ÇOCUK EDEBİYATI ROMAN ÇALIŞMASI -18-

Serdar ve Sırrı Tekirdağ’a döndüler. Dönmesine döndüler ama bir de ne görsünler? Ortalık harap, insanlar büyük bir yıkımla etrafa saldırıyor, köşelerde bucaklarda aç perişan yatıyorlar.

Akıl, mantık, zeka… Hasılı tümden bu uzuvların sevk ve idaresini yapan beyin çökmüş ve harap olmuş vaziyette. İnsanlar, isimlerini unutmuşlar, hafızaları sıfırlanmış vaziyette etrafta çelik çomak oynuyorlardı.

Ebeveynler çocuklarını, çocuklar ebeveynlerini unutmuşlardı. Zihni harap olmamış olanlar genel olarak sıfır-sekiz yaş arası küçük ‘çocuk’ lardı…

Sırrı Serdar’a ‘hemen şehir merkezine git, ve güneş ışınlarından etkilenmemiş insanları bul getir’ dedi.

Serdar davrandı, tam yola çıkmışken 5 kadar çocuk etrafta olanlar karşısında şaşkınlıkları gizleyemiyorlar, etrafa öylece bakıyorlardı. Çocuklar Serdar’ın dikkatini çekti, ve onlara ‘Siz ne yapıyorsunuz?’ burada dedi. Çocuklar, ‘abi hiç sorma, olanlara mana veremiyoruz, neler oluyor?’ dediler.

Serdar, çocukların konuşmasından ‘sağlam’ olduklarını anlamıştı. Hemen çocuklara olanları anlattı, ve onları aldığı gibi Sırrı Amcanın yanına getirdi.

Sırrı Amca, Milli Eğitim Müdürü Bahri Şahin’le görüşüyordu o anda. Milli Eğitim Müdürüne ‘yıpranan akılları inşâ edecek eğitimler vermeliyiz acil.’ diyordu. Müdür bey ise, ‘Nasıl olacak bu?’ dedi. Sırrı Amca ise müdüre yarı kısık sesle ‘Mümkün’ dedi. ‘Hasar olmayan binaları bana tahsis edin sizlere nasıl olacağını göstereyim.’ diyordu.  Müdürün hiçbir çaresi yoktu. Ateşperestler şehrin tüm elektrik sistemlerinden telefon hatlarına kadar tüm iletişim sistemlerini çökertmişlerdi. Tekirdağ, açık hava hapishanesinden farksızdı. Sırrı ’ya onay vermekten başka çaresi yoktu müdürün. Sırrı, Serdar ve Serdar’ın bulduğu beş çocuk çalışmalara başladılar. Bu çocukların isimleri sırayla Tolga, Metin, Kadir, Hüseyin ve Fatih’ti.

Sırrı, beş arkadaşa vazifelerini verdi. Onların vazifesi, zihnen ve aklen hasara uğramamışları tespit etmekti. Serdar ise kendisinin asistanı olacaktı.

Çalışmalar başladı, kimi zaman kapalı binalarda, kimi zamanda halkın yoğun olduğu meydanlarda…

İlk ders, AKIL İNŞÂSINDA BENLİK idi. Beyin nöronları yanan insanlara BEN dedirtmeden insan olduklarını hatırlatmak mümkün değildi. Üstelik insan benliği, hafızanın ilk kayıtlarından itibaren ortaya çıkmaya başlayan bir şeydi.

***

Benlikler yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlıyordu. Sırrı Amca ve Serdar kalabalık halk yığınlarının içine karışıyorlar, müsait her ortamda insanlara İNSAN olduklarını hatırlatıyorlardı. Bu aralar Benlik üzerine yoğunlaşılmıştı. ‘Benlik’ diyordu Sırrı Amca, ‘Benlik, insanın, kendisi ile başkaları arasındaki sınırı belirleyen ilk merkezdir.’

Serdar söze devam etti: ‘Benlik ortaya çıkmazsa, insan “kendi” olamaz, kendi haline gelemez, kendini diğer insanlardan ayıramaz. Benliğin ortaya çıkmasıyla beraber insanın zihni evreni de şekillenmeye, kendinden merkezîleşmeye başlar.’

Sırrı Amca ve Deha çocuk Serdar konuştukça Tolga, Metin, Kadir, Hüseyin ve Fatih’te sürekli notlar alıyordu. Tekirdağ ahalisinde adım adım yeni bir akıl inşâsı gerçekleşiyordu.

***

            Hafif hastalanan bir psikoloji doktoru umulmadık bir soru sordu, kalabalık halk yığının ortalarından… ‘Yani bize yıllardır yanlış mı öğrettiler?’ Biz fakültede ‘herşeyin başı AKIL’dır diye öğrendik.’

            Sırrı Amca öfkeli şekilde ‘Evet’ dedi, bizi yıllarca aldattılar.’ Sözlerine devam ederek şunları söyledi Sırrı:  ‘Benlik, akıldan önce ortaya çıkar. Zaten aklın oluşması için benliğin ortaya çıkması, zihni evrenin merkezi haline gelmesi gerekir. Benliğin önce ortaya çıkması, aklı da benlik ekseninde meydana getirir. Benlik, zihni evrendeki ilk merkezleşmedir. Zihni evren bir merkeze kavuşamazsa dış dünya ile kendi arasında bir sınır oluşturamaz. Zihni dünya ile dış dünya arasında sınır oluşmazsa, fert ortaya çıkmaz.’

            Uzaklardan bir ses ‘filozof musun sen’ diye bağırdı!. Söyle bize, filozof musun senn? ‘Asla’ dedi, ‘asla’. Zaten sizin beyin hücrelerinizi yakan Efesus’un görülen askerleri; yani filozoflar!..

            Sözleri efsunlu bir tesire sahipti Sırrı’nın. Geniş halk yığınları dikkat ve rikkatle dinliyorlar, başlarını öne eğerek içine düştükleri girdaptan nasıl çıkacaklarını düşünüyorlardı.

            Sırrı devam etti sözlerine: ‘Benliğin ilk ortaya çıkışı, ‘hayır’ deme dönemidir. Sizler, işte şu zeki çocuğun sözlerini dinleseydiniz (Serdar’ı kastederek) başınıza bunlar gelmeyecekti ve sizi bu hale getiren korkunç düşmana karşı ‘Hayır’ diyebilecektiniz.

            Halktan yükselen bağırtılar semâyı inletiyordu: ‘Söyle bize örselenen Benliğimizi tekrar nasıl yenileyebiliriz?’

            Sırrı Amca hemen cevap verdi: ‘Ahlak Eğitimi’ ile. ‘Ahlak eğitimi ile insanın zihni evreni; doğru, güzel ve iyi ölçülerine sahip olur. Zihni evren benlik ve akıldan önce bu ölçülere sahip olmaya başlarsa, benlik zihni evrene doğmaya başladığında kendini bu ölçülerin içinde bulur. Benlik ilk gözünü açtığında iyi, doğru, güzel ölçülerini görürse kendini o evren içinde geliştirir.’ Bu konuşmalar ve çalışmalar aylarca sürmüş böylece Tekirdağ ahalisinin Benlik inşası mümkün olmuştu… Sıra akıl inşasında idi, ve aklın inşâsı sürecinde duygulardan nasıl faydalanabilirdi? Aklın inşa sürecinde kullanılması en zor olan duygulardı. Serdar, tahrip olmamış bir eğitim kurumunun orta katında otuz kadar genç insanı toplayarak onlara çocuk yaşta duyguların nasıl kullanılacağını anlatmakta idi. Bu arada sınıfın kapısının önüne bir köpek gelmişti, köpek sessiz şekilde konuşulanları dinliyor gibiydi, Serdar’ın bir ara gözü köpeğe ilişti… Bir de ne görsün? Soyut varlıklardan birisi köpek suretinde Serdar’a görünmekte idi!… Serdar öfkeyle irkildi ve kapıya yöneldi, hemen köpeğe doğru gözlerini dikti HAYAL gücü ve Gözlerinden çıkan ışın ile köpek suretindeki ateşperest varlığı orada yağ gibi eritti. Bir anda geçmişe daldı gitti, hayal gücünün farkında olmadığı için neler çekmişti bu yaramaz varlıklardan!. Kendini de suçlu hissetmiyor değildi! ‘Belki de dedi kendi kendine, zamanında kendimdeki güçlerin farkında olsa idim, bu kadar felaket başımıza gelmezdi.’ İş işten geçmişti artık, çalışmaktan ve insanları bu felaketten kurtarmaktan başka bir şeyde kalmamıştı.

***

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s