YAKIN TARİH MÜLAKATLARI -3-

NESRİN RİHANİ İLE SURİYE KONULU MÜLAKAT

Türk Dış İlişkilerinin Suriye politikası ile alakalı fiyaskosuna hepimiz şahit olduk. Bütün hesaplar Esed’ın kısa sürede gideceği yönünde yapılmıştı. Bu süreçte Türkiye’nin stratejik ve siyasi hatalarından bahseder misiniz?

Hatalar birçok alanda mümkün olabilir ancak siyasi hataların zaman zaman bedeli ağır ödeniyor hele ki yakın vadeli veya uzak vadeli geleceğin boyutları hesaba katmadan bazen ters ve olumsuz bir biçimde geri dönüş yapmaktadır.

AKP hükümeti dış ilişkilerinin bölgede ayrıca bir kaos yarattı ve bu hatalara bakınca hükümetin ince eleyip sık dokumak yerine acemi bir politik çalışmayı izlemiş ve yetmezmiş gibi bir çuval pirincin içine bir taş atmış. Hadi AYIKLA PİRİNCİN TAŞINI Türkiye. Bariz hataları ikiye ayırmamız gerekir dış ve iç hatalı politikalar.

DIŞ POLİTİKA

1- İran ve Rusya güven ve istikrarını tehdit eden NATO füzelerinin Türkiye topraklarında kurulmasını onayladı.

2- Suriye’de güvenlik ve istikrarı istikrarsızlaştırmak amacıyla Ankara,  Washington, Riyad ve Tel Aviv ile işbirliğine soyundu.

3- Erdoğan Mısır’da liberal ve laik sistemin kurulmasını istemesi, Mısır’da İslami konum olarak Türkiye’ ye eşdeğer olduğu için İslami önderleri kızdırmıştı.

Türkiye’nin hiçbir savunma konumuna ihtiyaç olmadan füzelerin kendi topraklarında bulundurması İran ve Rusya’nın düşmanlığını kazandı, zaten ABD ve AB, Türkiye’ye yönelik bir kazanç sağlamayacaktır. Aksine civar ülkeden düşmanlık kazandırdı çünkü ortada Karabağ ve Türk cumhuriyetlerinin meseleleri, Rusya’ya olan tehdit unsuru olarak nitelendirir ve Rusya Türkiye’nin bu politikasından rahatsız olduğunu hepimiz biliyoruz, ABD ve Türkiye projesine veto uygulamıştı.

ABD ve AB’nin, Afganistan, Irak, Filistin ve Lübnan’da üzerine Arap Baharı olarak adlandıran krizlerde olan haksız müdahaleler, bu güç ülkeleri siyasi, askeri ve ekonomik krizlerine sürüklemektedir. Diğer tarafa baktığımızda hemen hemen hiç zarar görmeyen iki önemli ülke, İran ve Rusya var.

O halde ’’Türkiye’nin bu ülkelere düşmanlık sürdürmesi bir hata değil miydi, buna nereden bakarsanız bakın mantıklı bir açıklaması yoktur.‘’

Libya’nın düşmesi ve Kaddafi’nin suikastı, Türkiye’nin siyasi ve lojistik yardımıyla gerçekleşirken daha sonra ABD ve AB GANİMETLERİ PAYLAŞIRKEN Türkiye’ye düşen payı nedir?

İÇ POLİTİKANIN HATALARI

A.K.P’nin Suriye’ye yönelik izlediği politikası muhalif partilerin ve özelikle CHP’nin sürekli tepkesini aldı. Dikkat edersek Türkiye’de % 50 muhalefet oluşturmakla gündemden düşmeyen bu Suriye’ye yönelik politikası, AKP ülkeyi kesin bir savaşa sürüklemektedir, inançları uyandırdı ve bu bariz hatalarını Türkiye’nin siyasi gündeminde büyük bir hata olarak nitelendirildi.

MEZHEPSEL HATALAR: Suriye için izlenen siyaset, azınlık iktidara karşı Sünni bir mücadeleyi desteklemek anlayışı bu resital mezhep fitneliği Türkiye’de popüler Alevilerin derin yansımalarına söz konusu oldu.

ULUSAL HATALAR: Kürt meselelerini kullanmak isterken barış süreçleri vs. uygulanan Kürtlerin tepkisi üzerine bu Kürt meselesi, Suriye hükümetinin elinde ki son kartla Türkiye’yi bu kumarda kaybettirdi.

2-Türkiye’nin İslam coğrafyasında özgün ağırlığı son derece büyüktür. Dünya Müslümanları Türkiye’yi kendilerinin lideri görmek istiyor. Bu şüphesiz Türk Milletinin tarihi misyonuyla alakalı bir gerçek. “İslam Tarihi Türk’ten bağımsız yazılamaz.” diyen Batılı tarihçi ne kadar da haklıdır. Çünkü Müslüman Türk milleti, bin yılı aşkın süre “süper güç” hüviyetiyle İslam alemine baş olmuştur. Bu perspektifte Suriye politikamızı değerlendirecek olursak; Türk hükümetinin doğrudan doğruya muhalifleri desteklemesi doğru bir tavır değildir. Esed ve muhalifler arasında Türkiye’ye düşen rolün “arabulucu” olması gerekirdi. Siz nasıl yorumluyorsunuz?

 

1-Türkiye Ortadoğu’da dini, tarihi ve coğrafi konumundan dolayı öncü ve baş alan bir bölgedir.

2- Türk halkı hem Ortadoğu kültüründen hem de Avrupa Liberal İslam ve laik sisteminden etkilenmiştir.

3-Türkiye ezilen halka demokrasi ve özgürlük getirmekle görevlidir.

Durumun böyle olması gerekirken, Türkiye arabuluculuk rolünden çatışma rolüne geçti ve az önce anlattığım gibi; Türkiye, radarları ve füze üslerini topraklarında bulundurması zaten İran ve Rusya’yı rahatsız etmiş ve ülkede sorun yaratmıştır çünkü o radarlar her iki ülkeyi, Rusya ve İran’ı hedefliyordur.

Türkiye bu durumda Ortadoğu’nun endişelerini ve dengelerini bozacak mesaj vermişti zaten. Oysaki Ortadoğu’nun tüm krizlerini ve meselelerini kendi meseleleriymişçesine davranması gerekirdi. Arabuluculuk konumunda olması şarttı. Ama bunların hiçbiri gerçekleşmedi. Türkiye hükümeti taraf tutarak, Suriye politikasında dış güçlere yol açtı adeta.

3-Geçenlerde Suriye’ye gittiniz. Bizimle paylaşacağınız hususi bir gözleminiz var mıdır?

Suriye’ye bu son ziyaretimde tüm izlenimlerimi köşe yazıma aktarmıştım, global savaşa maruz kalan bir ülkenin 4 yıla yakın bu süreçteki direnişini hayretle izlersiniz. Ben direnen, dayanışma içinde olan, bilinçli bir halk gördüm. Güçlü, sebatlı, zafere inanan bir ordu gördüm. Bu ülkenin ekonomisine, altyapısına bir kıyım planlanmış, getirilmesi iddia edilen demokrasi, 83 ülkeden gelen paralı ya da sistemsiz beyinler, tekfirciler, Suriye’de asker ya da sivil katliamlarında tanrının makbul kulu olacaklarına ya da bu yolda ölürlerse cennete gideceklerine inanmaktalar, akşam yemeğini Peygamberle yiyecekler daha sonra da onlara 70 huri sunulacaktır.

 

 

4-Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, kendisi ile yapılan bir mülakatta; “Esad’ın devrilmesiyle 3. Dünya savaşının çıkacağı” yönünde bir söz söyledi. Bu sözün gerçeklikle alakasını ne kadar görüyorsunuz?

Bugün tüm dünya global bir savaşın eşiğinde, her yerde kıvılcımlar çakıyor dikkat edelim bugünkü sahne, Birinci Dünya Savaşı’ndan önceki durumu hatırlatıyor, dünya ikiye bölünmüş, küçük ve büyük ülkeler ya batı kampı ile( Amerika )ya da sosyalist blok ile ( Çin ve Rusya) ile saf almıştır.

Bugün dünya güçlü olan Rusya ve Amerika arasında soğuk bir savaş izlemektedir. Bu yüzyılın ortasında olduğundan daha etkili bir savaştır. Ve kıvılcımların ateşlenmesi, Suriye’den mi, Ukrayna’dan mı, Afganistan’dan mı yoksa Venezuela’dan mı başlayacağı kestirilemez. Çünkü dünyanın tüm kıtaları büyük ve ciddi sorunlarla karşı karşıya gelmekte. Amerika ve Rusya liderlerinden siyasi bir çözüm çalışmaları adına henüz yapıcı bir adım atılmıyor ve gittikçe sorunlar tırmanıyor. Amerika, Ukrayna Cumhurbaşkanı, Rusya ile müttefik olan Viktor Yankoviç’i çıkartıp yerine kendisinin hazırladığı bir grup getirirken, Rusya’nın Kırım’ı kendine ilhak etmesi kararı krizi daha çok çıkmaza soktu.

Amerika ve Rusya tüm güçlerini bu savaşın hizmetine sunuyorlar çünkü Suriye’nin stratejik ve jeopolitik konumu çok önemlidir. Bir yandan Amerika, körfez ülkelerine, Suriye’ye gönderilecek teröristlerin eğitimi ve silahlandırmasına komut verirken öte yandan Ruslar, İran’la işbirliği içinde olup, Suriye Hükümetini ekonomik, sosyal, insani ve askeri yardımıyla destekliyor.

5-Yeni Şafak Gazetesi’nden İbrahim Karagül, geçtiğimiz günlerde kaleme aldığı yazısında “ Hiç kimse bu savaşın muhaliflerle rejim arasında olduğunu söylemesin. Hiç kimse, ölümler üzerinden başkalarının kirli hesaplarını gizlemesin” diyerek güzel bir yazı kaleme aldı. Bu pencereden hadiselere bakıldığında Suriye üzerinden oynanmak istenen emperyalist oyunlardan bahseder misiniz?

Bir defa unutmayalım ki Suriye anti-sömürgeci ittifakların ve Siyonist projelerine karşı direniş içinde olduğu bir sistem sahibidir. Bunun üzerine Akdeniz sularında  (Filistin sahillerinde )İsrail’in enerji ve doğal gazı keşfettikten sonra kısa yoldan bir çarşı bulundu düşüncesiyle hareket edip bu gazı çıkartmaya başlarken Kıbrıs’a kadar olan hayâli sınırını çizmişti. Ceyhan üzerine gaz ve petrol boruları döşemeyi planlıyor. Dolayısıyla ABD, AB ve üçgen ülkeler( Türkiye, Katar, Arabistan ) bu plana dahil olmakla beraber projeyi hayata geçirmek şarttı. Böylece Avrupa’nın, Rusya’nın doğalgazına bağımlılığı azalacak öte yandan Türkiye amacı doğrultusunda Avrupa Birliği’ne katılmak için rolü yükselecekti.

Böylece Esad’dan, Katar’ın cazip tekliflerine ret gelince AB ülkelerinin özellikle Fransa devlet başkanı egemenliğiyle kendi ölçülerini geliştirmek isterken Esad’dan yine ret geldi ve her iki dost ülke (Rusya, Çin ) desteğini sürdürdü. Ortadoğu projesi uzun zamandır planlamıştı, hatırlayalım 1982 İsrail’in dış işleri bakanlığından İsrailli bir gazeteci: ‘’Suriye’nin 3 ülkeye bölünmesi gerekmektedir; Sünni, Alevi ve Kürtler ’in bölgesi.’’ demişti ve bugün bunu gerçekleşmesi için fazlasıyla çabalıyorlar.Böylece Suriye’yi parçalamak ve düşmanlık besleyen küçük ülkeler haline getirmek İsrail’in ve Amerika’nın menfaati doğrultusunda mühimdir.

Çünkü sağlam bir Suriye demek Ortadoğu ve bölgede sağlam duruş demektir. Dolayısıyla Amerika’nın elinde kozlarını bırakmayan bu küçük ülke, Golan üzerine müzakereler söz konusu değildir ve Suriye asla Golan’dan vazgeçmez. Ayrıca Filistin üzerine pazarlık masalarında oturmaz, Hizbullah’a ihanet etmez, Filistin’deki direnişine desteğini kesmeyecek ve bu ABD için gayet rahatsız edici bir tavırdır.

ABD’nin Türkiye’de, İran’da ve daha birçok ülkede darbe tezgâhladığı bilinen ve kabul edilen bir gerçektir. BOP ile birlikte 24 ülkenin sınırlarının değişmesi gerektiği bizzat zamanın ABD Dışişleri Bakanı Coondoleezza Rice tarafından ifade edilmiştir. O tarihten bu yana yaşananlar ortadadır. Irak, uyduruk bir “kitle imha silahları var” gerekçesiyle işgal edilmiş ve parçalanmıştır. Türkiye, ABD ve işbirlikçileri eliyle parçalanmaya doğru sürüklenmektedir.

Teşekkür ederiz Nesrin hanım.

Rica ederim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s