TÜRK TABABAT TARİHİ -2-

TÜRK TABÂBETİNİN MAHİYETİ

Medeniyetimizin âmâ üstadı Cemil Meriç’in “garbın yeniçerileri” diye çerçevelediği içimizdeki satılmış güruhun, Türk tabâbeti ile alakalı değerlendirmeleri umumiyetle menfi cihettedir. Onlara göre tıp tarihimiz uydurmaca, düzmece ve tılsımdan ibarettir. Bu kanaatlerin ekserisi Batılı P.V. Renouard’ın düşüncelerinden intihal edilmiştir. Batılıya batılı görünmek pahasına kendi medeniyet birikimini inkar eden bu şahsiyetsiz zümre, akli ve ruhi dünyasıyla Batı’ya teslim olmuşlardan ibarettir.

Türk tabâbet tarihine bakıldığı zaman görülecektir ki, Türk tıbbı başlı başına bir âlem olmuş; 18. Asra kadar her daim üstünlüğünü muhafaza etmiştir.

Necip Fazıl’ın “kaba softa ve ham yobaz” diye ifşa ettiği ilim ve bilgi düşmanları yüzünden Türk tabâbeti eski ihtişamını kaybetmiştir. Bu kaybedişin birçok müsebbibi vardır. Tıbb-ı Cedid (yeni tıp) telakkisinin birçok mahiyetine lakayt kalınması “Teşrih” gibi yani bir ölü bedenini veya organını usulüne göre kesip parçalara ayırma tarzındaki yeni esaslara dayanan meselelere soğuk bakılmasıyla tıb tarihimizde kara gedikler oluşmaya başlamıştır.

Müslüman Türk, Eski Yunan tabipleri gibi felsefeyle uğraşmayarak jimnaz teşkilatına itibar etmiyordu. Hüseyin Remzi, Tarih-i Tıp kitabının 1. Cildinde Jimnaz teşkilatı hakkında şunları söylemekte: Yunan tâbabeti tetkik olunup birçok malûmatından istifade olunduğu halde Eskülap usulünden evvel jimnazlardaki mevcut takımlar kabul olunmamıştı. Bilindiği gibi jimnazlarda üç tip hekim bulunuyordu. Birinci takım pehlivanların ve jimnaza davet eden gençlerin yemeklerine nezaret eden müdürler, ikinci takım, hastalara ilâç hazırlayan müdür muavinleri, üçüncüleri ise kan almak, yaraları temizlemek sarmak gibi işlerle uğraşan müdür naipleri idi. Kıymetli ilim adamı Dr. Osman Şevki hocaya göre, Türkler bu gibi şeylere iltifat etmemişlerdi. Bundan başka Yunanlıların ne felsefesi, hatta ne de tabâbeti, Türk tıbbı için yeterli değildi. Yunan felsefesi esasen tıptan bambaşka bir alanda, sade ve zayıf olduğu gibi Yunan tıbbı ise tâbi olduğumuz hayat, idare ve iklim şartlarıyla birbirine tamamen zıt durumda idi. Bu sebeblerden dolayı Türk tabâbeti ondan yararlanırken onu kendi bünyesine uygun bir şekilde düzenlemeye ve faydalanmaya çalışıyordu.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s