RUZNÂME 30 TEMMUZ 2016

ruznameDarbe Günlüğü -16-

Soru Ve Cevablar Etrafında Hadiselerin Muhasebesi

1- 15 Temmuz darbe kalkışmasında bulunan darbecileri “küfür bloku” olarak kabul edebilir miyiz? Eğer böyleyse tüm gayr-i milli unsurlar darbeye dâhil oldu mu?

15 Temmuz darbe kalkışmasıyla beraber küfür bloku olarak izah edilecek olan harekât mensuplarını “Fethullahçı, aşırı Kemalist, bir kısım PKK’lı ve şahsi menfaati peşinde olanlar” şeklinde işaretlememiz gerekiyor. Küfür koalisyonu bu çevrelerden teşekkül etmiş vaziyettedir. Bunların karşısında ise Tayyip Erdoğan liderliğinde vücut bulmuş aziz milletimiz. Türk-Kürt-Laz-Çerkes… Hulâsa; Anadolu. Anadolu = Anaların diyarı, anaların diyarı = Cennet Yurdu… Bu sebepten tüm gayr-i milli ve gayr-dini unsurlar darbeciler tarafında yer bulurken, hak ve hakikat cephesinin askerleri bu tarafta, yani meşru hükümet ve lider Tayyip Erdoğan’ın yanında.

2Teşkilat ve müessese fikri… 15 Temmuz darbe kalkışmasından sonra görüldü ki, ülkenin hala teşkilat ve müessese fikri mevcut değil… Bu nâmevcut halden istifade eden örgütler, Türkiye’de kanuni olarak teşkilatlanarak darbe teşebbüsüne kalkışmaktalar. Buradan hareketle tüm müesseselerimizi tekrar gözden geçirip müessese fikriyatı üzerine çalışmak gerekiyor mu?

Elbette… Hem de bir saniye dahi kaybetmeden. Ülkenin ilim-fikir-sanat adamlarına imkân verilerek kapanan tefekkür mecramız tekrar canlandırılmalıdır. Tefekkür mecramızın içerisinde “teşkilat-müessese fikri” nin yeri belirlenerek üretilen fikir, hayata tatbik edilmelidir. 15 Temmuz gecesinden sonra görüldü ki, milli ve dini şahıslar etrafında teşekkül etmeyen her müessese bu milletin ve devletin aleyhindedir, o halde acilen çalışmalara başlamalı, düşünce merkezlerinden çeşitli müesseselere kadar yeni baştan her müessese ele alınmalı, çeşitli mülakat, münazaralarla ilim-fikir-sanat adamları birbiriyle diyaloglar kurarak müşterek çalışmalar yapabilmenin güzelliğini görmelidir. Evvela bir tercüme enstitüsüne ihtiyaç vardır. Bu enstitü, ilk olarak Kadim İslam tarihinde ne kadar eser varsa bunları tespit ederek Latinize etmelidir. İkincisi lisan müessesesi… Acilen ülkedeki lisan keşmekeşine son verilerek Türkçe’nin düşmanlarıyla savaşılmalı, bu sayede sıhhatli ve akl-ı selim tefekkürü de mümkün hale getirmenin yolu açılmalıdır. Lisan demek tefekkür demektir, lisan dumura uğradığında tefekkürün de üretilemeyeceği aşikârdır. Tefekkürün olmadığı cemiyetlerde ise her daim darbeciler vardır… İlim, irfan, hikmet, hakikat darbecileri… Siyasi darbeciler sonra ki merhale…

3- Türkiye belayı tümden def etti mi? Yoksa bu hadiseler henüz başlangıç mı?

Şunu unutmayalım ki; Türkiye İslam coğrafyasının ve Türk vatanlarının karargâh ülkesidir. Karargâh olmanın en mühim tarafıda sürekli tehdit altında olmanızdır. Bu hadiselerin başlangıç olduğunu hususunda da net konuşamayız. Lakin zahiren bakıldığı zaman İslamiyet’in son kalesi olan Türkiye’yi rahat bırakmayacaklar… Bırakmayacaklar ki, karargâha muhtaç olan mazlumların ümidi kırılsın. Ümit iman ile müsavi olduğuna göre ye’se düşmeden işlerimize bakmalıyız.

4- 15 Temmuz darbe kalkışmasını 3. Cihan harbinin bidayeti kabul edebilir miyiz?

Evet… 3. Cihan harbi başlamış gibi gözüküyor.

5- 3. Cihan harbi fiilen başlamışsa eğer, Türkiye’nin müttefikleri kimler olur sizce?

Bu harbin hak ve hakikat cephesini Türkiye, bâtıl cephesini ise bu milletin düşmanları oluşturacaktır. Türkiye’nin müttefikleri meselesi gayet mühim… Eğer savaş kaçınılmaz olur da fiili olarak savaş başlarsa, Türki Cumhuriyetlerden İslam Coğrafyasına kadar geniş bir coğrafya Türkiye’nin müttefiki olacaktır. İslam coğrafyasından İran devleti Türkiye’ye destek vermeyebilir. Öbür taraftan da Rusya Batı’ya…

615 Temmuz bir varoluş ve yok oluş savaşımıydı? Yoksa ayağa kalkan Anadolu’nun tarihi destanı mı?

15 Temmuz hakikat savaşçılarının varoluşuyla neticelenmiştir Allah’ın izniyle… Allah bu milleti seviyor ve muhafaza ediyor. 1000 küsur yıl bu milletin dedeleriydi O’nun dininin davasını veren. Türk demek Müslüman demekti. Batılı, Türk’ü her zaman İslamiyet’le beraber anmış, Türk’ün yok edilmesiyle İslamiyet’in yok edileceği gibi bir kanaate vararak, Allah’ın “yok olmayacak” olan dini karşısında pozitivist aklıyla plan ve programlar yapmış ve yapmaktadır. Şüphesiz insan plan yapar, lakin her zaman Allah’ın dediği olur… Biz bu hakikate inanır iman ederiz.  Anadolu’ya gelince. Anadolu; asırlarca tarihin destanlaştığı coğrafyadır. Allah’a şükürler olsun ki Anadolu’nun hakir bir ferdiyim.

15 Temmuz hadiselerinden sonra anlaşıldı ki, Anadolu; varoluşunu yeniden tescillemiştir bu topraklarda. Bu varoluş sayesinde zıt kutupların yok olacağı şüphe götürmeyen gerçeğin ta kendisidir.

7- 15 Temmuz sonrası Türkiye’yi ve İslam coğrafyasının Batı’ya bakışı değişmiş midir? Bu hadise bizlere gerçek dost ve düşmanın kimler olduğunu göstermesi bakımından öneme sahip midir?

Bazı hadiseler şer gibi gözükür altına nice hayırlar vardır. Tıpkı 15 Temmuz harekâtı gibi… Her ne kadar 260 civarında şehit, 2000 küsur yaralı ve maddi zararlar vermişsekte bu hadise, hayırla neticelenmiştir. Bir tarafta sokağa çıkan millet… Öbür tarafta tanklar, helikopterler, silahlar vesaire. Bu millet “madde” ye ve güce meydan okuyabileceğini görmüştür. Samimiyet İman ile nişanlanırsa halt edilemeyecek güç yoktur. Evvela milletimiz bu hakikati gördü. Sonra da gerçek dost ve düşmanlarımızın teşhis ve tespitini yaptırdı bu hadise bizlere… Başarısızlıkla neticelenen darbe kalkışmasının hemen sonrasında Batı basını âdi ve ikiyüzlü tavrını göstermiş, darbeciler müdafaa edilmiş, ülkenin Reisi Cumhuru ise suçlanmıştır. Evet tüm bunları Batı basını yapmıştır. Amerika’da üst rütbeli iki generalde darbecileri kast ederek “Müttefikimiz olan askerler tasfiye edilerek tutuklandı.” demiştir. Daha niceleri… Darbe sonrasında Müslüman Mısır halkının başına “ihtilal” ile gelen kukla Sisi, terörist başı Fethullah Gülen’i ülkesine davet etmiş böylece şahsını küfür ittifakına dahil etmiştir. Tüm bunları görmeliyiz ve düşünmeliyiz. Kimin dost, kimin düşman olduğunu bu hadiseden başka hiçbir şey göstermezdi bizlere…

8- Darbe kalkışmasına “paralel” olarak Türkiye’nin istikbali hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkiye’yi şartlar tarihi misyonuna sürüklemektedir. Bu misyon tarihte olduğu gibi İslam’ın yeniden liderliği misyonudur. Allah’ın izni ve lütfu gereği bu milleti Rıza-i İlahiye muhafaza etmektedir. Zira Türkiye istikbalin “süper gücü” dür. Yaşadığımız tüm sıkıntılar ise doğum öncesi çekilen doğum sancılarıdır. Bu sancılar “sultan millet-sultan devlet” in doğum sancılarıdır. Müslüman Türk sultan millettir, devleti de sultan devlet. Allah’ın izniyle yeniden İslam diyeceğiz. Yeniden mazlumların sesi olacak, yeniden “iyi-doğru-güzel” i tüm dünyaya yeniden yaşatacak, yeniden iyinin, doğrunun ve güzelin kaynağını göstereceğiz. O kaynağın sahibi Allah’ın Resulü olan Hazreti Peygamberimizdir. Selam olsun O’na ve kutlu yol arkadaşlarına… Sabır, biraz daha sabır. Allah yar ve yardımcımız olsun!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s