RUZNÂME 12 AĞUSTOS 2016

ruznameNihâd Sâmi Banarlı Okumaları -4-

Yahyâ Kemal’in Önemi -4-

Yahyâ Kemal bir lisan üstadıdır. Aziz Türkçemizin üzerine yürüyen haçlı sürülerine karşı, O; harika Türkçemizle muazzez eserler telif etmiş, böylece bu dilin düşmanlarına eserleriyle ve harika üslubuyla cevab vermiştir.

Türkçe ağzımda annemin sütüdür.” diyen vatanını cihandan ibaret gören büyük şâiri hakiki çehresiyle anlamak isteyenler şu nükteye bakmalı: “Paris’de yıllarca târih ve siyâset tahsil ettiği için siyâsetin ne olduğunu iyi bilen Yahyâ Kemal, milletinin kaderinde siyâsî bir rol oynamaya niyetli değildi. Daha İttihad ve Terakkî devrinde, eski Bahriye Nâzırı Cemal Paşa’ya: Zât-ı âlînizi temin ederim ki ben vatanımı idâre etmeğe harîs değilim. Vatanımın başına geçirilmek teklifine mâruz kalsam bile, bu şerefi uhdeme almaktan istinkâf ederim. Yeryüzünde yegâne emelim, milletimin lisânında, istediğim gibi birkaç manzume vücuda getirmekdir. [1]

Yahya Kemal’i işte bu son satır özetlemektedir. O, milletinin sesi olmak istiyordu. Milletinin ve bu milletin hayat vakfettiği İslamiyetin…O, son dönem tunç kafiye-çoklu kafiyenin büyük şâiri, büyük Türkçe üstadı idi.

Ülkemizin irfan dünyasına karabasan gibi çöreklenen Lisan katilleriyle her daim mücadele etmiş, aziz ve hakiki Türkçe kelimeleriyle Moskova destekli lisan mahvedicilerinin karşısında cephe almıştır.

Ahmet Turan Alkan’ın Kasım 78’de Cemil Meriç ile yaptığı mülakatta Cemil Meriç: Yahyâ Kemal, Türkçe’nin şiiriyetine musikisine, güzelliğine âşıktı. Dilin bütün cürufundan temizlenmesini, lekesiz ve pırıl pırıl bir ifade vasıtası haline gelmesini istiyordu.” demektedir. Mülakatın devamında ÂMÂ üstadım Cemil Meriç’e “Yahyâ Kemal, Türk edebiyatına ve fikir hayatına ne getirmiştir?” sualine karşı şu cevabı verecektir: “Yahyâ Kemal, bu kubbede, yani kendi gök kubbemizde ebediyyen yaşayacak olan bir sestir. Kuğunun son şarkısı. Edebiyatımızın has bahçesinde boy atan şâhane bir gül. Dünün zevkini, yaşadığı çağın insanlarına aşılayabilen bir büyücü. Bakışlarını ezeliye çeviren, Bülent servilerin gölgesinde, maziye, yani mazinin ebedi değerlerini dile getirerek dehrin hayhuyuna kahkahalarla gülen bir rinttir. Yirmibirinci yüzyılın makine gürültüleri içinde sersemleyen insanlarına Lale devrinin unutulmaz şarkılarını, ihtisaslarını, ürpertilerini, terennüm eden, ‘kökü mazide olan âtidir.’ Bir rüyanın devamıdır Yahya Kemal. Bitmeyen ve bitmeyecek olan bir rüyanın.” (Ahmet Turan Alkan-Cemil Meriç mülakatının tamamı için bknz. Cemil Meriç Kültürden İrfana, 3. Baskı s. 285-287)

Bitmeyen ve bitmeyecek rüyanın adamı: Yahyâ Kemal. Kuğunun Son Şarkısı.

Hülasa; “son” olmayacak ve yeni Yahyâ Kemal’ler gelecek. İslam’ın son kalesi olan Aziz Anadolu’nun mimarî, irfâni, fikrî, ilmî her güzelliğini destanlaştıracak Yahyâ Kemallere selam olsun. İslam’ın yeniden çağını başlatacak olan Yahyâ Kemal üslubu, Necip Fazıl anlayışı, Cemil Meriç çalışkanlığıdır.

İsmini sayamadığımız daha nice büyükler. Tanpınar’dan Atilla İlhan’a kadar Anadolu’nun asil ve zarif kalemleriyle hemhal olmalıyız.

Allah uzun ömür nasib eder de bu topraklarda yaşar isem; tüm hayatımı bu milletin ve bu dinin irfanına vakfedeceğimi tarih önünde beyan eder ve söz veririm. Büyüklerden bulup keşfettiğim hazineyi mücevher milletimle buluşturmak… Bu gayenin ve ülkünün adamıyım ben. Sefer bizden, zafer Allah’tan olsun.

[1] A.g.s. s. 377

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s