RİSALE-İ NUR ÜZERİNE MÜLAKATLAR -1-

METİN ACIPAYAM: Merhum Said Nursi’nin hayalindeki Medresetüzzehra bugün gerçekleştirilebilir mi? Medresetüzzehra modeli bugüngü içtimai şartlar dahilinde İSLAM ÜNİVERSİTESİ ismiyle kurulabilir mi? Risale-i Nur talebesi olarak bu türlü teşebbüsleriniz yahut düşünceleriniz var mıdır?

MÜSLÜM GÜNDÜZ: Medresetüzzehra fikri ; Osmanlı’nın son zamanlarında çökmüş durumdaki medrese eğitimi tarzını ayağa kaldırmak için ortaya atılmış ufuk bir hedeftir.  O gün için kalıplaşmış tüm medrese sistemini tebdil etmek mümkün olamayacağından model bir eğitim müessesesi vücuda getirip zamanla umuma sirayet ettirilmesi hedeflenmiştir.  Ayrıca o günde Risale-i Nur gibi fenni ilimlerle maneviyat yolunu açan bir eser vücuda gelmediğinden bir üniversitede bunun tatbikatı yapılsın arzu edilmiştir. Bence Medresetüzzehra’nın vücuda getirilmesinin istenmesindeki en mühim gizli sebep ise ; Alem-i İslam’da , İngiliz’in hainane planlarıyla yükselen menfi milliyetçilik ateşini söndürmek idi. Fakat olanlar oldu. Osmanlı dağıldı menfi milliyet devletçikleri boy boy meydan aldı.Şu anda Medresetüzzehra’nın kuruluş gayelerinin en temel unsuru ortadan kalkmış durumdadır. Bu bakımdan müstakil bir Medresetüzzehra Üniversitesi’ne lüzum kalmamıştır kanaatindeyim. Bugün yapılması lazım gelen şey ; ilkokuldan başlayarak üniversitelerin son sınıflarına kadar fen ilimleri ile manevi ilimleri mezceden Risale-i Nur eserlerinin ruhunu hakim kılmaktır.

METİN ACIPAYAM:  “Vicdanin ziyası, ulum-u diniyedir. Aklın nuru fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecelli eder.” Risale-i Nur külliyatından aldığımız bu sözler hakkında neler söylersiniz?

MÜSLÜM GÜNDÜZ: İnsan ceset giymiş bir hikmetler yumağıdır. Vicdanlı bir terazi ile insan anatomisi tartılsa manevi taraf maddi taraftan daha ağır gelecektir. O halde aklın idaresindeki madde alemiyle kalbin tasarrufundaki maneviyat aleminin aynı ağırlıkta nazara alınması lazımdır. Bir ilim talibi aklın muktezası ile kalbin gereğini aynı anda nazara alıp öylece  çalışmazsa istenilen faydalı neticeleri elde edemeyecektir.

METİN ACIPAYAM: Gerek üstad Necip Fazıl, gerekse Said Nursi Hazretleri, zaman açısından en zor zamanda mücadelelerini sürdürmüş iki kahramandır. 20. Yüzyılın en büyük tuzağı, müslümanların İslam irfan kaynaklarından mahrum kalmalarıdır. Bu bakımdan geçmişle bağı kesilen müslümanlara rol model olanların, kendisini işin merkezine koyma gibi durumlarıda mevzubahis olabilir. Müesseselerimizin çöktüğü, alim ve mütefekkirlerimizden tasarrufun alındığı o yıllardaki Said Nursi’yi nasıl anlatırsınız?

MÜSLÜM GÜNDÜZ: Osmanlı’nın yıkılışı ile T.C.’nin kurulması hadisesi tarih seyri içerisinde emsaline rastlanamayacak cinstendir. Ne Emevi’den sonraki Abbasi’ye, ne Abbasi’den sonraki Selçuki’ye ve ne de Selçuki’den sonraki Osmanlı’ya benzememektedir. Ömrünü tamamlayan yaşlı dünyanın gösterdiği son bir oyundur. Fakat dünya daha evvel böyle bir oyunu hiç oynamamıştı. Bu devir İslam Süfyanı’nın çıktığı bir devirdir. Bunun karşısında Mehdiyetin hayata geçtiği bir tarih sahnesidir. M.Kamal’î  basit bir komutan ve Hz.Bediüzzaman’ı da sıradan bir İslam alimi görmek temel bir yanlış olacaktır .

Birisi kıyamete kadar devam edecek olan azim bir şerrin kapısını açarken diğeri de kıyamete kadar istikametle gidecek olan azim bir hayrın caddesini inşa etmiştir. Hz. Bediüzzaman sadece bir eser yazmamış aynı zamanda bir Cadde-i Kübra-yı Kur’aniye inşa etmiştir. Hz. Bediüzzaman (ra) bugüne kadar söyleyeceği sözlerin sadece üçte birini söyledi. Üçte ikisini henüz söylememiştir. Söyleyeceği bu iki sözünden birisiyle T.C.’nin ismini değiştirecek ve Hilafet-i Muhammediye’yi ikame edecektir. Söyleyeceği üçüncü sözü ile de dünya İttihad-ı İslam davasını tahakkuk ettirecektir.

 

METİN ACIPAYAM: Oryantalist ve emperyalist Batı’nın epistomolojik işgalini kırmamızın yolu, islam bilgi telakkisini oluşturmamızla alakalı bir durum şüphesiz. Bu açıdan baktığımız zaman İslam ilim tasnifinin yapılması gerekir mi? İslam ilim mecrasının açılması yolunda Risale-i Nur külliyatını nereye oturtursunuz?

MÜSLÜM GÜNDÜZ: İlmi yapanlar ayrıdır  ilmi tahsil edenler ayrıdır. Hicri 1300 yılının sonuna kadar İslam Alemi kısmen ilim yapmış ve kısmen de ilim tahsil etmiştir. Fakat bu tarihten sonra dünya ilim sahasına yepyeni bir ilim doğmuştur. Bunun adı Risale-i Nur olmuştur. Bundan evvelki İslami ilimlerin  esaslarını muhafaza etmekle beraber, Kur’an-ıKerimden öyle bir ilim istihsaracına muvaffak olmuştur ki ; Bu ilmi tahsil etmeyenler;biliyorum zanneden cahiller mesabesinde kalmışlardır.

İlim de, cihadda, saltanatda bundan sonra Risale-i Nur’un çizdiği hudutlar dahilinde hükümlerini icra edeceklerdir. Ayrılırlarsa neticesiz kalmaya mecbur olacaklardır. Buna dayanarak diyorum ki ; Bundan sonraki İslami faaliyetler cihad ve saltanat istikametinde olacaktır.Yani hareket zamanıdır,oturup,şu işin ilmini bir öğrenelim demeğe zaman kalmamıştır.

 

METİN ACIPAYAM: İslam Medeniyetinin terkip ve İnşâ döneminde Risale-i Nur’a nasıl bakmalıyız?

MÜSLÜM GÜNDÜZ: Tek söz olarak; İslamın istikbali Risale-i Nur’ların programı dahilinde şekillenecektir.

METİN ACIPAYAM: Teşekkür ederiz.

MÜSLÜM GÜNDÜZ: Rica ederim.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s