Aylık arşivler: Ekim 2016

HUTBE-İ ŞAMİYE ÜZERİNDEN SURİYE SAVAŞINI YENİDEN DEĞERLENDİREBİLMEK

ozge-sena-bigec-2Metin Acıpayam: Hutbe-i Şâmiye’ye nisbetle Suriye’de olan bitenlerin umumi değerlendirmesini nasıl yapmalıyız?

Özge Sena Bigeç: Evvelâ; bir genç düşünün ki; tüm dünyaya Hakikati haykırıyor. Hakikat için yaşayıp hayatını yine onun uğrunda hitâme erdiriyor. Van’dan çıkıp İstanbul’a geliyor. Ve tüm seyahatlerinde sahte hocaları tokatlayıp, hakiki hocaları baş tâcı ediyor. Asrının hiç söylenmemiş sözlerini söylüyor, hiç yapılmamış tesbitlerini yapıyor, muhatablarını hak ve hakikat adına kendine gıbta ettiriyor. Fakat bu gıbtayı dahi kendisi istemeyecek ve taleb etmeyecek ve tenezzülde dahi bulunmayacak derecede de tevazu’ ve ihlas içinde yaşıyor. Makam! diyorlar; reddediyor! Dünya! diyorlar; reddediyor! Para! diyorlar; reddediyor! Sus! diyorlar; reddediyor! Kesret! Diyorlar; reddediyor! Başka bir ülkede huzur! diyorlar; reddediyor! İşte böyle bir Azîz Rûh, henüz 35 yaşında iken Şam’a gidiyor. 35 yaşında bir İslam Delikanlısı!…. Emevi Camii’nde binlerce insana hitab ediyor. Bu azim cemaatin içinde birçok ulema da Anadolu’nun yanık bağrından gelen bu gür sadâyı dinliyor. Bu genç; Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’dir. Mevzulardan ve kitablardan ve hadiselerden evvel, nasıl birinden bahsedeceğimizi ve kendisinin -bu cazibedar asırda- reddiyelerini ve mücadelelerini ve mücahedelerini iyi bilmemiz gerekiyor. Aksi halde; idrakiyetimiz hep nâkıs kalacaktır. Zira hakiki âlimlerin hayatları da şuurlu bir kitabtır ki; nasibliler bu çetin hayattan müstefid olurlar.

Okumaya devam et

KSÜ TARİH BÖLÜMÜ ÖĞRETİM ÜYESİ ŞEVKİ KARABEKİROĞLU İLE MÜLAKAT

isimsiz-115 TEMMUZ VE TÜRKİYE’NİN İSTİKBALİ

METİN ACIPAYAM: 15 Temmuz darbe kalkışmasında bulunan darbecileri “küfür bloku” olarak kabul edebilir miyiz? Eğer böyleyse tüm gayr-i milli unsurlar darbeye dâhil oldu mu?

ŞEVKİ KARABEKİROĞLU: 15 Temmuzu klasik darbe tarzından ayırmak gerekiyor. Bu en az 100 yıllık bir hesaplaşmanın ürünü idi. Esir muamelesi yaptıkları bir ülke son 15 yılda üzerindeki ölü toprağını attı ve tarihsel misyonlarını keşfedip onlara yeniden hayat vermenin yollarını açtı. Bize karşı yapılan bu hamle bu şahlanışın önünü kesmek ve bizi yeniden esir yapmak amacı taşıyordu. Fetö dahil küfür cephesi elindeki tüm aparatları kullandı

METİN ACIPAYAM: Teşkilat ve müessese fikri… 15 Temmuz darbe kalkışmasından sonra görüldü ki, ülkenin hala teşkilat ve müessese fikri mevcut değil… Bu nâmevcut halden istifade eden örgütler, Türkiye’de kanuni olarak teşkilatlanarak darbe teşebbüsüne kalkışmaktalar. Buradan hareketle tüm müesseselerimizi tekrar gözden geçirip müessese fikriyatı üzerine çalışmak gerekiyor mu?

Okumaya devam et

AMERİKAN RÜYASININ SONU MU?

Türkiye ve ABD arasında 1950’lerde başlayan ve giderek “stratejik dostluğa” dönüşen yakın ilişkilerin sonuna mı gelindi? Türk Amerikan ilişkileri yol ayrımında mı? İki ülke arasındaki ipler kopuyor mu?

Siyasete ve devlete yön çevren etkili çevreler, Türk-Amerikan ilişkilerinin kolay kolay sarsılmayacağını düşünüyor. Ankara’da, iki ülke arasındaki ilişkilerin konjonktürden kaynaklanan bir sarsıntı geçirdiği ancak ABD’deki seçimlerin ardından taşların eski yerine oturacağı görüşü hâkim.

Fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son açıklamalarına bakıldığında devlet aklının pek bu kadar iyimser olmadığı görülüyor. Zira Fırat Kalkanı, terör örgütüne karşı değil, bu örgütün arkasındaki ABD’ye karşı yapılan hamle. Güney sınırlarımızda ÖSO destekli başlatılan operasyonlar, ABD’nin bölgedeki planlarına set çekmek içindi. Türkiye’nin Musul üzerinden Misak-ı Milli’yi hatırlatması da benzer şekilde ABD’nin bölgeyi Türkiye’ye rağmen ve Türkiye aleyhinde şekillendiremeyeceği mesajını içeriyor.

Okumaya devam et

TÜRKİYE VE İSLÂM ÂLEMİNİN GELECEĞİ

Burada çok kısa bir sûrette tahlîl etmeye çalıştığımız bu gerçekler ve onların Dünya’nın geleceğine te’siri uzun uzadıya anlatılması gereken ehemmiyetli bir meseledir. Burada “Türkiye, İslâm Âlemi ve Siyonizm’in geleceği” ne dâir birkaç husûsu kısaca arz etmek istiyorum

Gitgide dehhâmeleşen Siyonizm zulüm ve istismârının, tarihte bir çok ülkede ve pek çok kereler müşâhede edilegelmiş olduğu sûrette, ciddî aksülamellerle karşılaşması mukadderdir. Üstelik bu defa bu aksülameller Araplara mahsus ve“millî” vasfında değil, âlemşümûl bir karakterde zuhûra gelecektir. Dünyanın globalleşmesi, siyonizme hep fayda sağlayacak değil ya!..

Diğer taraftan İsrail’in Kudüs gibi, üç dine âid bir mukaddes toprak üzerindeki ısrarlı iddiası Müslümanlar kadar, Hıristiyanların da bu hususta hareketlenmesine sebep olacaktır. Daha şimdiden, İsrail’in -itibar olarak- dönüşe geçmiş olduğunu söyleyebiliriz. Zira O, bütün insanlığa karşı -adetâ- müşahhas bir husûmet ve nefret hedefi hâline gelmiş bulunmaktadır.

Okumaya devam et