RUZNÂME 31 AĞUSTOS 2016

ruznameSezai Karakoç ve Diriliş -5-

Medeniyet Anlayışı -2-

Sezai Karakoç’un medeniyet anlayışında üzerinde fazlaca durduğu mühim meselelerden birisi de, ‘ Medeniyetin herhangi bir ırkla açıklanamayacağı’ gerçeğidir. Dinleyelim: “Medeniyeti ırkla açıklayan (rasist) teoriler varsa da kabulü mümkün değildir. Çünkü: medeniyet, tamamı itibariyle bütün insanlığa hitap eden tarih olgusudur. Tek kişiye ya da insanlığa dönük cephesiyle medeniyet, insanın sadece fizikî ya da fizyolojik ihtiyaçlarına cevap veren bir sistem olmakla kalmaz, ayni zamanda manevî-ahlakî, metafizik ve kültürel isteklerini de karşılamak amacını taşır. Her ne kadar bazı medeniyetlerde maddî ihtiyaçlar, bazı medeniyetlerde de manevî ihtiyaçlar ön plana geçerse de, her medeniyette, az veya çok, bu iki cephe için de bir teklif getirildiği gerçeği değişmez. Bütün ruhî faaliyeti, sonuç itibariyle, maddeye indirgeyen, onun bir yansıması gibi gören, ona bağlayan ya da ondan bağımsız varsaymayan materyalizmi ve özellikle tarihî materyalizmi, ayrıca, her türlü manevî olguyu “kan”a irca eden rasist görüşü bir tarafa bırakırsak, medeniyet olgusunda, ruhî ve maddî faaliyet ve eserlerin tümünü görmek mümkündür. Bu olgu kabul edildikten sonradır ki, insanların, biraz da çağlarının etkisinde kalarak, maddî ya da ruhî faktörü baskın faktör olarak tercih ettikleri gözlemlenebilir.”[1]

*

Medeniyet mefkûresi etrafında anlayış getirmek, bu çapta eser telif etmek zordur, zor olduğu kadar uzun soluklu tetkiklerin ve keşiflerden süzülen birikimle mümkündür. Bu sebepten medeniyet fikri herhangi bir ırkla yahut herhangi bir yazar, ya da görüşle olabilecek şey değildir. Bugünkü Batı uygarlığı Batılı devletlerin birikiminden doğmuştur.

Bizim yeniden doğuşumuz da böyle olacaktır. ‘İnananlar kardeştir.” gerçeğinden yola çıkarak önce Anadolu’yu sonra da tüm İslam coğrafyasına uzanan tecessüs duygumuz, İslam bilgi telakkisini ortaya koyacak, sonra da bu bilgi telakkisi Medeniyet fikriyatımızın sınırlarını ve çapını belirleyecektir.

*

“İnsan, ancak Tanrı’yla varolur. Bu bakımdan insanın ideali ve amacı, ilahî kaynaklıdır. Bu amaç, Tanrı’nın istediği yaratık olmaktır. Medeniyet de insanın, bu amacını, en üstün planda gerçekleştirmesi, onu sürekli kılması faaliyetleri ve bunun anıtlaşması, kurumlaşması, kalıcı kılınmasıdır. Bu yüzdendir ki, biz, medeniyetin en gerçek anlamını ve kaynağını vahiyde buluyoruz; öbür medeniyet türlerinden ayırmak için buna vahiy medeniyeti, hakikat medeniyeti diyoruz; öbür medeniyetler (uygarlık dese daha uygun olurdu) buna yaklaştığı ölçüde, medeniyetin asıl amacına yaklaşmış, bundan uzaklaştığı ölçüde de uzaklaşmış olurlar. [2]

[1] Sezai Karakoç, Düşünceler Kavramlar, Diriliş Yayınları 5. Baskı s. 7-8

[2] A.g.e. s. 10-11

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s