NECİP FAZIL VE İSLAM MEDENİYET TASAVVURUNDA BİLGİ TELAKKİSİ BAŞLIKLI MÜLAKAT

14718738_807137159427802_9112715353025600911_nFecr-i Afak Dergisi Yazarı Furkan Selçuk Soylu ile Mülakat

Mevzu: Necip Fazıl ve İslam Medeniyet Tasavvurunda Bilgi Anlayışı

METİN ACIPAYAM: İslam Tefekkür mecrasına şiddetle ihtiyacımızın olduğu aşikar. Tefekkür mecrası yoksa tefekkürün olmayacağı bedahet çapında hakikat. Tefekkürün olmadığı yerde ilim mecrasının akibeti vahimdir. Necip Fazıl bu gerçeği 30’lu yıllarda görerek tefekkür mecrasını tetiklemeye çalışmıştır. Bugün batıya mahkum oluşumuzun sebebi ilim telakkimizi oluşturmamızla alakalıdır. Üstadın o zamanlarda söylediği “felsefenin krize girdiği” gerçeğiyle beraber Batı’nın çöküşü başlamıştır. Batı’nın tek terkip maniverasını felsefe oluşturmaktadır. O halde felsefe çöktüğüne göre, Batı’da çöküyor demektir. O halde bu hengamede bize düşen ne olmalıdır? Batı’nın enkazı altında kalmak mı? Yoksa yeniden ayağa kalkabilecek medeniyet hamlesini başlatmak mı?

SELÇUK SOYLU: Elbette ki manayı rafa kaldırmış ve neredeyse bütün müesseseleriyle maddenin ve başıboş aklın imtiyaz sahibi konumunda olan batının enkâzı altında kalmayacağız. Batı, başıboş aklın mahrum olduğu ne varsa her şeyden mahrumdur diyebiliriz. Biz mahkum ve mahrum olamayız!

Üstâd’ın düşünce  merkezinde, çıkışında keza örgüsünde:

‘’Anlamak yok çocuğum, anlar gibi olmak var.

Akıl için son tavır, saçlarını yolmak var’’

bununla beraber

‘’Gözüm, aklım, fikrim var deme hepsini öldür!

 Sana çöl gibi gelen, O göl diyorsa göldür!’’

 telakkisi vardır.

Yani bu bedahat duygusunun öncelikli kıymetiyle beraber Hz Peygamberin ruhaniyetine teslim oluşunun bir ifadesidir. Tabiri diğerle aklı islamın emrine vermeden bir kıymeti ol(a)mayacağının ve tek başına bir anlam taşı(ya)mayacağının izahatıdır. Ve bu düşünmemek de değildir. Düşünmeye nerden ve nasıl başlanması gerektiğinin Üstad’ın anlayışında makes bulmasıdır. Üstad kendi ifadesiyle aklını peşin olarak sahibine teslim ettikten sonra, geri verilen akılla düşünen bir çilekeştir! Her şeyin üstünde olan akıl da budur.  Üstad’a göre islâm ‘’solmaz pörsümez yeni’’nin adıdır. Felsefe: ‘’Doğruyu bulmanın değilde yanlışı bulmanın müessesesidir’’ telakkisiyse bize Büyük Doğu’yu miras bırakmıştır. İşte yeni/den bir medeniyet hamlesinin başlama noktası burasıdır. Yani bu Büyük Doğu mefkuresidir.

Mana ile maddenin, bedahet ile aklın muhasebe ve murakabesini yaptığım bir an da şöyle demiştim, yeri gelmişken ifade etmeliyim:

Var mı ‘’bedahet’’ hissi kadar başka ulvi his?

Akıl ancak talebe, o apaçık müderris!

METİN ACIPAYAM: Yirminci asrın büyük hamlesi Büyük Doğu, İslami tefekkürü ana mihrakına bağlayan, İslami tefekkürün çerçevesini belirleyen, İslami tefekkürün ana sütunlarını diken teşebbüs olarak hususi yerini korumaktadır. İdrak kanallarını açan ve açacak mecra olması açısından ve Büyük Doğu’nun Akl-ı selimi yeniden terkip edecek fikriyat olması bakımından Büyük Doğu’yu nereye oturtmamız gerekmektedir?

  1. SELÇUK SOYLU: Evet Büyük Doğu çilesi çekilmiş, zindanlarda yatmayı hatta ölmeyi göze almış bir mütefekkirin fikriyatıdır. Hafızam beni yanıltmıyorsa bir radyo kanalında sizi dinlerken Üstad hakkknda söylediğiniz şu zözleri hâlâ hatırlarım: ”Necip Fazıl genç yaşlarında Türkiye’nin ufkuna, orta yaşlarında ise dünyanın ufkunu ulaşmış bir adam.” Bu izahatınıza kalbi hissiyatımla katılıyorum. ‘’Usulsüz, vusül olmaz’’ düsturuyla Büyük Doğu, İslâm’ı ve islam tefekkürünü devam ettirme de ve anlamada yürünecek yol ve muazzam bir ideal olarak karşımıza çıkar. Üstad’a ve Büyük Doğu’ya eğer bu mecradan bakılırsa o zaman ‘’tatbik fikri’’ ortaya koyma gayretleri boşa gitmemiş, amacına ulaşmış olur.

METİN ACIPAYAM: Büyük Doğu mefkuresinin uzanmadığı mesele yok gibidir. Talihsizliği şurasıdır ki, zuhur yılları İslam tarihinin en ağır dönemidir. Bu ağır zaman diliminde (20. Asır kastedilmektedir) Müslümanların durumu, ne yapacağını bilemeyen ve nasıl anlayacağını kestiremeyen bir hal etrafında şekillenmektedir. Büyük Doğu’yu kaostan çıkışın samimi arayışı olarak görebilir miyiz?

  1. SELÇUK SOYLU: Çok haklısınız Büyük Doğu’nun zuhuru çetin zamanlarla beraber olmuştur. Üstad ”Allah’tan ve ahlaktan bahsetmek yasaktır” denildiği bir zamanda Büyük Doğu’yla ”İşte iz, geliniz” demiştir. Bu takdir değil gece ve gündüzün varlığı mesabesinde bir gerçektir. Üstâd suskun ve ne yapacağını bilmeyen Müslümanlara: ‘’Yarın elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir’’ diyerek umut oldu. Dimdik ayakta kalarak sevinmelerini telkin etti. Büyük Doğu bütün yönleriyle öğrenilebilse ve anlaşılabilse hem içinde bulunduğumuz bu kaostan kurtarabilir ümmeti, hem de fert fert bireysel sorunlarımıza ve sıkıntılarımıza çare olabilir. Bunun için Büyük Doğu davasına ‘’oluş ıstırabını’’ çekebilecek gönüllü fedailer/neferler lazımdır. Hani Seyyid Kutub der ya: ‘’Bu yol dikenlidir dikenlere basmaya cesareti olan gelsin’’. Şamatanın ve sloganın değil fikir üretenlerin ve her kötü gidişata rağmen ‘’Allah ve Rasul’ü’’ diyenlerin sesi, mecrasıdır Büyük Doğu. Zihinleri, kalpleri keza ruhları iğdiş edilmiş medeniyetin mensupları olanların değil!

Şahsım adına onur duyarak söylersem; kadrosuna dahil olma gayretinde olduğum Büyük Doğu’nun bir ferdi olarak Allah’tan dua ve niyazım şudur ki; Büyük Doğu mefkuresinin yaşandığı günleri bizlere göstermesidir.

METİN ACIPAYAM: Geri kalışın sebebini batıcıların dine bağlaması, buna paralel olarak da bazı safdirik müslümanların (!) hedefi Ehl-i Sünnet olarak göstermeleri o günkü anlayış keşmekeşliğini göstermesi açısından mühim yer teşkil ediyor. Büyük Doğu fikriyatının zuhur yıllarında Necip Fazıl, bir yandan batıcı kemalistler ile uğraşmakta, diğer taraftan tefekkürü zehirleyen Şia, Vahhabilik ve Mutezile zehirlerinin panzehirini oluşturmanın derdindedir. Oryantalist propaganda malzemelerinin “sahih din” olarak sunulması karşısında Üstad, “dosdoğru yol” olarak gösterdiği Ehl-i Sünnet itikadının hayata tatbikatını göstermişti. Necip Fazıl ve karşı cenah (Ehl-i Sünnet dışı camialar) hakkında ne söylemek istersiniz?

  1. SELÇUK SOYLU: Biz her şeyden önce Büyük Doğu fikriyatından şunu öğrendik. Üstàd “Ya hep – ya hiç” diyerek “hep’in olmadığı yerde islàmın hiç’e” talip olacağını tabiri diğerle “yarımın sıfırdan farkı olmadığını” söyler. Buradan hareketle Büyük Doğu dàvasına gönül verenler “Ilımlı islàm” kavramını, projesini, proje adamlarını yok sayar! Keza gayri meşru yoldan hakikate ulaşmanın mümkün olamayacağını bilir. Ve bunu cesaretle söylemekle kalmaz, yaşama hissiyat ve hassasiyeti olarak kabul eder. Üstâd islam medeniyet tasavvuru ve fikrini dünya çapında örgüleştirken hem dışardan gelen her türlü yıkımlara karşı yani islamı günümüze uyarlamaya çalışan modernizmle savaştı hem de ‘’Doğru Yol’un Sapık Kolları’nı’’ deşifre ederek onlara ‘’ham yobaz-kaba softa’’diyerek onların samimi olmadıklarını söyledi. Onların karşısına Ehl-i Sünnet İtikadı’yla çıktı.

Ve Ehl-i sünnet itikadı; Allah Rasul’ünün sünneti ve o sünnete pazarlıksız ittiba edenlerin, temsili olduğu en ulvi ve seçkin kadronun inanç güzergahı ötesinde menzilidir. İşte sizin de dediğiniz gibi ”dosdoğru yol” da budur. Üstad’ın yaptığı ve dediği gibi yani bu bir‘’Keşf-i Kadim’’dir.

METİN ACIPAYAM: Kemalist Cumhuriyetin, diğer adı; bizce savrulmadır. Savruluşumuzun zirvesini Cumhuriyet ve ekabir kadrosu şekillendirmiştir. Bu savruluş üç başlık halinde gösterilebilir. Bunlar;

  • Usulsüzlükten kaynaklanan savrulmalar
  • Müktesebatın (kadim islam kaynaklarının) inkarından kaynaklanan savrulmalar
  • İslami tedrisatın olmamasından kaynaklanan savrulmalar

Bu savruluşlar karşısında Necip Fazıl ve Büyük Doğu nereye konulabilir?

  1. SELÇUK SOYLU: Cumhuriyet döneminin tarihi sürecine baktığımız zaman batıyı taklitçilik, batıya mahkumluk vardır. Yaklaşık 1 asırdır bir türlü cenderesinden kurtulamadığımız bu batı taklitçiğinin bizi kendi öz değerlerimizden uzaklaştırdığını söylemek mecburiyetindeyim! Dediğiniz gibi bu dönemi; eğitimde savrulmalar, dilde savrulmalar, kültür de savrulmalar, tarih de savrulmalar, ahlak da savrulmalar ve daha vahimi ve en kötüsü reformist zihinlerin dilinden çıkan dinde(İslam) tahribatlardan oluşan savrulmalar olarak ne yazık ki resmedebiliriz. Derinlemesine yapılan bu savrulmalar içinde mahkeme salonlarında batıdan tecrit olmuş bir kafa ve telakkiyle: ”Eğer islâmı müdafaa etmek suçsa, getirin buna göre bir kanun maddesi bende 3 ayaklı sehpanın  yağlı urganına başımı feda edeyim” (Malatya Davası) diyen bir mütefekkirin kaleminden, kelâmından, düşünce dünyasından doğdu Büyük Doğu. Bu mütefekkir Necip Fâzıl’dı.

Büyük Doğu; ümmeti kurtaracak ve mutlak hakikate götürecek günümüz dünyasının; kokuşmuş, buruşmuş, afallamış, kararmış çehresini düzeltecek  mefkurenin adıdır..

METİN ACIPAYAM: İslama muhatap anlayış külli anlayışın ihyasıyla mümkündür. Parça fikir belasının köküne ayran suyu döken Necip Fazıl Kısakürek’tir. Zihni ve ruhi dünyamızı “bütün fikir” etrafında şekillendiren yine O’dur. Burada soracağım sorular üç alt başlık halindedir. Bu sorular;

  • Büyük Doğu, bilgiyi toparlamanın yolunu göstermesi bakımından nereye konulmalıdır?
  • Büyük Doğu, fikri terkip etmenin usulünü geliştirmesi bakımından nereye konul malıdır?
  • Büyük Doğu, külli anlayışın nizami altyapısını keşfetmesi bakımından nereye konulmalıdır?

F.SELÇUK SOYLU: Büyük Doğu’da bütünlük yani terkip bahusus fikirle birlikte her şey de vardır.  O şu veya bu sistemin değil, günümüz dünyasının asr-ı saadet temsilcisidir. Üstad ‘’biz sussak mezarımız konuşacak’’ dedi ve öyle gitti.

Bu noktada bizlere düşen görev,  tohumunu Üstad’ın ektiği bu ağacı yetiştirme borcunda olmamızdır. Büyük Doğu bizim, aslımıza dönüşümüz, yeniden kendimiz oluşumuzdur! Sakarya Türküsü’nden de anladığımız üzere de ‘’Bir hesaplaşma manifestosudur!’’

Bu vesileyle

‘’Doğu der ki Batıya, güneşi fethetsen de,

Ruh gerçeği bendedir, madde yalanı sende…’’

diyen Üstâd’a Allah zatının büyüklüğünce rahmet etsin, bizi fikriyatından ayırmasın!

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s