KİTAP TANITIM -2-

İslam Medeniyet Tasavvuru 1 –Terkip ve Tefekkür-  kitabı tanıtım yazısı

8 ay gibi kısa sürede yayınladığı yüz küsür kitabla  ülkenin tefekkür istidadını tetikleyen Fikir teknesi yayınları, yayınladığı ve yayınlayacağı onlarca telif eserle beraber istikbali inşâ etmeye devam ediyor.

Bu sayımızda ele alacağımız kitab, Fikir teknesi yayınlarından çıkan çarpıcı bir eser. Haki Demir imzalı İslam Medeniyet Tasavvuru isimli malüm eser, üç ciltlik medeniyet serisinin ilk cildini oluşturan,  “Terkip ve Tefekkür” altbaşlığıyla  yayınlanan İslam Medeniyet Tasavvuru isimli eserdir. Bu şaheser niteliğindeki kitap, sahasında ilk olmakla beraber, nevi şahsına münhasır bir seviye ve kalite belirtiyor.

Terkip ve İnşâ dergimizin 6. Sayısının kapak dosya konusu; Terkip İlimleri mevzusudur. Bu kapsamda ele alacağımız bu kitap, terkip ilimleri hakkında fikri bir çerçeve vermekte bizlere. Haki beyin tahayyülünde var olan Medeniyet tasavvurunun gerçekleşme vetiresinde, ilk yapılması gereken iş, ilimlerin tasnif edilmesidir. Bu tasnifle beraber bir asırdır bilgi ağından kurtulamadığımız Batı bilgi telakkisinden kurtulacak, böylece kendimize has bilgi telakkimizi oluşturacağız.

Bilgi azizdir. Bilgi reddedilemez. Çağımız bilgi çağıdır. Bu bakımdan gerçek bir diriliş hamlesi, bilgi telakkimizin oluşmasıyla gerçekleşecektir.

Şu sözlere dikkat:

“Bilgi terkip edilmeli, bunu gerçekleştirmek için “ilimlerin tasnifi” yeniden yapılmalı ve “terkip ilimleri” inşa edilmeli. Terkip ilimlerinin inşasındaki zorluk, fikrin terkibini şart kılar. Fikrin terkibi, yani muhteva terkibi yapılmadan terkip ilimlerini inşası hayalden de öte bir insan faliyeti olacaktır. Bu durumda, bir taraftan bilgi terkip edilirken, diğer taraftan, bilginin terkip faaliyetinin kalbi olan fikrin terkip ameliyesi gerçekleştirilmelidir.

Muhtevanın (fikrin) terkip faaliyeti ise, mana ve suret münasebetini anlamaktan geçer. Mananın kaç kat surete (perdeye) büründüğü, derinliğine doğru kaç tabaka olduğu suret-mana münasebetinin derinliğine doğru Allah’a ulaşmanın güzergahını işaret ettiği anlaşılmalıdır. Surete bürünerek tecelliye gelmiş olan mananın keşfi ve idraki, suret engeline takılmadan gerçekleştirilebilmelidir. (İslam Medeniyet Tasavvuru -1- s. 20-21)

İlimlerin tasnifi meselesi zor meseledir. Üç beş kişi ile olamayacak kadar zor ve meşakketli iştir. İlim tasnifinin çerçevesinin oluşması bakımından Haki Demir şunları söyler:

“Bu işin yapılabilmesi için bir çerçeve oluşturmak gerekir. Öyle bir çerçeve geliştirilmelidir ki, muhteva terkibine, bilginin tanzimine, ilimlerin tasnifine geçit versin. Çerçeve, tasnif teşebbüsünden ziyade bir anlayıştır. İlla tasnif dememiz gerekirse, tasnif sahaları diye isimlendirmek kabil olabilir. Tasnif sahaları, dikey ve yatay boyutları olan bir hacimdir. Tasnif çerçevesi, derinliğine üç kat, genişliğine ise tüm kainattır. Her katta ilimler farklı usullerle tasnif edilir. Tasnif çerçevesi, her biri bir kat ifade etmek üzere, “terkip ilimleri”, “tetkik ilimleri” ve “tatbik ilimleri” şeklinde oluşturulmalıdır. Bu çerçeve, ilimlerin tasnifi değil, tasnif teşebbüsünün yatağını gösterir. Her kat birbirinden seviye bakımından ayrılır. (A.g.e s. 112)

Terkip ilimlerini işaretlememiz açısından şu sözlere kulak verelim:

Terkip ilimleri katında temel bahisler mevcuttur. Allah, insan, varlık… Bu bahislerin her biri, bir terkip ilminin konusudur. Tevhid ilmi (hakikat ilmi), insan ilmi, tekevvün ilmi… Bütün bunların kaynağı ise Tefsir ilmi… Hakikat ilimlerinin terkip ilmi, tevhid ilmidir. Beşeri ilimlerin terkip ilmi, insan ilmidir. Müsbet ilimlerin terkip ilmi, tekevvün ilmidir. Kur’an ilimlerinin terkip ilmi, tefsir ilmidir. Terkip ilimleri katındaki her terkip ilmi, bir ilim mecrasının pınarıdır. bu pınardan doğan mana yekunu, tetkik ilimlerinde bir mecra oluşturarak, tatbik ilimleri vasıtasıyla hayata kadar iner. (A.g.e s. 112)

Müellif, terkip ilimlerininin muhteviyatına dair şu çerçeveyi çizer:

Terkip ilimleri, bilgi üreten değil, bilgideki manayı keşfeden, bilgiye mana zerkeden, bilgiyi terkip eden, bilgiyi yoğuran, bilgiyi şekillendiren, bilgiyi tasnif eden, bilgiyi gerektiğinde yeniden üreten ilimlerdir. Terkip ilimleri, tetkik ve tatbik ilimlerinin terkip ve vahdet mimarisidir. Terkip ilimleri, hiçbir bilginin manasız olmadığı, başıboş bırakılamayacağı, mutlaka yerli yerinde olması gerektiği noktasından hareket eder. (A.g.e  s. 115)

Terkip İlimleri

  • Tekevvün ilmi
  • İnsan ilmi
  • İnsan ilminin ruhiyat şubesi
  • İnsan ilminin ahlak şubesi
  • Tefsir ilmi
  • Hakikat ilmi
  • Terkip ilimlerinin tahsili

 

Tekevvün ilmi

Tekevvün ilmi, varlık ilimlerinin yani müsbet ilimler mecrasının terkip ilmidir. Müsbet ilimler, tekevvün ilminin tetkik ilimleridir. Müsbet ilimlerin ürettiği bilgilerin tatbik edilmesi için “tatbik ilimleri” mevcuttur. Bunların toplamı, tekevvün ilmi çatısı altında toplanır ve onun mütemadi murakabesine tabidir.

Tekevvün ilmi, tetkik ilimlerinden (müsbet ilimlerden) elde edilen bilgileri yoğurur, mana mimarisini kurar ve terkip eder. (A.g.e  s. 187)

 

 

 

İnsan ilmi

İnsan ilmi, iki ana şubeye ayrılır. Bunlar: Ferdi şubesiyle ruhiyat, içtimai şubesiyle ahlak… Ruhiyat ve ahlak ayrı başlıkları altında tetkik edilmediği için burada teferruata girmek gerekmedi.

İslam İlminin Ruhiyat Şubesi

İslam ilim ve tasavvuf mecraları “insan ilmini”, ahlak ve edep olarak inşa etmişti. Beşeri ilimlerin tamamı, cemiyet şubesiyle ahlak ilminde terkip olunmuştu… (A.g.e. s. 202)

… Ahlak neden terkip ilmidir? Çünkü beşeri ilimlerin tamamı, insan merkezinde olmak şartıyla hayat içindir. Hayatın inşa edilebilmesi, mutlu bir hayat yaşanılabilmesi maksadına matuftur. Ahlak, hayat ile ilgili toplam bilgi demetidir. En azından İslam’da böyledir. (A.g.e. s. 202- 203)

İnsan İlminin Ahlak Şubesi

Beşeri ilimlerin nihai maksadı, bir “ahlak” inşa etmektir. “Yaşanmaya değer hayatın ahlakı” Bunu yapmayan, hedeflemeyen, bu istikamette çaba göstermeyen beşeri ilimler, insandan uzaklaşır ve entelektüel gevezelik haline gelir. Batıda oluşan ve gelişen sosyal bilimler, sadece araştırma temellidir. Müslümanların bu tuzağa düşmemesi gerekir. Beşeri ilimler, insani halleri tetkik eden, insanın ferdi ve içtimai tabiatını keşfeden, hayatın mahiyetini ve cereyan ediş şekillerini tespit eden ilimlerdir. (A.g.e   s. 210-211)

 

Tefsir İlmi

Tefsir ilmi, Kur’an ilimlerinin terkip ilmidir.

Tefsir ilmi, yekun olarak söylemek gerektiğinde, Kur’an-ı Kerim’deki mana yekununun keşfi ile ilgilenir. (A.g.e   s. 217)

 

Hakikat İlmi

Hakikat ilmi, diğer terkip ilimlerinden farklı olarak, hem terkip, hem tetkik hem de tatbik ilmini ihtiva eden tek ilimdir. Mevzuu “tevhid” olduğu için, kendi içinde tasnifini yapmak kabil değil, çünkü taksimi imkansız. Taksim edilemeyen tasnif edilemez.

Hakikat ilmi, tek ilim olarak, kendi sahasında terkip, tetkik ve tatbik vazifesini cem eder. Taksimi yapılamadığı için tasnifi, tahlili yapılamadığı için de akılla idraki kabil olmayan bu ilim, en muhimi olmasına mukabil, aklın üstündedir. Aklı aşamayanlar bu ilmin bahçesine giremez, oradaki meyveden tadamazlar. (A.g.e   s. 222)

 

 

Terkip İlimlerinin Tahsili 

Terkip ilimlerinin hususi tedrisat nizamı olmalıdır. Umumi maarif sistemi içinde mütalaa edilmemeli, onlarla karıştırılmamalı, onlar tarafından kuşatılmasına müsaade edilmemelidir. Umumi maarif sistemi içinde olan kısmı, ihtiyaçlarının maarif vekaleti tarafından karşılanmasıdır. İlköğretiminden üniversitesine kadar ülkenin bazı şehirlerinde okullar kurulmalı ve ayrı bir teşkilatı olmalıdır. Terkip ilimlerinin tahsil edileceği okulların müfredatı da tamamen farklı hazırlanmalıdır.

Terkip ilimleri, “yüksek ilim” dallarıdır. Bu ilim sahalarına girebilmenin ön şartı, deha olmaktır. Dehalar, mümkün olduğunca, hayatın başka hiçbir alanında istihdam edilmemelidir. Dehaların en münasip istihdam sahaları terkip ilimleridir. Terkip ilimlerinin ufku dikkate alınırsa, dehaları tatmin ve zapt edecek sahaların başında olduğu anlaşılır. Dehalarını tatmin edemeyen kültür ve medeniyetler, çökmeye mahkumdur. Dehalarını ilim, tefekkür ve sanat alanlarında istihdam eden kültürler ise hızlı şekilde medeniyetlerini inşa edebilirler.
Terkip ilimlerinde istihdam edilmiş olanlar, ülkenin en itibarlı insanları olmalıdır. Her meselede nihai söz sahibi olacak bir mevkide bulunmalıdır. Bu salahiyet, resmi/kanuni anlamda olmak zorunda değildir, kültürün bu şekilde örülmesi en uygun yoldur.

Terkip ilimlerinin tahsil edileceği hususi okullar kurulmalıdır. Bu okulların kadroları (en azından yüksek okulların kadroları) dehalardan teşkil edilmelidir. Dehaların tedrisatını “normal zeka” sahibi insanların yürütmesi muhaldir. Ülkenin tüm okullarındaki yüksek zekaları tespit edip bu merkezlere bildirmek, her kamu görevlisinin birinci vazifesidir. Tespit edilen yüksek zekalar, tespit edildikleri sınıftan (yaştan) itibaren, hususi okullara alınır. İstidadına göre, hangi terkip ilmine meyyal ise o istikamette tedrisata tabi tutulur. Sahasına girdiği terkip ilmine bağlı tüm tetkik ilimlerini tahsil eder, bunlar bittikten sonra, terkip ilminin tahsiline başlar. Tetkik ilimlerinin tahsili kırk yaşına kadar devam eder, bu yaşa kadar tetkik ilimlerinin tahsilini bitiremezse, tedrisat dışı bırakılır. Tetkik ilimlerinin tahsili bittikten sonra terkip ilminin tahsili başlar. Bu tahsilin süresi sabit değildir. Bazıları tetkik ilimlerinin tahsilini bitirene kadar terkip ilminin tahsilini de bitirebilir, bazıları ise terkip ilminin tahsilini uzun süre yapabilir.

Terkip ilimlerinin tahsili için maarif sisteminin içindeki üniversitelerden başka bir müessese ihdas edilir. Bu müessesede tahsil süresi yoktur. Tahsil safhaları yıllık değildir. Müfredat yoktur. Tahsil bahisleri mevcuttur, bunlar ilim dallarıdır. Tetkik ilimlerinin her biri, bir tahsil safhasıdır. Bu okullarda ders veren hocalar yok, tahsili takip eden murakıplar vardır. Sınıf bulunmaz, çalışma heyetleri oluşturulur. Bilgiden imtihan olunmaz, sadece akıl hacmi, idrak derinliği, anlayış kıvamı, terkip mahareti konularında talebeler murakıplar tarafından takip edilir. Talebelerin bu hususiyetleri, yaptıkları çalışmalardan, özellikle de hazırladıkları kitaplar üzerinden tetkik edilir. Tahsilin her safhası (her ilim dalı) en az yarım düzine orijinal eser vermekle tamamlanır.

Terkip ilimlerinin tahsili yapılan okullar, ülkenin “zeka merkezi”dir. Yüksek zekaların tamamı bu okullarda toplanır, lise bitene kadar terkip ilimlerinin tahsilini yapabilecek hacim ve istidatta olanlar tahsillerine devam eder. Terkip ilimlerinin teşkili ve tahsili imkansız gibi gelebilir. Gerçekten her terkip ilmi çok sayıda tetkik ilmini ihtiva eder. Bunların tamamını tahsil ve terkip etmek, bu günün dünyasında imkansız gibi görünebilir. Çünkü her ilim dalında üretilen bilgi fevkalade çoktur. Bu işin zorluğu zaten izahtan varestedir fakat imkansız olduğunu düşünmek, iki husustan kaynaklanıyor. Biri, dünyadaki mevcut tedrisat sistemlerinin mahiyeti, ikincisi ise dehaları tanımıyor olmak. Dünyadaki mevcut tedrisat sistemleri bilgiye ayarlıdır ve bilgide boğulmuştur. Tedrisat sistemini bilgiden kurtarıp anlayış (tefekkür) merkezine taşımak gerekiyor. Böyle bir tedrisat sistemi meseleyi büyük oranda halleder. Diğer taraftan ülkemizde dehalar tanınmadığından, deha kültürü gelişmediğinden, dehaların hacminin ne olduğu bilinmiyor. Normal zekaların herhangi bir ilim dalında 20 yılda aldığı mesafeyi dehalar 20 ayda kateder. Dehaların tespit edilmesinde aksaklık olmaz da bunlar için doğru tedrisat sistemi kurulursa, terkip ilimlerinin inşası da mümkündür, tahsili de… (A.g.e   s. 227-230)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s