırmıştır. İlmi; “vaki olan şeylere mutabık katî inanç ‘veya’ birşeyin suretinin akılda vücut bulması” diye tarif eden, yahut bu tarifi kabul eden islam mütefekkirleri, ilimlerin tasnifiyle hem varlığa dair kuşatıcı bir bakışa sahip olmuşlar, hem de aklî-naklî bilgiyi uzlaştırmak gibi umumi gaye taşımışlardır.

Tarih boyunca ilimlerin tasnifi birçok cihetle yapılmıştır. Yapılan birçok tasnif olmuş ve bir kısmı da hakikaten isabet kaydetmiştir. İsabetli tasnifleri reddetmek gibi manasız fikri istiklal edalarına savrulacak hasislikte değiliz. Fakat içinde yaşadığımız zamanın ortaya çıkardığı bir ihtiyaca mebni yeni bir tasnif denemesi yapılmalıdır. Yeni tasnif denemesi, önceki isabetli tasniflere bir reddiye olmadığı gibi onları lüzumsuz da kılmaz. Onların üzerine, çağımızın ihtiyacını da ekleyerek yeni bir tasnif bina etmek gerektiğini düşünüyoruz. (Haki Demir- İlimlerin Tasnifi yazı dizisi -3-)

Fikirteknesi kadrosu olarak şunu idrak etmekteyiz ki, çağımızın muazzam meselesi ilimlerin tasnifi meselesidir. Batı bilgi işgalini kırmak ve İslam bilgi telakkisini oluşturmamızın yolu, günümüze bakan cihetle ilimlerin tasnifini yeniden yapmamızla alakalı bir konudur. Bu hususu böylece belirttikten sonra artık İslam alimlerinin ilimleri sınıflandırmasına geçebiliriz.

Okumaya devam et