Kategori arşivi: SEZAİ KARAKOÇ

METİN ACIPAYAM RECEP ŞÜKRÜ GÜNGÖR MÜLAKATI -ANILARLA SEZAİ KARAKOÇ-

Reklamlar

RUZNÂME 1 EYLÜL 2016

ruznameSezai Karakoç ve Diriliş -6-

Medeniyet Anlayışı -3-

İdeal ile Gerçek

Sezai Karakoç ufku tayin eden adam. İdeal ile gerçeğin arası ne korkunç bir mesafe… Diriliş mefkûresinin doğmamasının sebebi bu… İdeallerden gelen ses gerçeği muhatap alır mı? Almazsa ne olur? Sadece sayfalardan ibaret kuru kelimeler yığını!

* Okumaya devam et

RUZNÂME 31 AĞUSTOS 2016

ruznameSezai Karakoç ve Diriliş -5-

Medeniyet Anlayışı -2-

Sezai Karakoç’un medeniyet anlayışında üzerinde fazlaca durduğu mühim meselelerden birisi de, ‘ Medeniyetin herhangi bir ırkla açıklanamayacağı’ gerçeğidir. Dinleyelim: “Medeniyeti ırkla açıklayan (rasist) teoriler varsa da kabulü mümkün değildir. Çünkü: medeniyet, tamamı itibariyle bütün insanlığa hitap eden tarih olgusudur. Tek kişiye ya da insanlığa dönük cephesiyle medeniyet, insanın sadece fizikî ya da fizyolojik ihtiyaçlarına cevap veren bir sistem olmakla kalmaz, ayni zamanda manevî-ahlakî, metafizik ve kültürel isteklerini de karşılamak amacını taşır. Her ne kadar bazı medeniyetlerde maddî ihtiyaçlar, bazı medeniyetlerde de manevî ihtiyaçlar ön plana geçerse de, her medeniyette, az veya çok, bu iki cephe için de bir teklif getirildiği gerçeği değişmez. Bütün ruhî faaliyeti, sonuç itibariyle, maddeye indirgeyen, onun bir yansıması gibi gören, ona bağlayan ya da ondan bağımsız varsaymayan materyalizmi ve özellikle tarihî materyalizmi, ayrıca, her türlü manevî olguyu “kan”a irca eden rasist görüşü bir tarafa bırakırsak, medeniyet olgusunda, ruhî ve maddî faaliyet ve eserlerin tümünü görmek mümkündür. Bu olgu kabul edildikten sonradır ki, insanların, biraz da çağlarının etkisinde kalarak, maddî ya da ruhî faktörü baskın faktör olarak tercih ettikleri gözlemlenebilir.”[1]

Okumaya devam et

RUZNÂME 30 AĞUSTOS 2016

ruznameSezai Karakoç ve Diriliş -4-

Medeniyet Anlayışı -1-

Hazin bir sessizlikle uyandım bugün. Derhal kendimi toparlayıp kütüphaneye gitmek üzere evden ayrıldım. Saat sabahın dokuzu… Bir yanda kütüphaneye gidiyor, öbür yanda Maraş’ın sokaklarını ibretle müşahede ediyorum. Her köşeye ve bucağa bakışımda Agâh Sırrı Levend’in meşhur ‘Acılar’ romanını hatırlamamak mümkün mü? Romanın başkarakteri Fikret şöyle diyordu: ‘Kitab-ı Mukaddes’in bahsettiği kıyamet bu mu? Herkesi kendi başının derdine düşüren mahşer günü bugün mü?’ Evet bugün… Cemil Meriç ne kadar da haklıdır, ‘buhran âlemşümul’ derken… Buhran başlayagörsün! Kurtulmak mümkün mü?

Okumaya devam et

RUZNÂME 29 AĞUSTOS 2016

Sruznameezai Karakoç ve Diriliş -3-

Adı Konulup İçi Doldurulmamış Mefkûre

Diriliş mefkûresinin en göze çarpan tarafı bu. “Yeniden İslam” diyen, İslam’ı dünya görüşü çapında anlayıp idrak etmek isteyen Sezai Karakoç, külli idrakin sırrına vakıf olmak istemiş mütefekkirdir. Eserleri bu idealin ispatıdır. Lakin kitapları, ‘Yeniden İslam’ın” çağını başlatacak mefkûre olmaktan uzaktır. Yanlış anlaşılmasın! Biz hadsizlik yahut kıymet bilmemezlik yapamayız. Ama yolda ilerlemek için de en acı teşhis ve tespitleri yapma mecburiyetindeyiz.

*

Diriliş ’in adı konulmuştur. Fakat içi doldurulmamıştır. Sezai Karakoç, ufku tayin eden, ufku işaretleyen bir idealin adamı… Mevcut hal ile olmayacağını, mevcudun karşısına ayağı yere basan bir mefkûrenin koyulması zaruretini derinden kavramıştır. Fakat bu kavrama tek başına yetmez.

Okumaya devam et

RUZNÂME 28 AĞUSTOS 2016

ruznameSezai Karakoç ve Diriliş -2-

Müşahhasta Kaybolan Adam

Fikir üç safhada tasnife uğrar: Tetkik fikir, tatbik fikir, terkip fikir. Fikrin tetkikatı yapmak, ‘kuru bilgiler’ ve teferruatların peşinde koşmak demektir. Tetkikçi kafa, tecessüsü manto gibi kuşanmış bir arayıcıdır. Tatbik kafa ise tetkikat kafasından aldığı kuru ve teferruat bilgi yığınını alır, süzer ve bunları hayata nasıl ve ne şekilde tatbik edebilirim diye düşünür. Terkip kafası ise mücerretlerin adamıdır. Hem tetkik bilgi, hem de tatbik fikrin nişanlayıcısı, tüm bunlardan yeni sentezler çıkarabilme maharet ve istidadına sahip derin kafalar umumi manada terkip adamlarıdır.

Okumaya devam et

RUZNÂME 27 AĞUSTOS 2016

ruznameSezai Karakoç ve Diriliş -1-

Mustarip bir sûkutun boşluğunda asılı kalanların tek dayanağı kitaptır. Kitap, emr-i ilahinin ‘ikra’ sözüne muhatap olan tılsımlar dünyası. Bu dünyaya narin, latif ve zarif olanlar girebilir. Bu hislerin düğümlediği duygularla başlıyorum Sezai Karakoç okumalarına.

*

Varlığının hududundan tüm zaafları tard eden kahraman misali seslenmek istiyorum ve diyorum ki; O dirilişin öncüsüdür. Lakin sadece bir öncü. Önden giden bir süvari atlı. Arkasını kollamaya çalışan, çalıştıkça bu güzergâhın hususi mizacına aykırı olduğunu gören de O. Şimdi de tamamen fildişi kulesine çekilen münzevi bir ehl-i fikir.

Okumaya devam et