Etiket arşivi: kadın

RUZNÂME 1 TEMMUZ 2016

Kadının Batı Serüveni

Kızgın bir müellifle karşı karşıyayız: Hüseyin Kılıç… Neye ve kime kızgın bu adam? Hakikati istismar edenlere… Kitabını bugün bitirdim. İsmi geçen kitabın adı: Kölelikten Derebeyliğe Tarih ve Kadın. Kitap, Art yayınlarından neşredilmiş, ilk baskısı 1998’de yapılan bu kitap, âlemşümul bir tecessüs adamının eseri. Mevzusuna yoğunlaşan bir tetkik adamı Hüseyin Kılıç… Didik didik batı kaynaklarını araştırmış, aramış, taramış eseri kaleme alırken. Onlarca iktibas, yüzlerce kaynaktan aktarılmakta.

Hoşa gitmeyen ve kendinden kimi zaman soğutan bir özelliği var müellifin: Berbat bir Türkçe kullanımı… Kitab, harika bir tetkik eser, lakin fazla “uydurca” kelimeler (müellife göre tilcikler) kitabın estetik yapısını bozan hususiyet arz etmektedir.

Neyse, mevzumuz: Kadın… İslamiyet’te kadın, sultandır.

Bu hakikat muvacehesinde Batıyı hesaba çekebiliriz. Şarkta “sultan” olan kadın, garpta ne yazık ki “fahişe”’dir. Hem de iblisin yardımcısı olan fahişe… İnsanı hayvanla müsavi gören uygarlığın çocukları kadını da fuhşiyat haricinde ne ile görecektir ki? Hüseyin Kılıç’ın tetkiklerinden daha iyi idrak ediliyor ki, kadının Batı’da hala adı konulamamıştır. Kadın: Adı konulamayan meçhul varlık. Tek güzel tarafı hayvani erkeğini cinsi olarak tatmin etmesi…

Okumaya devam et

KADIN KONULU MÜLAKATLARIMIZ DEVAM EDİYOR

İsimsiz-1Meryem Şahin ile Mülakat

Mülakat: Metin Acıpayam

Mevzu: Kadın


Soru 1-

Baran dergisi 402. Sayısında Sezai Dilbilen imzalı yazının başlığı demokrasi kadını esir etmenin şeriat özgürleştirmenin rejimdir. Başlığıyla enfes bir yazı neşredildi. Gerçekten soysuz özgürlüklere kapı aralayan batı adamının mamulü demokrasi nizamsızlığından ötürüdür ki kadının mahremiyet sınırları çiğnendi. Ve batılı bir düşünürün söylediği gibi herşeye isim konuldu ama kadına isim bulunamadı. Aslında batının ınsanı getirdiği nihai noktadan görüyoruz ki hiçbir şeye isim konulamadı. Kavramlar yerli yerine oturtulamadı ve bu keşmekeş içinde kadın bir seks objesi olarak pazarlandı. Sezai Dilbilen’in yazı başlığı olan demokrasi kadını esir etmenin şeriat özgürleştirmenin rejimidir sözünden ne anlamamız gerekiyor?

Cevap – 1

Kadın Allah’ın insan neslinin devamına vesile kıldığı ve birçok kültür anlayışına göre kutsal sayılagelmiş bir varlıktır. İnsanlığın varoluşundan bu yana  kölelik ve efendilik (egoizm ve bunun olumsuz getirileri) de varolmuştur ve hep te varolacaktır. Ülkeler sömürülmüş, insan ve insan dışındaki canlılar katledilmiş, yeryüzündeki imkan ve fırsatlar haksızca gaspedilmiş ve edilmeye devam etmektedir. Bu hırs ve acımasız bozgunculuğun içinde kadın da hem biyolojik hem de duygusal özellikleri nedeniyle istismara en açık varlık olarak zarar görmekten kurtulamamıştır ne yazık ki. Aslında isimler Kur’ani tabirle Allah’ın  Adem Aleyhisselam’a öğrettiği zamanda varoldu. Esma tüm varlıklara verildi. Fakat bozgunculuk özelliği olan insan, kavram kargaşası oluşturarak burada da hedef şaşırtmaca uygulamaktan geri durmamıştır. Yani İslam kurallarını ister kavram kargaşası, ister “izm”ler, ister menfaatler, ister yönetimler… adına her ne derseniz deyin; yaşayamadığımız sürece kadının özgürlüğü de elbette kısıtlanacak ve istismara uğramaktan kurtulamayacaktır. Çare; İslam’ın varolan ama uygulayamadığımız kurallarında ve Nebevi yaşamda mevcuttur.

Okumaya devam et

ERKEK VE KADININ MÜSTAKİL ŞAHSİYET İDDİASI

Kadın veya erkek, yalnız başına, “insan muhtevasını” taşıyamaz. Kadın veya erkek üzerinden insan tarifi yapılamaz. Kadın veya erkekten birisi, yalnız başına insanı temsil edemez.
Bu bahsi uzatmak aslında gerekmez çünkü çok açık bir delili var. Kadın veya erkek yalnız başına bir insan meydana getiremez. “İnsan”, kadın ve erkeğin en ileri noktadaki beraberliğinden meydana gelir. Yani kadın ve erkeğin terkip olması ile insan meydana geliyor. Öyleyse kadın ve erkekten birisi üzerinden “insan” tarifi yapamıyor ancak onların terkibe kavuşmuş haline “insan” diyoruz.

Okumaya devam et

KADIN HAKKINDA MÜLAKATLAR -2-

METİN ACIPAYAM:  Baran dergisi 402. sayısında “Sezai Dilbilen” imzalı yazının başlığı “Demokrasi kadını esir etmenin, Şeriat özgürleştoirmenin rejimidir…” başlığıyla enfes bir yazı neşredildi. Gerçekten soysuz özgürlüklere (!) kapı aralayan Batı adamının mamülü Demokrasi nizamsızlığından ötürüdür ki, kadının mahremiyet sınırları çiğnendi. Ve batılı bir düşünürün söylediği gibi “Herşeye isim konuldu ama, kadına isim bulanamadı”. Aslında Batı’nın insanı getirdiği nihai noktadan görüyoruz ki, hiç bir şeye isim konulamadı. Kavramlar yerli yerine oturtulamadı, ve bu keşmekeş içinde kadın bir seks objesi olarak pazarlandı. Sezai Dilbilen’in yazı başlığı olan “Demokrasi kadını esir etmenin, şeriat özgürleştirmenin rejimidir” sözünden ne anlamamız gerekiyor?

Özge Senâ Bigeç: İnsanlığa, ‘Olması Gerekeni’ verdiğimizde; İnsanlar, ‘Olması Gereken’e doğru gidecektir. Gerek kadın, gerekse erkek ASLÎ KİMLİK’lerinden uzaklaştırılma gibi bir manevi savaşla karşı karşıya kaldı. Işıktan haz almayan Karanlık Dimağlar; bunu türlü türlü hile içinde gerçekleştirdiler. Hile içinde, çünkü; ışığa karşı yapacakları tek şey onu örtmek olacaktı. Örttüler de nitekim. Küfür (İnkar), karanlık giysisiyle uzun yıllar mâsumların üzerine serildi.   Bu hileler evvela ilim üzerinden gerçekleştirildi. İnsan neyi yapması gerektiğini bilemezse, ne gösterilirse onu yapmak zorunda kalacaktır. Aslî Resmi’ni kaybeden insan, bir süre Hakikati’ni ve Ecdâdı’nı unuttu, Öz’ünden koptu… Algıları zehirlendi.. Düşünemeyen Araştırmayan insan haline getirildi. Bu özellikte bir insan, karanlık dimağlar için ciddi bir yem demekti. Aksi halde; Asliyeti’ni muhafaza etmiş hiçbir insan Asırlarca Ecdâdına ve Dinine ve Değerlerine hizmet etmiş, onların özü, mayası ve gayesi ile harmanlanmış Kur’an Harfleri’ne yapılan İhaneti kabul ve müsaade etmeyecek, bir ELİF gibi dimdik hainlerin karşısında yer alacaktı. Bu yönüyle, İnsanlığın Elif’leri öldürüldü! Elif’i olmayan Alfabe de hayatiyetini muhafaza edemedi. Ancak hainlerin ve kafirlerin hesâb edemediği bir şey vardı: Allah ‘yoktan’ var ederdi! Şimdi; batının ve bâtılın karanlık dimağlarınca üretilen sefih haber bültenlerinde dünya için siyah bir tablo çizilmek istense de kimsenin artık gözlerini kapayamayacağı bir İNTİBAH ile karşı karşıya tüm hain, kafir ve zalimler! Bana Kadın’ı sordunuz… Ancak Âdem ile başlar Hayat! Âdem’i onarılmayan hayatın, Hasta Havvası kaçınılmaz olacaktır. Kadını ve Erkeği ayırmakla başlamadı mı manevi savaş?! Oysa; kadın ve erkek BİRLİK’ten geldiler, varmak için BİRLİĞE ve DİRİLİĞE…Sorunuzda ‘‘Kavram’’ kelimesi geçiyor. Burası püf nokta! Zira; kelimeler ihyâ edilmedikçe, kelimelere, kavramlara tekabül eden hayatlar da inşâ edilemeyecek demektir. ‘’Şeriat’’ Kelimesi ve Kavramı da; manevi savaşta en çok yara alan kelimelerden biridir. Lâkin; bugün yaşanan İNTİBAH; bu yaraları tedavi edecek derecede insanları akın akın Özleriyle buluşturuyor. Bu vukufiyeti yaşayan insan; Hatırlama’nın Bayramı’nı yaşıyor. Şu an bu meseleleri konuşuyor olmamız da İdrak İntibahı’nın bir başka delilidir. Zira bi zamanlar; kitaplar ve kelimeler ve giysiler haince unutuluşa gömüldüler! Şimdi; gömüldükleri yerlerden müthiş sümbül vermekteler. İnşaallah; daha da verecekler!

Okumaya devam et

KADIN KONULU MÜLAKATLAR -1-

Aile ve Evlilik Uzmanı Sibel Üresin ile “KADIN” üzerine Söyleşi

METİN ACIPAYAM: Osmanlı Devleti’nin yıkılmasıyla beraber siyasal ve toplumsal sahanın boş kalması neticesinde, dünyaya yön veren emperyal güçlerin bir piyon olarak kullandıkları “kadın” hakkında ne söylemek istersiniz?

SİBEL ÜRESİN: Öncelikle Osmanlı’da Kadını  özetlemek gerekir… ; Osmanlı kadını, zerafet ve inceliğini edebi ile bütünleştirerek sadık bir eş, evlatlarına iyi bir öğretmen olmuştur. Mesela; Osmanlı toplumunda yapılan şeriyye  sicillerinin incelenmesinde büyük bir çoğunluğunda çok eşliliğin olmadığını ve hoş karşılanmadığına rastlamaktayız… Kadınlar ekonomik hakları bakımından tıpkı erkekler gibi eşit hakları sahiptirler. Şehirlerde yaşayan kadınlar ise kendi el emeklerini değerlendirerek duyurmuşlardır. Dokumacılık, ip eğirme, örgücülük gibi işlerde çalışmışlar…

Osmanlı’da kadınlar bu özgürlük ortamından faydalanarak örgütlenmeye temel olarak iki koldan başladı:Dernekler ve dergiler… Örenğin; Sahibi kadın ve tüm yazarlarının kadın olduğu ilk dergi Şukufezar’dır ve Arife Hanım önderliğinde çıkmıştır.

Okumaya devam et