Kategori arşivi: ŞEHİR VE MİMARİ

YAHYA DÜZENLİ İLE ŞEHİRCİLİK ÜZERİNE MÜLAKAT

yahya-duzenliYAHYA DÜZENLİ İLE ŞEHİRCİLİK

ÜZERİNE MÜLAKAT

 “Şehir idrak ve irfanından henüz uzak bulunuyoruz. Yâni bilinmez bir zamana kadar bu kasvet ve dehşeti yaşayacağız!

 Metin Acıpayam: Yaklaşık bir asırdır medeniyet krizi yaşıyoruz. Tahrip olmayan müessese ve fikrimiz kalmadı nerdeyse… Terkip maharetimizin kaybolmasıyla beraber, tefekkür mecrası da kurumuştur. Kuruyan tefekkürle beraber, his ve idrak edemeyen “aydın” profili çıkmıştır. Bu yeni “aydın” tipi, “ucuzculuğun”  zirve şahsiyetidir. Herhangi bir meselede orijinal bir cümlesi bulunmayan, tek mahareti “bilgi ezberciliği” olan, bu noktadan sonrada “kitap yüklü merkep” terkibine uyan bu tipler sayesindedir ki, şehircilikle alakalı tek müsbet gelişme sağlanamıyor. Bu menfi hal üzerinden “nerede bizim şehrimiz?” diyelim. Bu suali şahsınıza yöneltelim.

Yahya Düzenli: Hiç şüphesiz, bu soru “bize ait” bir şehrimiz olmadığına vurgu yapıyor. Bizim olmayan şehirlerde istif edilmiş insanları yaşadıkları yerin “yaşamaları gereken yer” olduğuna inanmaya mahkûm edenlerin isimleri, sıfatları, renkleri, iddiaları, partileri değişse de “değişmeyen” bir icraatları var. O da: “Sizi asla insanca bir şehirde yaşatmayacağız!”dır. Tanzimattan Cumhuriyete, Cumhuriyetten bugüne, böylesine dehşetli bir gerçeği ‘toplumsal anestezi’ altında hissetmemeye bizi mecbur ve mahkûm ediyorlar! Kimler mi? İktidar sahipleri, şehir yöneticileri, şehir plancıları, mimarlar, müteahhitler ve bütün bunlara rağmen tepki vermeyenler! Hepsinin tek bir ortak paydası var: Şehvete dönüşmüş rant iştahı! Şehirlerimizde “korku ve kasvet duygusu”nu “büyük refah ve ümid”e dönüştürecek, “selîm zevk” ölçüsüyle “yeni bir şehircilik manâ ve şahsiyeti getirecek” insan, idrak ve kadrodan ne yazık ki yoksunuz!

Okumaya devam et

Reklamlar

RUZNÂME 15 AĞUSTOS 2016

ruznameNihâd Sâmi Banarlı Okumaları -7-

İstanbul ve Mîmârî

İstanbul’a Dair beş bölümden oluşan bir kitab. Bu bölümlerin üçüncüsü “İstanbul ve mîmârî” başlıklıdır. Bu bölüm İstanbul’un mîmârî hususiyetleri etrafında kaleme alınan yazılardan teşekkül etmiş vaziyette. Eski İstanbul’un bugünkü İstanbul’la kıyâsı, tatlı ve şirin kadim İstanbul’un ana hatları bu bölümdeki yazıların muhtevasında. Müellif, İstanbul’a o kadar gönül vermiştir ki, O’na mahsus olmak kaydıyla “İstanbul kânunu” ’nun olması gerektiğini söylüyor. 26 Şubat 1955’de yazdığı “İstanbul’a” başlıklı yazıda; “Bana öyle geliyor ki senin için bir ‘İstanbul kânunu’ lâzımdır, aziz İstanbul,” diyor.

Nihâd Sâmi, İstanbul’a yapılan maddi yatırımları tenkit eden yobaz kafaya da çatarak; ‘İstanbul’a sarfedilen hiçbir şey fazla, hiçbir emek yersiz olamaz’ diyor. Zira İstanbul’u bir kız sever gibi seviyor. Maşuk, âşık olduğu yâre ne yapar da, yaptığını yeterli bulur?

Okumaya devam et

ŞEHİR VE MEDENİYET

1ŞEHİR VE MEDENİYET

Şehir kuramayan medeniyet kuramaz. Hatta bırakın kurmayı meselenin hayalini bile kurması düşünülemez. Zira şehir, medeniyetin pilot uygulamasıdır. Kurulacak olan medeniyetin önayağıdır şehir inşâsı. Zira şehir, medeniyetin alt birimleridir. Bu birimlerin yekûnu medeniyeti oluşturur. O halde medeniyet tasavvurundan önce şehir tasavvuru oluşturmak gerekiyor, şehir hakkında fikri olmayanın medeniyet meselesinde herhangi bir fikir beyan etmesi, yersiz ve manasızdır.

Bugün şehirler koca birer “mezbaha”dır. İnsan ise, bu mezbahada kesim sırasını bekleyen yaratıktan başka şey değildir. Bu ne dehşet verici hal değil midir? Dehşetengiz bu hareketin müsebbipleri, şehri, medeniyet havzasında değil de, ufuksuz ve dar bir sahada değerlendirenlerdir.

Okumaya devam et

ŞEHİR YAZILARI -1-

ŞEHİR VE MEDENİYET

Şehir kuramayan medeniyet kuramaz. Hatta bırakın kurmayı meselenin hayalini bile kurması düşünülemez. Zira şehir, medeniyetin pilot uygulamasıdır. Kurulacak olan medeniyetin önayağıdır şehir inşâsı. Zira şehir, medeniyetin alt birimleridir. Bu birimlerin yekûnu medeniyeti oluşturur. O halde medeniyet tasavvurundan önce şehir tasavvuru oluşturmak gerekiyor, şehir hakkında fikri olmayanın medeniyet meselesinde herhangi bir fikir beyan etmesi, yersiz ve manasızdır.

Bugün şehirler koca birer “mezbaha”dır. İnsan ise, bu mezbahada kesim sırasını bekleyen yaratıktan başka şey değildir. Bu ne dehşet verici hal değil midir? Dehşetengiz bu hareketin müsebbipleri, şehri, medeniyet havzasında değil de, ufuksuz ve dar bir sahada değerlendirenlerdir.

Şehir ve Fikir

Hiçbir mesele yoktur ki fikirden bağımsız değerlendirilebilsin… Fikir, hayatın her sahasına müdahil tavır içindedir. Fikrin külli idrak çerçevesinde ele alınmasıyla beraber, hayatın tüm meseleleri “bütün” etrafında derlenip toplanacak, böylece külli idrake ulaşan şahıslar “parça fikir” müptezelliğinden kurtulacaktır.

Okumaya devam et

ŞEHİR VE MEDENİYET MÜLAKATLARI -2-

YAHYA DÜZENLİ İLE ŞEHİRCİLİK  ÜZERİNE MÜLAKAT

“Şehir idrak ve irfanından henüz uzak bulunuyoruz. Yâni bilinmez bir zamana kadar bu kasvet ve dehşeti yaşayacağız!

Metin Acıpayam: Yaklaşık bir asırdır medeniyet krizi yaşıyoruz. Tahrip olmayan müessese ve fikrimiz kalmadı nerdeyse… Terkip maharetimizin kaybolmasıyla beraber, tefekkür mecrası da kurumuştur. Kuruyan tefekkürle beraber, his ve idrak edemeyen “aydın” profili çıkmıştır. Bu yeni “aydın” tipi, “ucuzculuğun”  zirve şahsiyetidir. Herhangi bir meselede orijinal bir cümlesi bulunmayan, tek mahareti “bilgi ezberciliği” olan, bu noktadan sonrada “kitap yüklü merkep” terkibine uyan bu tipler sayesindedir ki, şehircilikle alakalı tek müsbet gelişme sağlanamıyor. Bu menfi hal üzerinden “nerede bizim şehrimiz?” diyelim. Bu suali şahsınıza yöneltelim.

Yahya Düzenli: Hiç şüphesiz, bu soru “bize ait” bir şehrimiz olmadığına vurgu yapıyor. Bizim olmayan şehirlerde istif edilmiş insanları yaşadıkları yerin “yaşamaları gereken yer” olduğuna inanmaya mahkûm edenlerin isimleri, sıfatları, renkleri, iddiaları, partileri değişse de “değişmeyen” bir icraatları var. O da: “Sizi asla insanca bir şehirde yaşatmayacağız!”dır. Tanzimattan Cumhuriyete, Cumhuriyetten bugüne, böylesine dehşetli bir gerçeği ‘toplumsal anestezi’ altında hissetmemeye bizi mecbur ve mahkûm ediyorlar! Kimler mi? İktidar sahipleri, şehir yöneticileri, şehir plancıları, mimarlar, müteahhitler ve bütün bunlara rağmen tepki vermeyenler! Hepsinin tek bir ortak paydası var: Şehvete dönüşmüş rant iştahı! Şehirlerimizde “korku ve kasvet duygusu”nu “büyük refah ve ümid”e dönüştürecek, “selîm zevk” ölçüsüyle “yeni bir şehircilik manâ ve şahsiyeti getirecek” insan, idrak ve kadrodan ne yazık ki yoksunuz!

Okumaya devam et

TERKİP VE İNŞÂ DERGİSİ 11. SAYI ÇIKTI!..

12449666_10153839437459939_1455633600_oGenel Yayın Yönetmenliği vazifesini METİN ACIPAYAM‘ın yürüttüğü Terkip ve İnşâ dergisi 11. sayı çıktı. 11. Sayının kapak dosya konusu; ŞEHİR VE MEDENİYET başlıklıdır. Bu sayının fihristi şöyle;

FİHRİST

Takdim

Adnan Köksöken

Şehir ve medeniyet

Haki Demir

Modernite açlığı ve şehir idraksizliği

Yahya DÜZENLİ

Fikirsiz şehir ve şehirsiz fikir

İbrahim SANCAK

Medine, medeniyet ve şehir

Ahmet Doğan İLBEY

Medeniyet mefkuresi ve şehir fikri

Nurettin SARAYLI

İslam Şehir-Medeniyet Düzeni – Bedevilerin “İslam’ı” ve Köylü-Kasabalı Kafa
Atilla Fikri Ergun

Nerede bizim şehrimiz

Necip FAZIL Kısakürek (İktibas 1944 Büyük Doğu Dergisi)

Medeni mahalle

Şevki Karabekiroğlu

Şehir insan hayat
Ebubekir Sıddık KARATAŞ

Sanatkarane inşa edilen şehir
Selahattin ADANALI

Şehir anlayışı
Metin ACIPAYAM

İslam şehir anlayışı
Osman GAZNELİ

Ölüm ve hayat aynasında şehir tasavvuru
A. Bülent CİVAN

Şehir cemiyetin teşkilatlanmış halidir
Faruk ADİL

Şehir cemiyetin müesses nizamıdır
Abdullah TATLI

Yahya Düzenli ile mülakat
Metin ACIPAYAM

Modern Bedeviler, Gökdelen Ormanları ve TOKİ Kümesleri / (ÖMER YILMAZ)

İslam cemiyetinin mekan haritası
Alihan HAYDAR

Yıllık muhasebe ve tenkit talebi
Ahmet SELÇUKİ

 Dergiye abone olmak isteyenler;
0507-465-58-88 numaralı telefona ulaşabilirler…

YAVRU VATAN KIBRIS ÜZERİNE MÜLAKATLAR -1-

 PROF DR. ATA ATUN KİMDİR?

Prof. Dr. ATA ATUN

1948 yılında doğan Ata Atun Kıbrıs’lı Türk olup, Orta eğitimini Ankara Koleji, Magosa Namık Kemal Lisesi ve Şişli Koleji’nde tamamlayarak, İnşaat Mühendisliği Lisans eğitimini (Boston Üniversitesine bağlı) Hikma Üniversitesi, Lisans üstü eğitimini California’daki Century Üniversitesi ve Doktora eğitimini’de Texas’daki Century Üniversitesinde tamamlamış ve 1994 yılında Fulbright bursu ile Washington’da Doktora üstü çalışma yapmıştır. 2007 yılında, Prag’daki Charles Üniversitesinde, Avrupa Gazetecilik Enstitüsü eğitimlerine katılmıştır.

Akademik eğitim geçmişi :

İlkokul         : TED Ankara Koleji, 1961

Orta Okul     : Namık Kemal Lisesi, 1963

Lise              : Şişli Koleji, 1966

Üniversite    : Al Hikma Amerikan Üniversitesi, Bağdat, Iraq.  B.Sc. 1970

Master          : Century Üniversitesi, Los Angeles, USA.  M. Sc. 1987

Doktora        : Century Üniversitesi, Los Angeles, USA.  Ph. D. 1989

Post Doktora: Fulbright Bursu, Washington, 1994

Asst. Prof.    : Yakın Doğu Üniversitesi, 1992

Assoc. Prof  : Yakın Doğu Üniversitesi, 1998

Profesör       : Yakın Doğu Üniversitesi, 2006

KIBRIS ÜZERİNE MÜLAKAT

 

METİN ACIPAYAM: Emine Şenlikoğlu’nun “Kıbrıs sular içinde bir yetim” isimli kitabında şöyle bir paragraf vardır. “Türkiye Kıbrıs’a barış harekatı yaptığı zaman, yerli Türkler’in bir çoğu, uzun etekler giymişler. ‘Türkiye, müslümandır. Bizim Rumlardan bir farkımız kalmadı. Onlar Osmanlı’nın torunlarıdır. Hemen tedbir alalım. İslam’ı öğrenelim’  demişler. Hatta bir kısmı bir müddet öyle gezmişler. Bir de bakmışlar ki, Türkiye’den gelen Türkler ile, Rumlar arasında (yaşantı bakımından) en ufak bir ayrılık yok, hemen açılmışlar. İhtiyar bir kadın bile şort giyebiliyor şimdi. Yani buradaki savaş sadece ırk için yapılmamış. İnançla bağlantılı olarak hiç bir şey yapılmamış.” Emine Şenlikoğlu’nun bu sözlerini Kıbrıs uzmanı Prof. Dr. Ata Atun nasıl yorumlar?

ATA ATUN: 1878 yılında adanın İngilizlere devrinden sonra Osmanlı Devletinin talebi doğrultusunda Şeriat Mahkemeleri ve Vakıflar İdaresi yaşamını aynen sürdürmüştür. İlkokul, ortaokul ve Liselerde Cuma günleri dersler 12.00’de tatil edilip öğrenciler düzenli bir şekilde Camiye götürülmüşlerdir hiç aksamadan. Kıbrıslı Türklerin tümü temel duaların tümünü, namaz kılmayı, oruç tutmayı ve ibadet etmeyi yüzyıllardır yerine getirmektedir. İslam ülkeleri içinde Mevlid kandilinin ve Regaip kandilinin resmi tatil olarak yasalarla belirlendiği tek ülke KKTC’dir.

Okumaya devam et