ŞİİR ÜZERİNE MÜLAKATLAR -1-

MİLLİ GAZETE KÖŞE YAZARI VE YEDİ İKLİM DERGİSİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ YAZAR ALİ HAYDAR HAKSAL İLE ŞİİR TADINDA SOHBET.
En temel soru ile başlayalım.

METİN ACIPAYAM: Şiir nedir? Şiire bakışınız nedir?


Ali Haydar Haksal:
 Şiir şiirdir, ona yeni bir tanımlama getirmek ne kadar doğru olur. Şiir ruhumuzun içinde, derinliklerinde akan bir güzellik. Söz ve yazı sanatının en som ve soylu hâli. Biz gene şiirin tanımını teorisyenlere bırakalım. Şiirimizin güzelliklerinde gezinelim, ruhumuzu. Bu güzelliklerle besleyelim en iyisi.


METİN ACIPAYAM:
 Şiirin hikmeti olan “malûmü mechullüktan kurtarma” bahsi ile alakalı görüşleriniz nedir?


Ali Haydar Haksal:
 Bu konuya girmeyelim diyoruz ama yakamızı bırakmıyor gene de. “Bilineni bilinmezlikten kurtarma” bu tanımla ne kadar karşılar bilmiyorum. Bildiğim bir şey var ki şiirin şiir olduğu. Bu ister bilinenlerin bilinmezliğe bilinmeyenlerin bilinirliğe kalbolması olarak görülsün. Şiir her hal-ü kârda şiir olarak önümüze çıkar. O kadar çok tanımları var ki bunun bunların hangisi doğru hangisi değil karar vermek güç. Her şairin kendine özgü bir poetikası var, her şairin farklı bir sesi. Şiir tanımlamaları da bir o kadar çok oluyor ister istemez. Biz ise onu onların tanımıyla ister kavanozdaki bal, çiçekteki nektarı, güzelliği, Allah’ı arama aracı, dili ve sesi, ses, mânâ ve ritim olarak görelim bunların tamamı bizi aynı sonuca götürür düşüncesindeyim.

METİN ACIPAYAM: Sanat ve sanatçı kavramı açısından şairin memuriyetlerinden bahseder misiniz?


Ali Haydar Haksal:
 Yazı, söz, mimari, görsel hemen hemen bütün sanatlar yaşananların en güzel halle yansıtması olarak görülür. Anlatılması, söylenmesi, yazılması, hakkedilmesi ve daha bir çok şey. Bu kavramların yüce gönüllüleri olur. Onların bağılları bir şeyin en iyisini yapma çabasında olurlar. Onlar hiçbir zaman yaptıkları bir meslek dalı olsun için yapmıyorlar. Başlangıçta bu alana atıldıklarında bunu bir meslek olsun diye yapmıyorlar. Meslek tanımı son zamanlarda Batı kültürü etkisinde sermayenin ve reklam ile pazarladığı eserleri bu tanımın dışında tutuyoruz. Belli kalıplardan çıkmış, düzeyi belli olan bu eserler yani bestseller eserler bu yüzyılın bir bakıma ruhunu tanımlıyorlar. Onun için bunları dışarıda tutuyoruz. Biz sivil olmaktan söz ediyoruz. Şiir ve sanat sivildir, özgürdür ve bir başına yol alır hayatta.


METİN ACIPAYAM:
 Büyük Doğu Irmağı- Necip Fazıl Kısakürek isimli bir kitap yazdınız. Kitaptan hareketle, malümunuz olduğu gibi, Necip Fazıl; Şairi, “göğsünü didikleyici sanatı üzerinde düşünen, her an sanatının kanunlarını heceleyen zaman ve mekanı birbiriyle kaynaştıran mana mimarı” olarak tarif etmektedir. Bu sözlerden hareketle fikirlerinizi alabilir miyim?


Ali Haydar Haksal:
 Bu tanım Üstad’ın poetik bakışı ve güzel bir tanımlama. Elbette bu bizim ruh dünyamızı da bir bakıma tanımlar. Bir Müslüman olma bilincinin sanatta yansımasıdır aynı zamanda. Büyük sanatçılar metafizik dünyası güçlü olanlardır. Çünkü onlar âdeta ruha üflenen o manevi güzellikleri ifade ederler. “Çile” şiiri bunun en güzel göstergesi. Üstad’ın ruhundan çimdikleyerek acılarla yazdığı büyük şiiri. O büyük derinliklerde gizler dünyasına alır götürür bizleri. Büyük şiir de bu ruhtan doğar kuşkusuz. Batı şiirinin büyüklerine de bu gözle bakmada yarar var. Metafizik ruhtan yoksun şiir ruha dokunmaz, etki etmez. Zamanla kupkuru bir nesne gibi yitip gider. Büyük şiir ırmağımızın izleğinde olan hemen bütün şairlerimizde bu çok belirgin. Bu büyük şiir sesini ruh gücümüzden alıyoruz. Böyle olması da doğal. Batıcı ruhlu şiir hızla irtifa yitiriyor, görünen o. Yeniden ana doğrultuya yola girme dönemi. Ama karmaşık bir dönemdir de bu. İnsanın kendi yolunu ve doğasını bulması da bir o kadar zor.
tik. Onunla devam edelim. Necip Fazıl’ın “Onlar benim arkamdan değil, ben onların arkasından koşacağım” dediği gençlerden birisi olan Salih Mirzabeyoğlu, 28 Şubat’ın biçtiği zulüm çerçevesinde bugün hala cezaevinde yatmaktadır. Geçenlerde şöyle bir sözünü okudum; “Ben yıllardır şiir yazamıyorum, bu hadise bu dilden anlayanlara çok şey anlatacaktır” tarzında. Bu noktada ne söylemek istersiniz?


Ali Haydar Haksal:
 Tabiî bu yaşananlar büyük zulüm. Bunu taşımak kolay değil. Bu anlamda Üstad’ın Cinnet Müstatili adlı eserinde o ruhu çimdikleyen acıları okumak ve çileler içinde eser üretmek kolay olmasa gerek. Ruhun dinginliği önemli. Acı olmadan büyük eser üretilemez. Onlar da ruhumuzu beslerler at başı giderler. Allah’ın yarattığı şu muhteşem kâinatı yeterince gözlemleyememek, soluyamamak elbette daha büyük bir zulüm. Ruhun beslenmesi gerekiyor sürekli, yazabilmek için bu çok çok önemli. Üstad’ın açtığı yolda sadakat ile yürüyenleri sevgiyle selamlıyoruz. Umuyoruz ki bu yolculuk sahih yollardandır. Mirzabeyoğlu’na sabır ve bir an önce özgürlüğe kavuşmasını diliyor ve dua ediyoruz. O, yoğunluğunu şiirin dışında büyük bir çabayla sürdürüyor. Sabırdan başka ne dileyebiliriz ki?

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s