Etiket arşivi: ESAD

SURİYE SAVAŞI VE DAYANIKLILIK

Suriye Savaşı ve Dayanıklılık

Dayanıklılık hali, ruhidir… İnsanın hayat karşısındaki dayanıklılığı ruhi istikametiyle doğrudan alakalıdır. İnsan, hususiyeti itibariyle nisyan içindedir, yahut insan demek nisyan; yani aldanan demek değil midir?

Dünya kelimesi “deni” kelimesinden türetilmiştir. Deni; alçak manasındadır. Alçak dünyada nisyan halinde olan insanın aldanması bir lahzadan ibarettir.

*

Dayanıklılık halini sarih şekilde ortaya koyan ise savaş zamanlarıdır. Savaş, mahiyeti itibariyle, insanların ve cemiyetlerin dayanıklılık haline projeksiyon tutan, “dayanabilme” yahut “dayanıksızlık” hallerini çıplak şekilde ortaya çıkaran gerçekliğe sahiptir. Bu sebepten savaşın nihai neticelerinden birisi de devletlerin dayanabilirlik testini ölçmek suretiyle bunu ortaya çıkarmasıdır.

Savaş ve İslam Alemi

İslam âleminin metbu milleti Türk, 1000 yıldır fiili ve içtimai manada İslam’ın liderliği gayesiyle meydan yerinde olan ulvi millettir. Kadim İslam tarihine bakıldığı vakit görülecektir ki, Türk demek aynı zamanda Müslüman demektir. Muhterem ecdadımız, ırkını imanı ile nişanlayan, Türklüğün şartını İslamın şartı mesabesine taşıyan hüviyet arz etmektedir. Müslüman Türk, İslam’dan evvel savaş ve aksiyon mefkuresini, İslam’dan sonra ulvi cihat mefkuresiyle buluşturmuş, böylece 1000 yıl süper güç olmak suretiyle, Greko-Latin sürülerini atına yem etmiştir.

*

Okumaya devam et

Reklamlar

YAKIN TARİH MÜLAKATLARI -4-

NESRİN RİHANİ İLE SURİYET MÜLAKATI -2-

METİN ACIPAYAM: Tefekkür sükûneti sever. Silah ortaya çıkıp da hayat namludan yansımaya başladığı zaman, hayatın alt yapısı çökmüş demektir. Silahın ortaya çıkması fikri sükût ettirir. Derin tefekkür hamleleri muhkem bir sükûnetle mümkündür. Bu girizgâhtan sonra Suriye savaşını nasıl değerlendirmektesiniz?

NESRİN RİHANİ: Suriye’yi savaşa götüren asıl faktörler gizlenerek mezhepsel ve halkın savaşına dönüştürdüler. Bunun gibi savaşlar uzun vadelidir, yeşilin kuruyla yanmaktadır. Bazen 7 yıl sürer bazen 12 yıl. Örneğin, 3 milyon nüfuslu Lübnan’da halk savaşı tam 15 yıl sürmüştü. Suriye için durum çok farklıdır. Gördüğümüz gibi Suriye’de ekonomik bir proje gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Medya önemli bir rol almaktadır ve dünya istihbaratı üzerinde çalışmaktadır. Suriye’nin ideolojik bir ordusu vardır, halkla ve lider ile uyum içindedir. Bu ordunun azmi olmasaydı Suriye’de ki savaş çoktan olumsuz bir şekilde sona ererdi.

METİN ACIPAYAM: Suriye savaşının umumi seyrine baktığımızda görüyoruz ki iki tarafın birbirine üstünlüğü diye bir şey söz konusu değil. Ölen insanlar, vatanından ayrılmak zorunda kalan mazlumlar. Bütün bu olanların sizce mesulü kimin ve kimlerin üzerinedir?

NESRİN RİHANİ: Suriye tarihi ve coğrafi yapısıyla bölgede önemli bir rol oynamaktadır ve bunu tarihte de gördüğümüz gibi Haçlı Savaşları, Bizans ve Roma hamleleri ile her zaman Suriye ve İskenderun körfezinde gerçekleşmişti. İpek yolu, Hicaz’a giden yol Suriye üzerinden başlatılmıştı. İslamiyet öncesi ve sonrası Şam ve Yemen ticari merkezler olmak üzere göz önünde tutulurdu ve bugüne kadar Suriye, Avrupa ve Asya kıtalarının önemli bir ticari kapısıdır. Gelecek dünya ekonomisi egemenliği üzerine kurulan planlar, İsrail devletini genişletmek ve İsrail’e karşı direnişin gücünü zayıflatmak içindir.

Okumaya devam et

YAKIN TARİH MÜLAKATLARI -3-

NESRİN RİHANİ İLE SURİYE KONULU MÜLAKAT

Türk Dış İlişkilerinin Suriye politikası ile alakalı fiyaskosuna hepimiz şahit olduk. Bütün hesaplar Esed’ın kısa sürede gideceği yönünde yapılmıştı. Bu süreçte Türkiye’nin stratejik ve siyasi hatalarından bahseder misiniz?

Hatalar birçok alanda mümkün olabilir ancak siyasi hataların zaman zaman bedeli ağır ödeniyor hele ki yakın vadeli veya uzak vadeli geleceğin boyutları hesaba katmadan bazen ters ve olumsuz bir biçimde geri dönüş yapmaktadır.

AKP hükümeti dış ilişkilerinin bölgede ayrıca bir kaos yarattı ve bu hatalara bakınca hükümetin ince eleyip sık dokumak yerine acemi bir politik çalışmayı izlemiş ve yetmezmiş gibi bir çuval pirincin içine bir taş atmış. Hadi AYIKLA PİRİNCİN TAŞINI Türkiye. Bariz hataları ikiye ayırmamız gerekir dış ve iç hatalı politikalar.

DIŞ POLİTİKA

1- İran ve Rusya güven ve istikrarını tehdit eden NATO füzelerinin Türkiye topraklarında kurulmasını onayladı.

2- Suriye’de güvenlik ve istikrarı istikrarsızlaştırmak amacıyla Ankara,  Washington, Riyad ve Tel Aviv ile işbirliğine soyundu.

3- Erdoğan Mısır’da liberal ve laik sistemin kurulmasını istemesi, Mısır’da İslami konum olarak Türkiye’ ye eşdeğer olduğu için İslami önderleri kızdırmıştı.

Türkiye’nin hiçbir savunma konumuna ihtiyaç olmadan füzelerin kendi topraklarında bulundurması İran ve Rusya’nın düşmanlığını kazandı, zaten ABD ve AB, Türkiye’ye yönelik bir kazanç sağlamayacaktır. Aksine civar ülkeden düşmanlık kazandırdı çünkü ortada Karabağ ve Türk cumhuriyetlerinin meseleleri, Rusya’ya olan tehdit unsuru olarak nitelendirir ve Rusya Türkiye’nin bu politikasından rahatsız olduğunu hepimiz biliyoruz, ABD ve Türkiye projesine veto uygulamıştı.

ABD ve AB’nin, Afganistan, Irak, Filistin ve Lübnan’da üzerine Arap Baharı olarak adlandıran krizlerde olan haksız müdahaleler, bu güç ülkeleri siyasi, askeri ve ekonomik krizlerine sürüklemektedir. Diğer tarafa baktığımızda hemen hemen hiç zarar görmeyen iki önemli ülke, İran ve Rusya var.

O halde ’’Türkiye’nin bu ülkelere düşmanlık sürdürmesi bir hata değil miydi, buna nereden bakarsanız bakın mantıklı bir açıklaması yoktur.‘’

Libya’nın düşmesi ve Kaddafi’nin suikastı, Türkiye’nin siyasi ve lojistik yardımıyla gerçekleşirken daha sonra ABD ve AB GANİMETLERİ PAYLAŞIRKEN Türkiye’ye düşen payı nedir?

Okumaya devam et