İSLAM İRFANININ TEKNOLOJİSİ BAŞLIKLI MÜLAKAT -1-

10303772_236859563175692_2599543076093167003_nYrd. Doç. Dr. ERKAN ÇAV İLE

İSLAM TEKNOLOJİ ANLAYIŞI ÜZERİNE MÜLAKAT

Alet ve fikir birbirinden cismani yaşam içinde ayrışmaz, tamamlar.

Metin Acıpayam: Teknoloji, en özet haliyle söylemek gerekirse “alet” demektir. Alet, yani fikrin aleti… Herhangi bir fikre nisbeti olmayan aletin, “en büyük fikir” olan insan  karşısındaki hali ne derece olur?

Yrd. Doç. Dr. Erkan Çav: “Alet” kavramı ve objesi üzerine tartışmalar Antik Çağda felsefeciler arasında vardır. Yine antropologlar alet kullanımına göre insanların yaşam döngülerini ortaya koyarlar. Aynı şekilde tarihçilerin tarihsel katmanları oluştururken ifade ettikleri bakır, tunç, demir vs. gibi ibareler hep kullanılan aletlere ve aletlerin üretildiği madene göre adlandırılmıştır. Yine hayvanlar alemindeki sınıflandırmaların boyutlarından biri alet kullanımına göredir. İnsan ile hayvanı ayıran en büyük özelliklerden biri alet kullanımına ve bu kullanım bilgisinin yeni nesillere aktarılmasıdır. Mesela Antik çağda neden teknoloji gelişmedi bu kadar yüksek bir düşünce ve felsefe varken? Dolayısıyla o dönem fikir varken bunun aleti yok idi. Yine ilk İslam düşünürleri robotlar çizmişler ancak eldeki teknoloji ile bunları üretememişlerdir. Fikrin somutlaşması alet üzerinden, fikrin gelişmesi aletin yaptıkları eliyle ve nihayetinde fikrin yeniden inşasında aletin hayat döngüsü etkili olur. Bu kapsamda bu tartışmayı felsefecilerden sosyologlara kadar bütün sosyal bilim alanlarından farklı boyutlar geliştirilmiştir. Nihayetinde her fikir somut bir alana aktarılmayı bekleyen çekirdektir. Bunu sağlayan olgulardan bir tanesi olarak alet somutu gösteren ve o somutla yaşama katılan bir uzvu gibidir fikrin. Alet ve fikir birbirinden cismani yaşam içinde ayrışmaz, tamamlar.

Metin Acıpayam: Tefekkürün inkişaf yahut misal grafiği, tefekkürün tabi seyrine uygun şekilde basitten girifte doğru yol almış, cemadattan (cansız varlıklardan) başlamış, nebatat, hayvanat güzergahını takip etmiş ve nihayet en girift varlık olan insana kadar ulaşmıştır. İnsan bedenindeki (biyolojisindeki) mütekamil terkibi oluşturan muhteşem hususiyetlerin her biri bir veya daha çok “alet” (cihaz) için ilham kaynağı olmuştur. Ve nihayet “suni zeka” başlığı altında insan bedenini aşan ve zihni hususiyetleri üzerinde çalışmaya başlayan bir teknoloji hamlesi yapılabilmiştir. Buradan hareketle ne söylemek istersiniz?

Yrd. Doç. Dr. Erkan Çav: Alet-cihaz ve ilişkisi meselesinden suni zeka sürecine geliş, çok derinlikli bir olgu. Bu tartışma şu anda “yapay zeka” altında hem düşünürler hem de tekno-düşünürler ya da fütüristler arasında devam ediyor. Bu çok ciddi bir uzmanlık alanı. Ancak şu nokta önemlidir: İnsanın kendi zekasını cismani bir ürüne aktarmadaki bu becerisinin nasıl sonuçlara doğuracağı bilinmemektedir. Duygusu olmayan varlıklar ile insanın ilişkisi nasıl olacaktır? Somut dünyayı esas alan yapay zeka, soyut olgular içinde yüzen insana nasıl bir karşılık verecektir?

Metin Acıpayam: Suni zeka inşası mümkün müdür?

Yrd. Doç. Dr. Erkan Çav: Mümkün diyenler var: örneğin Terminatör filmi ve serisi bu düşüncedendir ki teknoloji yani suni zeka insanı geçecektir. Yine Rus satranç ustası Kasparov da suni zeka ile çalışan robota ile maç yapmış, berabere kalmıştır. Ancak bu suni zekanın insan ile ilişkisi düşünülmektedir, nasıl olacak diye? Bir gün üretilen yapay zeka insanı ve insanlığı yönetmeye başlar ise ne olur? İnsan yapay zeka karşısında ne yapacaktır? Dünyayı eğer yapay zeka yönetecekse, insan ne ola ki bu dünyada… Sorular artar, artar, artar… ve sonsuz bir sorular demeti oluşur nihayetinde… Yapay zeka inşaası mümkün, ancak sonuçlarını kestirmek asla mümkün değildir.

Metin Acıpayam: Kendimize ait teknolojiyi kurmamızın tek yolu, Batı’nın kuru (pozitivist) aklından kurtulup, akl-ı selimi mecra halinde inşâ etmemizle mümkün olacaktır… Kuru akıldan bile böylesine teknolojik alet üretilirken, “akl-ı selima” merkez alan bir tekonoloji inşasının güzergahının hacmi hakkında ne söylemek istersiniz?

Yrd. Doç. Dr. Erkan Çav: Batı’yı “KURU AKIL” diye tasnif etmekle birlikte, Batı’nın neden teknolojiyi üretebildiğini doğru anlamak gerekir diye düşünüyorum. Onlarda olup da bizde olmayan şey nedir? Neden Batı’nın bunca teknolojik ilerlemesine karşın başta İslam alemi olmak üzere, bizatihi şu anda teknolojiyi üretmeyi bırakalım üretimde bir söz sahibi olamıyor? Kaç İslam ülkesi motor üretebiliyor? Bulaşık makinesi? Televizyon? Cep telefonu? Bilgisayar? Vs… Uzaya çıkmayı saymıyorum bile… Bunun tefekkürü acaba nasıl yapılmalıdır? Çok boyutlu bir meseledir bu. Nihayetinde, “akl-ı selim” merkezli bir bilim ve teknoloji üretimi meselesi, gerçekten Batı’nın bugünkü yaklaşımlarından ne kadar ayrışacaktır? Bununla bilim ve teknolojinin insanlık yararına kullanılışını mı anlayalım, yoksa yaratıcıya ulaştırmayan bilim ve teknolojinin insanlığın da yararına olmayacağını mı ortaya koyalım? Nasıl bir perspektif çizelim? Elbette ki yaratıcıyla bağı olan bilim ve teknoloji, (ki yaratıcıdan bağımsız olan bilim ve teknoloji mümkün mü?) elbette ki atomun alt-parçalarından kainatın sınırlarına kadar her boyutta katman katman bize bilgi verecektir. Bunu anlayacak, kavrayacak, aktaracak bir “akl-ı selim” inşallah kısa sürede dünyada neşet verir.

Metin Acıpayam: Teknoloji, sizce vasıtadan mı ibarettir? Yoksa gayeden mi?

Yrd. Doç. Dr. Erkan Çav: Her iki boyutu da içerir. Teknoloji gayelerimize ulaşmak için önemli bir vasıta, aynı zamanda gayelerimize eklemlenen dünya yaşamını kolaylaştırma çabası anlamında da tamamlayıcı bir gaye olabilir.

Metin Acıpayam: Batının teknoloji anlayışı, tek bir esasa istinat eder; “Mümkün olan yapılmalıdır”… “Mümkün olan yapılmalıdır” anlayışı, ahlaktan tamamen bağımsızlaşmaktır, teknolojiyi de ahlaktan mutlak anlamda müstakil kılmaktır. Buradan hareketle mevzumuzun ahlaka bakan tarafı hakkında ne söylemek istersiniz?

Yrd. Doç. Dr. Erkan Çav: Atom bombasının üretimini sağlayan Einstein, bir Yahudi ve inanan bir insan olarak bu bombanın yapılacağını bilmiyorum gibi, manada aktarıyorum, bir mutsuzluk bir üzüntü beyanında bulunmuştur. Alfred Nobel dinamitin savaşlardaki etkisini görünce veya öldürücülüğünü görünce Nobel Ödüllerini veren vakfı kurarak bu olumsuz buluşunun geliri ile insanlığa umut olacak bilimsel çalışmaların yapılmasını teşvik etmek istemiştir. Ahlakı dışta bıraktığınızda insan kopyalamaya kadar giden birçok teknolojik uygulamayı yapabilirsiniz. Ancak soru şudur: Teknoloji ile daha ahlaklı bir insan varlığı kurmak mümkün müdür? Bu sorular, derinlikli tefekkür ve sükunetli bir yaklaşım istiyorlar. Genç nesillerimizin kalplerine rabıtalı berrak beyinlerinden bu sorular içinde daha güçlü tefekkürler oluşturmalarını diliyoruz, dua ediyoruz.

Metin Acıpayam: Teşekkür ederiz.

Yrd. Doç. Dr. Erkan Çav: Rica ederim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s