MATEMATİK Epistemolojik İşgalin Uç Beyidir

Matematik Epistemolojik İşgalin Uç Beyidir

 Yazımızın başlığını oluşturan “Matematik Epistemolojik İşgalin Uç Beyidir” tabirindeki matematik lafzı, her sistem ve ciddi mevzûnun içini boşaltan Batı adamının matematik anlayışıdır. El attığı her meseleyi son derece maleyanileştiren, korkunç istismarıyla beraber, bir o kadar da fikir hırsızı olan Batı dünyası, cehalet nisbetli cesur hamleler içine girebilen madde temelli zihnî alt yapıya sahiptir.

Batı adamı, her ele aldığı meseleyi, aslından uzaklaştırmakla beraber, usûl ve tarihi silsile bilmeyen ahlaksızlığıyla, her kıymetli hazineyi hırsızvari eda ile gasp eder, bu gasp ettiği hazineyi ise kendi malı gibi göstermekten esef etmez.

Bir buçuk asırdır yanıp kavrulan, çocukvari mucitliği ile keşfettiği yapay dünya içinde kıvrandıkça buhranı artan Batı dünyasının, matematik temelli krizine şahit oluyoruz. Şanlı İslam medeniyetinin devlet planında temsilcisi olan Osmanlı devleti, binbir hainevi ve düzenbazlıklarla narkoz dolu yatağa hapsedilmiş, böylece beşeriyet, yaklaşık bir buçuk asırdır Batı adamının eline bırakılmıştır. Manayı reddederek tüm hayatı beş duyu dairesinde izaha çalışan Materyalizma gözlüğü sebebiyle ilim irfan ve hikmetten yoksun kalışı, O’nu ruh ve sinir hastası August Comte denilen adamın ve teorisinin eline bırakmıştır. 20. Asrın Batı dünyası için varoluş çağı gibi gözüktüğü bahsi tarihi bir yanılmadır. Varoluş gibi gözüken bu durumun temel sebebi, her meselede çeşitliliğin olmasıdır. Aydın ve feylosoflarının her biri, her mevzûda derin ihtilaflara düşmüş,  istikrardan uzak vahdet anlayışını idrak edememişlerdir. İşte bu sebebledir ki, dualizm denilen ikicilik felsefesi Batı’da gelişmiş, böylece BİR vahidi etrafında cemiyet örgüleşememiştir. Müsbet Matematik (Riyaziye), BİR’in etrafında dairevi Oluş vetiresini inşâ eder. Batı’nın BİR’den uzak anlayışı sebebiyledir ki, matematik bugünkü dar ve sığ anlayışa hapsolmuştur. Tüm matematik 0 ve 1 rakamları etrafında ikame olunur. 0 yokluğun, 1 ise varlığın ve var oluşun remzidir. Hayat ise ya vardır, ya yoktur. (Yani ya 0, ya 1) Kâinatta olan hadiseler ise, 0 ve 1 arasında rücu eden vakıalardan ibarettir.

***

Batı dünyası hayır ve hasenattan yoksundur. Tüm zihnini emperyalist anlayış şekillendirmiştir. Bu sebebten ötürüdür ki, nefs humması içinde hayatlarına devam ederler. İşte bu azgın nefs sarhoşluğuyla beraber, elindeki her meseleyi, muarızlarına karşı kullanmakta mahirdirler. Bu maharetin en büyük tezahürü şüphesiz matematik temelli işgaldir.

Matematik, yorum ve tefekkür mecrasından çıkarıldığı vakit, şekli (formel) çerçeveye hapsedilecektir. Şekli matematik ise laboratuvardaki tetkikat ile mutlak doğru kabul edilecek, böylece “matematik tuzağı” dediğimiz tuzağın dibine yuvarlanılacaktır. Halbuki matematik tetkik değil, terkip ilmidir. Mefhumların tepetakrak edildiği günümüzde, matematiğe tetkik nazarıyla bakmak, matematik için ne hazin bir durumdur. Bu sebebledir ki, mevcut matematiği kabul edemiyoruz. Mevcudu red edişimizle beraber ikincil bir alternatif matematik anlayışının oluşması için çalışıyoruz. Bu elemli vetirede,  mevcut matematiğin eksiklikleri ve yanlışlıkları gösterilmeli, bununla beraber yeni matematik anlayışı üzerine bir çok temrinler yapılmalıdır. Yukarıda belirttiğimiz üzere, mevcut matematiğe mutlak doğru muamelesi yapmak, matematik zeminli epistemolojik işgale kurban olmak demektir. Çağın en büyük tuzağı budur. Mevcut Matematik tuzağından kurtulmamız, Batı’nın bilgi telakkisinden de kurtulmamız demektir bir bakıma.

Dünyanın istikbali, birkaç tuzaktan kendini en erken kurtaran kültür havzalarında yeşerecektir. Bu tuzaklardan birisi matematik tuzaktır. Batının bu tuzaktan kurtulması mümkün değil, zira batı, matematik tuzağı, uygarlık zannedecek kadar ağlarına yakalanan bir zihni altyapıya sahiptir. Dikkat çekici olan nokta, batının matematik tuzağı, kendi kültür coğrafyası dışındaki dünyayı zapt altına almak için kullanmakta maharet sahibi olmasıdır. Batı, matematik tuzağı, tuzak olduğunu anlamaksızın bir maharet iştiyakıyla tatbik etmekte, o sahada ustalaştığı için de başka kültür coğrafyalarını zapt altına almak için kullanmaktadır. Bu durum, yakalandığı bulaşıcı hastalığı başkalarına da yaymaya benziyor. Kendisi o hastalıkla beraber yaşama temrinleri yaptığı için, yeni yakalananların paniğinden istifade etme becerisini geliştirmekten başka bir üstünlüğü yoktur ve bunu anlaması da mümkün görünmüyor.

   Riyaziye özü itibariyle terkip ilmi olmalıdır, mevcut matematik terkip ilmi olamamıştır. Riyaziyenin terkip ilmi olarak yeniden inşa edilmesi, aynı zamanda “ilimlerin tasnifi” bahsindeki terkip ilimlerinin kurulması için bir ilmi altyapıyı hazırlayacaktır. Riyaziye bu cihetiyle fevkalade mühimdir, “terkip ilimleri”nin kurulmasındaki zorluk, riyaziye ile nispeten aşılacaktır.

***

Tanzimatla beraber Batılılaşma temayüllerine karşı çıkan müslüman mütefekkirler için, matematik vazgeçilmez bir sahadır. Zira mevcut matematik, Batılı hayatın  altyapısını oluşturmuştur. İçine doğduğumuz Batılı hayata yönelteceğimiz en ciddi tenkit, matematikle alakalıdır.

Batının ayaklarının altındaki zemini çekip almanın en kolay yolu mevcut matematiğin üzerine yürümektir. Matematik aynı zamanda modern hayat ve insan telakkisini anlamanın da en kısa ve en derin yoludur ki, matematiksiz modernite tenkitleri devasa boşluklar ihtiva etmekte ve netice vermemektedir.

Bugün itibariyle batıyla vakit kaybetmek gerekir mi? Biz bu soru muhakkak ki “hayır” şeklinde cevaplandırırız. Bununla birlikte batının ülkemizde, İslam aleminde ve dünyada hala ciddi ve derin etkilere sahip olduğu, bu sebeple meseleyle kerhen de olsa ilgilenmek gerektiği sabittir. Bu gereklilik aslında fikri ihtiyaçtan ziyade, Müslümanların zihni evrenindeki batı tesirini kırmak lüzumundan kaynaklanmaktadır. Bu lüzuma binaen, batıyı hem anlamak hem de temellerinde tenkit edebilmek için en fazla ihtiyacımız olan disiplin, matematiktir.

Batı matematik temelli bir modern hayat üretti ama matematiğin hayatın temeline koyduğu harcın bu derece olduğunu kendisi de bilmiyor. Batı, hayatın temelini mücerret matematik tefekkürle kurmuş değil, böyle bir şeyi yapacak felsefi kudret ve telifi bir müddetten beri yok. Batı, mevcut matematiğin üzerine bina edilen tatbik bilimleriyle, mesela mühendisliklerle bir hayat üretti. Ne var ki bu durum hayatın temelinin matematik olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Batı, hayatın temelindeki matematik tesirin derinliğini ve yoğunluğunu fark etseydi, en azından felsefenin gevezeliği ile meşgul olanlar buna itiraz ederlerdi. Meseleyle ilgili itirazın azlığı, bir taraftan felsefi krizi işaretlerken diğer taraftan matematik tesirin anlaşılmadığını gösteriyor. Bu durum, batının, matematikteki büyük tuzağa kolayca düşmesini de açıklıyor, neden o tuzaktan kurtulamayacağını da…

 

Biz mesaimizin çok azını batıya ayırmak taraftarıyız. O kadar ki yer yer temas etmek, bazen misal vermek cinsinden küçük bir mesaidir. Buna ihtiyacımızın olması ise Müslüman zihinlerin uyarılmasından ibarettir.

Bizim matematik de dahil olmak üzere esas mesaimiz, kendi bilgi ve ilim telakkimizin inşasına dönüktür. Matematikle ilgili çalışmalarımız ise “riyaziye” bahsinin yeniden gündeme gelmesi, yeniden inşa edilmesi, İslam bilgi telakkisinin inşasında kullanılmasından ibarettir. Bu çerçevede olmak üzere riyaziye fevkalade mühim bahislerdendir.

Mevcut matematik üzerinde yoğunlaşan tenkitlerimiz ise, batı tenkidinden ziyade bizim zihni arınmamıza dönüktür. Mevcut matematik, Türkiye ve İslam dünyasının kabul ettiği, üzerinde tartışma yapmak bir tarafa herhangi bir imal-i fikirde bulunmadığı disiplindir. Mevcut matematik tenkit edilmezse kendi (İslami) tefekkür sahamızı açma imkanımız olmadığı gibi, kendi tefekkür tarzımızı ikame etme imkanımız da yoktur. Bu sebeple mevcut matematikle ilgili tenkitlerimiz, batı tenkidi olarak kabul edilip, batının hala önemli olduğu vehmi oluşmasın.

Öyleyse son söz olarak şunu diyebiliriz ki, mevcut matematiği tenkit zeminine oturtmak, Batı bilgi telakkisini ve batı hayat tarzını sorgulamakla alakalıdır. Matematiğin epistomolojik işgalin uç beyi olmaması için, mevcut matematik, ilmî usûl ve kaidelerle çürütülmeli, yeni matematik arayışlarına girilerek, matematiği terkip mecrasının merkezine cem etmeli.

 

 

 

 

MATEMATİK Epistemolojik İşgalin Uç Beyidir” üzerine bir düşünce

  1. Geri bildirim: MATEMATİK Epistemolojik İşgalin Uç Beyidir | METİN ACIPAYAM

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s