SİYASİ EDEBİYAT KURULMALIDIR -RUZNÂME- 19 MAYIS 2016

Siyasi Edebiyat Kurulmalıdır

Edebiyat, hayatın tamamını izah edebilecek kudrete sahiptir. Fesâhat ve Belagat isimli iki silahı olan Edebiyatın, fâsih sözü yerinde ve zamanında söyleyen beliğ zatı, söze kudret ve aheng yüklediği zaman, bu sözün karşısında durabilecek herhangi bir şey mevcut değil. Şarktan bir mütefekkire edebiyat nedir diye sorsanız cevaben: Edebiyat, söz söylemenin ilmidir cevabını verecektir.

*

Siyasi edebiyat kurulmalıdır. Kurulmalıdır ki, tatbikatçı (siyasi) kadrolar fikre ve fikir adamına kulak vermeyi öğrensinler. Siyaset tabiatı itibariyle aksiyon işidir. O’nun müntesibinde ilk olması gereken: Hareket.

Fikir ise sükûneti sever, sükûnetten hoşlanır. Mütefekkirlerin saha itibariyle muvaffak olamayacağı tek yer siyasi sahalardır. Çünkü orada gürültü, patırtı vardır. En derin zihni hücrelerinde dahi çileli tefekkür hassesi bulunan mütefekkir için, kalabalıklar değildir aslolan… Kalabalığın olduğu yere sloganlar hakim… Sloganın olduğu yerde ise fikir; tımarhanelik vakıa…

*

Fikir adamı fikir üretir. Üretilen fikir, siyasi kadrolara da yetecek derinliktedir. Müslüman fikir adamlarının tefekkür alt yapılarına üç mecra hakimdir. Bunlar;

-Dini Mecra

-Tarihi Mecra

-Edebi Mecra

Dinimize nisbetle tarihi ve edebiyatı, İslamiyet bünyesinde ele almaya mecburuz. İslamiyet ahlak dinidir. Hazreti Peygamber’de “ahlakı tamamlamak için vazifelendirilen” nur yüzlü insanın kendisidir. Ahlakı dininden alan Müslüman tefekkür adamı, O’nu “edeb” etrafında edebiyata taşır, edebin ilmi olan edebiyatın fesahat ve belagat silahlarıyla “dün” “bugün” ve “yarın” ların hesabı görülür, böylece tarih ilmi de nihayete erer.

*

Siyasi Edebiyat kurulmalıdır. Kurulmalıdır ki, edebsiz edebiyatçılar anlaşılabilsin. Onu umumi edebiyat içerisinde yeniden inşâ etmek mecburiyetindeyiz.

*

Siyasi edebiyatın kurulmasıyla beraber siyasi kadrolar kendilerini tek “otorite” göremeyeceklerdir. Böylece ülkenin “ilim-fikir-sanat” adamları kendi mecralarında çalışmak suretiyle, yoğunluk ve hareketten bunalan “politikacı” güruhu, fikriyle, ilmiyle, irfanıyla kuşatacak, onları ne pohpohlayacak, ne de reddedecek…

*

Siyasetçiye bakışımız iki türlü. Ya “padişahım çok yaşa” cıyız. Ya da Weber misali, anarşistten yana olup toptan redci. İki tavır da yanlıştır. İlki yalakalıktan sarhoş olanlar, ikincisi de bu yalaka sarhoşlar karşısında ayık sarhoş olanlar. Tüm bu tezatlıkların da son bulması siyasi edebiyatın kurulmasıyla mümkün…

*

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s