PROF. DR TARCAN UYSAL’IN KALEMİNDEN

KARANLIK BİR GECE SONRASI
Prof. Dr. Tarcan Uysal

En kötü senaryoyu düşündüm…
Cumhurbaşkanımıza suikast yapılabilir, ya da uçağı vurulabilirdi…
Tüm hükümet üyeleri etkisiz hale getirilebilir, kuvvet komutanları, darbeye direnen herkes öldürülebilirdi…
Gözü dönmüş darbeciler binlerce polisi, sorgusuz sualsiz, kurşuna dizilebilirlerdi…
Ya da insanlık tankların, postalların altında çiğnenir, yerin dibine geçebilirdi…
Haber alma özgürlüğü şöyle dursun, nefes alma özgürlüğümüzü bile elimizden alabilirlerdi…
Sonuçta geleceğe yönelik tüm emekler bir akşamda tarihe gömülebilirdi.

Millet darbeyi, darbecileri ve bu ülkede bir daha darbenin düşüncesini bile ezdi geçti…

Zaman geçti, geçti de geriye yine kafalarda deli soruları bırakarak geçti…

ÜLKE ELDEN GİDİYORMUŞ…

Tespitim şudur ki, yıllardır PKK, PYD, ASALA, DAEŞ, DHKP-C ve daha nice iç ve dış tehditle baş etmeye çalışan devletimiz, kendi içinde büyüttüğü tehlikeyi görememiş… Mevcut kamuda yapılan görevden almalara bakılınca art niyetli grup taassubunun, başta PDY/FETÖ olmak üzere sızmadığı devlet kurumu kalmamıştır. Askerinden, emniyetine, adalet sisteminden, bakanlıklarına, üniversitelerine her yere örgüt üyeleri yerleştirilmiştir. Üzülerek izliyoruz ki şu an rakamlar elli binlerle ifade edilir hale gelmiştir.

Twitter’da bir cümle beni düşündürdü: “Elli binlerin konuşulduğu bilançoyu görünce devlet mi paralele sızmış, paralel mi devlete anlayamıyorum”

Gerçekten eğer sayılar bu kadar ciddiyse ülkenin gelmiş olduğu durum çok vahimdir… Biraz daha vakit geçse, ülke göz göre göre elden gidecekmiş…

SORMAZLAR MI?

Sormazlar mı adama, bu ülke gaflet dalalet ve hıyanet içinde midir? Ülkede son yıllarda kamu idareciliği yapmış ve kandırılmamış hiç kimse kalmış mıdır? Tamamen takiyye ve gizlilik esasına dayanan sisteme karşı hiç kimse bunu fark etmemiş, uyanmamış ve önlemini almamış mıdır? Bir tane bile çürük elmam yoktur diyebilecek bir devlet kurumu hala var mıdır?

Ya da sormazlar mı? Siyasilerin bu süreçte rolü hiç yok mudur? Daha dün tanımadığı, yüzünü görmediği kişilere bile bile lades diyerek iş takibi yapacağım diye referans olan siyasiler bugün sorumluluk hissederek hiç mahcubiyet yaşamaktadırlar mı?

Ya da sormazlar mı? Adam kayırmacılık nereye kadar? Ne olursa olsun bizim mahalleden olsun diyenler, bugün akan kana ortak olduklarının farkındalar mıdır?

Ya da sormazlar mı? Darbe girişimi olmadan önce aklınız nerelerdeydi? Orduda 40 yıldan bahsediliyor. Bunca yüksek askeri şurada rütbelilerin ordudan atılma haberlerini işittik. Bu kadar çürük elma hala orduda kalabildiğine göre (ordunun en az 1/3’ü) Allah aşkına biz bugüne kadar hep iyiyi, güzeli mi tükettik?

Ya da sormazlar mı? Emniyetteki problem ortaya konunca, bunun çözümü sadece batıdan alıp doğuya vermek, üstten alıp alta koymak mı olmalıdır? Temizlik için en kolayı hain olarak yaftaladığın adamı güneydoğuya sürerek PKK’nın önüne ülkeyi savunması için atmak mıdır?

Eğer bir hata yapılıyorsa, bunu o anda tespit etmek ve gereğini kökten yapmak lazımdır. Eğer vatana, millete ihanet içinde olunduğu, somut delillerle belirlenmişse, objektif bulgularla kişi terör örgütü üyesiyse, gereği derhal ve derhal yapılmalıdır. Amasız, fakatsız, doğru istihbarat ve doğru hamlelerle direk sonuca gidilmelidir…

PUSLU GELECEK…

Bir dönem için çuvaldızı kendime batırmakla birlikte, ülkemdeki tüm idarecilere sesleniyorum:
Yanlış olduğunu bile bile, belki de hak yiyerek; bu olan bitenleri görüp, susmuş, müdahale etmemiş ya da basit önlemlerle geçiştirmişseniz, gerekli yerleri uyarmamışsanız; siz de sorumlusunuz, vebal altındasınız demektir. Sayenizde; yılların yoğun çabalarıyla bir yerlere getirmiş olduğumuz ülkemiz için tüm emeklerin bir gecede boşa çıkabileceğine şahitlik ediyorduk… Ve şu an bile ülkenin geriye gittiğini hissedebiliyoruz…

Sırası gelmişken bazı kaygılarımı da sizlerle paylaşmak istiyorum. Adına cadı avı da denilen süreçte kurunun yanında yaşın da yanacağını hepimiz öngörebiliyoruz. Herkes yıllardır beraber çalıştığı arkadaşı için “acaba bu da mı paralelci?” diye düşünür hale geldi.

AKBABALARA DİKKAT!

Bu kadar ağır bir tabloda devlet tarafından verilen reaktif ve bazen abartılı olabilecek tepkileri aslında anlayışla karşılıyorum. Ancak bilinmelidir ki gün aynı zamanda akbabaların da günüdür. Çalışıp emek vererek bir yerlere gelmesi mümkün olmayan, yeterli eğitime sahip olmayan, tecrübesiz boş insanlar, sadece üstündekini, yanındakini, yüzyüze baktığı arkadaşlarını fişleyerek yerlerine göz koymuşlardır.

Bu değerlendirmeler kesinlikle somut verilere göre yapılması gerekmektedir. Yoksa boş yere birçok insanın canı yanacaktır. Bu konuda yanlış bilgi veren insanların da vebali büyük olacaktır.

Unutmayalım ki; masumiyet karinesine göre suç kesinleşmediği sürece hiç kimse hükümlü sıfatıyla değerlendirilmemelidir.

Yine de her şeye rağmen benden söylemesi…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s