Etiket arşivi: darbe

RUZNÂME 23 TEMMUZ 2016

ruznameDarbe Günlüğü -9-

Ak Parti ve Gençlik

Gençlik, bir hareketin muharrik kuvvetidir. Her hareketin istikbali gençlik teşkilatlarıyla doğru orantılıdır. Kahramanlığın, gözükaralığın, cesaretin ve keşfin en âlâsının yaşandığı dönemdir gençlik… İlmi ve fikri keşif… Sonrası akl-ı selim gözükaralık ve daha sonra müsbet kahramanlık… İşte İslam mücahidi dava gençlerinin farik ve mümeyyiz vasıfları…

*

Hareketlerin istikbali gençliğe yapılan yatırımlara bağlıdır. Bir hareket kendini üç safhada cemiyete kabul ettirir. Birinci safha, fikrin-mefkûrenin ortaya konulduğu safhadır. Fikirsiz mücadele olmayacağı gibi ve ilimsiz aksiyonda kör döğüşünden ibaret kalacağı için, ilmî ve fikrî mefkûrenin ortaya konulması gerekir. Bu mefkûreye nisbetle hareket, gençliğini yetiştirmeye başlayacaktır. İkinci safha ise; Ortaya konan mefkûrenin müessese fikrini örmek ve fikrin müessesesini kurarak, fikir hareketini hayata tatbik etmek. Unutulan bir gerçek şudur ki, hayata tatbik edilmeyen/edilemeyen her fikir, hareket, aksiyon vesaire, ölmeye, eskimeye, pörsümeye ve daha da hazini zaman dairesinde dogmatikleşmeye, sonra da bir buz gibi donmaya başlayacağı aşikârdır. Üçüncü safha ise; fikrin müesseselerini cemiyete nakşetmek… Bu üç safhada fikir, kendini cemiyete kabul ettirir. Bu üç safhanın olmadığı ya da herhangi birinin ihmal edildiği hareketlerin istikbalinden söz edemeyiz.

*

Gençlik mahiyeti itibariyle hareketin ve aksiyonun dinamik olduğu dönem olması sebebiyle, umumiyetle üçüncü safhada faal rol oynayacaktır. Yani, birinci safhada fikri ortaya çıkaran mütefekkir, ikinci safhada bu fikri hayata uygulayan tatbik kafa, üçüncü safha ise gençlerin murakabesi altındadır. Mefkûresi ortaya konan ve müessesesi kurulan fikri hayata nakşetme mes’elesi…  Birinci safhanın telif ve terkip safhası. İkinci safha tatbik, üçüncü safha ise, tetkik, telif, tatbik ve terkibin devamlılığını sağlayacak hamlelerde bulunabilme istidadı… Üçüncü safhaya koyduğumuz gençliğin bir hareket için ne kadar önem addettiğini anlayabildiniz mi şimdi?

*

Okumaya devam et

RUZNÂME 22 TEMMUZ 2016

ruznameDarbe Günlüğü -8-

Opus Dei Örgütü ve Fethullah Gülen

Fethullah Gülen büyük şeytan ABD’ye salya sümük yalvarıyor: Beni iade etmeyin. Doğru! İade edilmesin ki, yeni oyunların tertipleyeni ve başkahramanı olabilsin.

Fethullah Gülenin şahsiyet terkibi; korkak, kaypak, yavşak, hainlik ve teşkilat maharetinden meydana gelmiştir. O, 20. Asrın büyük teşkilatlarından birini kurmuştur. Teşkilatçılığıyla korkaklığı, korkaklığıyla kaypaklığı, yavşaklığıyla da hainliği “paralel” ve doğru orantılıdır.

*

Bu aralar gizli tarikat “Opus Dei” üzerine yoğunlaştım. Opus Dei örgütünü okudukça Fethullah Gülen hareketini okudum. Şöyle ki, iki örgüt, gerek teşkilatlanma şekli ve hareket tarzıyla birbirine çok benzemekte.

Opus Dei, Latince’de “Tanrı’nın işi”, Opus Dei’ciler de ‘Tanrının işçileri.’ manasını ihtiva etmektedir.  Tanrı’nın İşçileri İsa Peygamberi devre dışı bırakarak doğrudan “Tanrı” ile temas kurulabileceğini iddia etmektedirler. Fethullah Gülen hareketi ise, “Peygambersiz bir din” istemektedir zaten. Dinlerarası diyalog sapkınlığıyla beraber Hazreti Peygamber’i devreden çıkaran bu hareketin itikadi sapkınlığı tevhidi edyan; yani dinlerin birleştirilmesi projesinde ortaya çıkmıştır. Vatikan destekli Dinlerarası diyalog hamlesinin Türkiye ve İslam coğrafyasındaki temsilcisi Fethullah Gülen’dir. Papa’ya yazdığı mektupta “Papa 6. Paul Cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarasi Diyalog için Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazi yardımlarımızı sunmak için size geldik.” İfadelerini kullanan Fethullah Gülen’e göre “peygambere iman etmeden” cennete girilebilir.

*

Okumaya devam et

RUZNÂME 16 TEMMUZ 2016

ruznameDarbe Günlüğü -2-

1960’da başlamıştı darbe geleneği… Sonra 1970, 1980 nihayet 28 Şubat 1997… 15 Temmuz darbe girişimi ise mazide yapılan darbelerin hepsinden daha da alçakça… Bunun sebebi yaşadığımız süreçle alakalıdır. Zira ülke ilk defa PKK terör örgütünü nerdeyse bitirme noktasına gelmiş, hem PKK hem onun uzantısı Pyd, hem de vehhabi-selefi İşid örgütü… Tüm bunlarla savaş halinde iken yapılan bu hamle, tek kelime ile hainliktir. Hainin cezası ise ölümdür…

Müslüman Türk ve Kürt milletinin 15 Temmuz sabahında meydanları inlettiği slogan: İdam isteriz… Evet, bende istiyorum idam. Anadolu istiyor, Âlem-i İslam istiyor. Tayyip Erdoğan’dan gelen ilk açıklama: Meclisten idam cezası geçtiği takdirde imzalamaya hazırım… Bravo sayın Cumhurbaşkanı!

*

16 Temmuz Cumartesi… İhtilal girişiminin üzerinden henüz 24 saat dahi geçmiş değil. Tüm ülke teyakkuzda… Hadiselerde 250 küsur şehidimiz, 2000’e yaklaşık yaralımız var. Bu zafer Anadolu’nundur. Şehitlerin biri de çok sevdiğim Halil Kantarcı. 28 Şubat sürecinde 15 yaşında idamla yargılanan Halil abi, 28 Şubat’ta 10 yıla yakın hapis yatmıştı. Bu süreçte şehit olanların birisi de o. Gerçi bazılarına göre “demokrasi şehidi” Halil Kantarcı. Ona demokrasi şehidi demek, aziz ruhaniyetine hakarettir. O, ömrü boyunca demokrasinin aleyhinde olmuştur. Halil Kantarcı ve diğerleri İslam’ın şehididir. Zira “şehitlik” mefhumu İslamidir ve sadece uğrunda ölünmeye değer İslamiyet vardır. İslamiyet’in uğruna ölenlere şehit denir. Neyse bu bahsi fazla uzatmanın lüzumu yoktur.  Allah rahme eylesin, şehadetleri kutlu ve mübarek olsun.

Okumaya devam et

RUZNÂME 15 TEMMUZ 2016

ruznameDarbe Günlüğü -1-

Bugün günlerden Cuma… Hazreti Peygamber’in buyurduğu gibi “üzerine güneşin doğduğu tek hayırlı gün Cumadır.” Cumamız mübarek olsun.

*

Kanlı bir gecenin sabahına doğdum bugün. Kanlı bir gece! İstikbalin tarihçisinin “Bu da ne demek” sözünü duyar gibiyim. Bugün Türk Silahlı Kuvvetlerinin içinde çöreklenen hain, alçak ve şerefsiz bir grup er ve erbaş mevcut iktidara karşı darbe kalkışmasına girmiştir.

*

Saat 12.45… Cuma namazı için evimin yakınlarındaki camideyim. Huşû içinde namaz… Ve Ahmet Yeter hocamla namaz öncesi ve sonrası sohbet… Hiç birimizin saatler sonrası olacaklardan haberi yok.

*

Saat 15. 00… Eve dönüyorum, şiddetli baş ağrısı ve baş dönmeleri geçirmekteyim. Sanki gece olacakların habercisi bunlar…

*

Saat 20.00 suları… Nihayet hareket başlıyor. Albay Muharrem Köse komutasındaki darbeci itler, İstanbul ve Ankara’da stratejik bölgelerin trafiğini kapatıyor ve hareket fiilen başlıyor. Polis, askeri kalkışma karşısında “tatbikat için buradayız” sözüne kanıp ne olduğunu anlamadan, etrafta kalakalıyor…

*

Saat 22.00… Genelkurmay’da silah sesleri… Devletin helikopterleri devletin müesseselerine saldırıyor. Hem de bu saldırma hamlesi düşman askerlerden değil, güya bu ülkenin askerleri (!) tarafından yapılıyor… Ortalıkta müthiş bir kaos. İlk aldığım malumatlara göre, İstanbul ve Ankara düşmek üzere… Şiddetli bir şekilde öfkeye kapılıyorum. Sanki yeni bir ihtilal oluyor gibi bir his kaplıyor içimi. Başvekil Binali Bey, “bu bir askeri kalkışma” diyor… Hükümet erkânı ortada yok, iktidar partisinin vekillerinden çıt yok. Genelkurmay reisi, darbeciler tarafından rehin… Mit müsteşarı Hakan Fidan’dan ilk anlarda ses yok. Mit ağır bombardıman ve ateş atında… Meclis bombalanıyor, darbeci şerefsizler hızını alamayıp vatandaşın üzerine mermiler yağdırıyor… Karizmatik liderliğine hayran olduğum Tayyip Erdoğan yine yapacağını yapıyor, hemen NTV televizyonuna telefonla görüntülü bağlanarak “milletime sesleniyorum, sokağa inin” diyor ve milletimiz liderinden önce davranıyor ve sokaklara iniyor. Ortalık tam bir kan deryası…

*

Okumaya devam et