RUZNÂME 29 MAYIS 2016

Zaruri Bir Açıklama

Mukaddes oluş ve inşâ tılsımı etrafında düğümlü bir kordele hükmünde olan ruznâmelerimiz, elden geldiği kadar sâde ve hususi bir hal teşkil etmektedir.  Bunun sebebi, günün kısır ve kaba itişme ve tepişmelerinden uzak kalmak, kıymet hükümlerimiz etrafında manzumeleşen muhteviyatımızı, “iyi, doğru, güzel” ölçüleri etrafında billurlaştırarak, etraftaki sahte oluş belirten hareketlerin teşhisine yanaşmak, ve her türlü riyâkarlıkların üzerinde hakikat nedir sorusunun cevabını aramaya çalışmak… Ruznâmelerimiz hakkında “zaruri bir açıklama” başlığıyla bu satırları yazmamın sebebi, çok sevdiğim bir ilim adamının şahsımı alakadar eden şu sözleri söylemesidir:

Aşk ve vecd. Heyecan ve hareket. Bunlar gençliğin vazgeçilmez hususiyetleri. Davana aşıksın, hemde vecd derecesinde. Bu aşkın ve vecdin aksiyonu seni heyecanlı ve hareketli kılmakta.  Lakin hata yapmandan korkuyorum. Sürekli eser peşindesin. Lakin İslam büyükleri, hep kırkından sonra eser verme tavrını benimsemişlerdir. Yaş ilerledikçe nefsani duyguların törpülendiği bir bedihi hakikat. İnşallah “ruznâme” diye isimlendirdiğin bu seri çalışmaların içinde eriyip yok olmazsın.

Yukarıdaki sözlerde tenkit olduğu kadar methiyenin olduğu aşikar. Bahsi geçen şahsın, beni muhabbet derecesinde sevdiği de aşikar. Sözleri son derece doğru. Üzülmemin tek sebebi, o kadar muhabbete rağmen tam manasıyla bizleri anlayamamış olması. Ne diyelim canı sağolsun…

***

   Üstad Necip Fazıl’dan idrak etmeye çalıştığım dünya görüşü ve sistem tatbik fikri, bizleri hiç bir hadise karşısında kayıtsız kalmamamız yönünde her an ihtar eden bir hassa olarak zihnimizde durmaktadır. O bakımdan ruznâmeler, bu gaye etrafında hizmetini görmekte. Ve hiç bir meseleyi es geçememe gibi bir ideal peşinde.

***

   Bizim günlük (aktüalite)leri itfaiye hızıyla takip etmeye ve zamanın dinamizması içinde her görüşün yanıltıcı akıcılığına karşı çabuk hükümler savurmaya fikir mizacımız müsait değil… Biz, yangının ne olduğunu, itfaiyenin ne yaptığı, ne olabileceği ve ne yapabileceği hususlarını, bu defa Büyük Doğu’ların yerine kaim tuttuğumuz “Rapor”larda ve hâdiseleri, köşelerden ve bucaklardan değil, (Helikopter) irtifaından aksettirmekte ve kitaplık cehdimizin mücerret plânını korumakta hikmet kabul ediyoruz. Bu sebepledir ki, “Rapor”ları belli başlı zaman ve mekânlara tahsis edemiyor ve hâdiselerin olgunlaşmasını, muayyen bir kıvama ermesini beklemeyi uygun buluyoruz. (Necip Fazıl Kısakürek, Rapor 3, s.7)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s