Kategori arşivi: BİYOLOJİ

METİN ACIPAYAM-PROF. DR. NEVZAT TARHAN MÜLAKATI (ParaPsikoloji ve Biyoloji)

Reklamlar

İSLAM İLİM TELAKKİSİ KAPSAMINDA BİYOLOJİ YAZILARI -1-

İSLAM İLİM TELAKKİSİ KAPSAMINDA  “BİYOLOJİ” YAZILARI

Batının Gelişme Hususundaki Delillerinin Çürütülmesi

Parça fikir serkeşliğinden kurtulamıyoruz. Çünkü Batı’nın ağır işgali altındayız. Bu işgal şüphesiz bilgi işgalidir. Parça fikrin menfi tezahürü olarak bir sahada ihtisaslaşdığını sanan güya mütehassıs kafa, kendi tabirleri olan “uzmanlık alanı” dışındaki her sahada avam derecesinde cahildir. Bu cehaletin umumi sebebi hayat ve hadiseler karşısında kendi sahasına hapsolmaktan kaynaklanmaktadır.

Fildişi kulesinden bütün fikrin şuuruna eren mütefekkir kafalar ise, en ufak bir izahında bile tasnifi yapılan temel telakkilerden bağımsız konuşamaz. Bu temel telakkiler; Hayat telakkisi, varlık telakkisi ve insan telakkisidir.

Yaklaşık bir asırdır Batı’nın bilgi ağında kıvranan zihinler  ne hayat telakkisini anlar, ne varlık telakkisini, ne de insan telakkisini. Batı’ya göre herşey “gelişme” ve “evrim” vetiresinden günümüze ulaşmıştır.

Bu yazımızda Batı’nın “gelişme” hezayanlarının lif lif çürütüldüğüne şahit olacaksınız..

***

Materyalist Batı’ya sesleniyorum; Artık sırası gelmişken insan, hayat, varlık telakkinizi oluşturan “gelişme” ve “çoğalma” hakkında kitaplarınızda kaydetmiş olduğunuz delil ve açıklamaların hepsinin zannî şeyler kabilinden olduğunu anlatmaya giriyorum ki, bunların dini delillerden birini te’vil etmeye bizi zorlayacak kuvvette olmadıkları açıkça anlaşılsın. Şimdilik size şurasını anlatmak istiyorum ki zan ve tahmin sınırını geçemiyorsunuz. Şüphesiz ki, hayvan cinslerinin ve hatta insanların da bir tek asıldan gelişip değişme ile meydana geldiğine delil olarak başlıca iki şeye dayanıyorsunuz. Önce hayvanların bazısında gelişmemiş uzuvlar yani bazı cinslerde bulunan uzuv belirtileri, meselâ; Henüz meydana gelmeye başladıkları görülmüş bir takım eksik ayaklar gözünüze çarpınca hüküm verdiniz ki, yaratma usulüne göre her nevi, ayrı ve müstakil olarak yaratılmış olsaydı bu eserlerin faydasız olması gerekirdi. Zira yaratma usülü gerektiriyor ki, her neviden yalnız lüzumlu ve faydalı olan uzuvlar bulunmalı. Ne daha az olmalı, ne de fazla. Bu eksin uzuvların ise bu durumda bir faydası olmadığı için anlaşılıyor ki, bunlar eski bir nevin gerekli uzuvlarının kalıntılarıdır. O nevin bu uzuvlara ihtiyacının ortadan kalkmasını gerektirecek değişikliklere karşılaşması sebebiyle kaybolmaya başlamışlarda bu kadarcığı kalabilmiş. Yahut bu görülen nevi, aslında uzuvlardan mahrum imiş de sonradan belirtileri görülen uzuvlara muhtaç başka bir nev’e dönme kabiliyetini gerektiren değişiklikler kendisine uğradığı için o diğer nevin (cinsin) gerekli uzuvları görülmeye başlamıştır.

Okumaya devam et

PARAPSİKOLOJİ VE BİYOLOJİ MÜLAKATLARI -1-

METİN ACIPAYAM: Biyoloji, batıda pozitif bilimlerin içinde yer alıyor, hem pozitif bilim mecrasında olması hem de tüm canlıları tetkik eden bilim olması hasebiyle, insanları da tetkik etmesi, ciddi bir problem değil midir?

NEVZAT TARHAN: İlginç bir soru. Sorunuzun ilginç olmasının sebebi şu noktadır: Biyolojinin insanı tetkik etmesi neden tuhaf  kaçıyor aslında ilginç olan bu. İnsan nasıl bir varlık?  Bu sorunun cevabını vermek için evrenin yaratılışına bakalım. Evrenin yaratışında ilk bilimin dışına çıkan ne var? İlk matematik var evrende. Herşey hesaplı kitaplı ölçülü. İlk bilgi matematiksel olarak yapılmış. Evrendeki düzene baktığımız zaman, özellikle bu kuantum dinamiğinin ortaya çıkmasından sonra, madde tabanlı evren, yerini enerji tabanlı evrene bırakmıştır. Enerji tabanlı evrenden söz ediyorsak eğer, klasik pozitif bilimde madde yani materyalizm vardı. Madde esastı. Diyalektik materyalizm buna karşı önce madde var diyordu. Sonra maddeyide gözlemleyerek soyut bilginin ortaya çıktığı tezini ortaya koyuyordu. Yani önce maddesel bilginin olduğunu, sonrada anlamsal bilginin olduğunu iddia etmekteydi. İşte bu sebebtendir ki, diyalektik materyalizm, maddeyi varoluşun merkezine almıştı. Ama kuantum dinamiğinden sonra şu ortaya çıktı: Evren enerji tabanlı bir evrendir. Yani maddeden önce mana var. Mesela bir marangozu düşünelim. Marangoz ustasının zihninde var olan bir masa önce marangozun zihninde var. Sonra madde olarak var. O halde, evrende bir yaratıcının zihninde var. Sonra evrende var. Yani  Kuantum dinamiğinden sonra şu ortaya çıkmıştırki, önce anlam, bilgi, proje var. Sonra uygulama. Şimdi böyle bir durumda olduğunuz zaman biyoloji bunun neresine oturuyor. Şöyleki; elinize bir elma alın. Elmayı ikiye böldüğünüz zaman ortasından çekirdekler çıkar. Şimdi materyalist düşünen bir insan, elmanın içindeki çekirdeği görür.  Materyalist değilde, soyut düşünen insan ise, çekirdeklerin içindeki elmayı görür. Çünkü elmanın anlamı ordadır aslında. Çünkü o elma nesiller boyu devam ediyor. Bu görülmeyeni görmektir işte. Görülmeyen çekirdeğin içerisindeki elma ağacını görüyorsun. Çekirdeğin üzerindeki elmanın özgeçmişini görüyorsun. Yani elmanın geleceğini görüyorsun burada.

Okumaya devam et