KADIN KONULU MÜLAKATLAR -1-

Aile ve Evlilik Uzmanı Sibel Üresin ile “KADIN” üzerine Söyleşi

METİN ACIPAYAM: Osmanlı Devleti’nin yıkılmasıyla beraber siyasal ve toplumsal sahanın boş kalması neticesinde, dünyaya yön veren emperyal güçlerin bir piyon olarak kullandıkları “kadın” hakkında ne söylemek istersiniz?

SİBEL ÜRESİN: Öncelikle Osmanlı’da Kadını  özetlemek gerekir… ; Osmanlı kadını, zerafet ve inceliğini edebi ile bütünleştirerek sadık bir eş, evlatlarına iyi bir öğretmen olmuştur. Mesela; Osmanlı toplumunda yapılan şeriyye  sicillerinin incelenmesinde büyük bir çoğunluğunda çok eşliliğin olmadığını ve hoş karşılanmadığına rastlamaktayız… Kadınlar ekonomik hakları bakımından tıpkı erkekler gibi eşit hakları sahiptirler. Şehirlerde yaşayan kadınlar ise kendi el emeklerini değerlendirerek duyurmuşlardır. Dokumacılık, ip eğirme, örgücülük gibi işlerde çalışmışlar…

Osmanlı’da kadınlar bu özgürlük ortamından faydalanarak örgütlenmeye temel olarak iki koldan başladı:Dernekler ve dergiler… Örenğin; Sahibi kadın ve tüm yazarlarının kadın olduğu ilk dergi Şukufezar’dır ve Arife Hanım önderliğinde çıkmıştır.

Bu örnekler  daha da çoğaltılabilir… Ve Osmanlı’da Kadının  Sosyal yaşamdaki muhteşem etkinlikleri ile alakalı yüzlerce belki binlerce eser yazılsa yine de azdır… Her yönü ile İslam ve insanlık dünyasına muhteşem bir medeniyet  bahşeden kadim Osmanlı’nın yıkılışı ile tarih ve medeniyet sahnesi de  dolayısı ile de merkezindeki kadın da menfi etkilere maruz kalmıştır…

 

Kadın, malumdur ki fıtraten nahif, nazik ve nazenindir… Osmanlı nın tarih sahnesinden çekilişinin akabinde bahsettiğiniz şekli ile Emperyal Güçlerin Nazarında Kadının piyon olarak kullanılması’ coğrafyamızda ve İslam aleminde tüm alt üst oluşların merkezindeki bir hadisedir.
Medeni  olmakla  övünen kadının ruhunun var olup olmadığı, şeytan olup olmadığı tartışmalarını sürdüren Avrupa yı kendi tarihçileri  bile belgeleri ile kaydetmiştir…

Modernizmin kadına biçtiği rol, tamamen “Annelik Görevini İhmal” üzerine kurgulanmıştır. Modernist anlayış bu yönü itibarı ile İslam’ın temel esprisine taban tabana zıttır, çünkü İslam’ın kadına verdiği “cennet payesi ya da mertebesi” kadının “Annelik Vasfı” üzerine bina edilmiştir.

Modernizmin kadına biçtiği bu rol, kadın cinselliğini istismar ederek kadını, “emtiayı pazarlamada bir araç” haline getirmiş ve kadını bir beşer olarak şahsiyetini cinsiyet boyutuna indirgemiştir. Böylece iffeti ve şerefi kaybolan kadın, pazarlamanın merkezine yerleştirilmiştir.

Kadına sık sık “Çalış, ekonomik özgürlüğünü elde et” demeyi de ihmal etmeyen “Mimsiz Medeniyet”in, kadını evden çıkarma adına, “Kadın Hakları, Özgür Kadın” gibi tuzak kelime ve kavramları da payanda olarak kullandığı gözden kaçmamaktadır.

 

 

METİN ACIPAYAM: Batılı bir düşünürün; “Herşeye isim koyduk ama, tek isim bulamadığımız kadındır,” diye bir sözü var. Bu sözden anlıyoruz ki çağımızda hakiki manada kadının adı yok, bu noktadan hareketle ne söylemek istersiniz?

 

SİBEL ÜRESİN: Modern ve Çağdaşlar (!) kadını evinden çıkartıp, evini yıktılar… Kadına “Evin senin zindanın” dediler… Ve kadın evini bıraktı. Kadın,  onlar için harcadı parasını, zamanını, hayatını. Onlar, bağımlı bir müşteri olarak alkışladılar. Kadın artık kazanmak için harcıyor, harcamak için kazanıyor… Bu mesele çok dallı budaklı… Siyasette, Ekonomide, İş hayatında meta haline geldi & getirildi kadın… Kimliksezlişti sonra… Kimliksizleştirildi…

 

 

METİN ACIPAYAM: Günümüz dünyasında özellikle Batı’dan gelen düşüncelere göre kadın sadece seks malzemesi olarak gözükmektedir? Bu konuya temasen kadının toplumsal hayatı ne ölçüde olmalıdır.?
SİBEL ÜRESİN: Kadına yalnızca bir et parçası gibi bakan, kadının yalnızca cinsel arzuları gideren canlı olarak gören, kadının hem duygularını, hem fiziksel özelliklerini hem görselliğini sonuna dek maddi menfaatleri  uğruna sömüren ve bunu çağdaşlık & medeniyet kılıfı ile sunan global operasyon sözkonusudur…

 

Kadının toplumsal hayatının ölçütü; asli asaletine dönmesi döndürülmesidir… Onun sadece bir et parçası veya cinsel bir meta olmadığı şokunu vermek gerekir kadına…

Özellikle medya eli ile kadının metalaştırılması global ölçekte ortadadır.  Tüketicilik, sosyal statü, daha fazla refah gibi yeni bir takım eğilimlerle öne çıkan modern hayatta kadının başlıca sorunları, toplumsal roller, ekonomik bağımsızlık ve cinsellik noktasında yoğunlaşmaktadır.

Günümüz kadını bağımsızlığını büyük ölçüde kazanmasına rağmen, daha fazla konfor, para, moda, şöhret vb. gibi modern bağımlılıklar geliştirmekten kendini kurtaramamıştır. Bu süreçte kitle-iletişim araçlarının; dolayısıyla reklamların çok önemli etkileri olmuştur…

Çağdaş materyalist görüşün kadın anlayışında cinsellik, her şeyin önündedir ve bu maddeci görüş, cinselliği istismar noktasında her fırsatı değerlendirmeye büyük bir özen göstermektedir. Bu gerçeği ekonomik pazarda; modern sanat ve edebiyatta… kısaca hemen her alanda görmek mümkündür.


METİN ACIPAYAM: Yerdeki karıncanın dahi hayat hakkını tanzim eden dünya görüşüne sahibiz. Yani İslam dünya görüşüne. Hem erkeğin hem de kadının fıtratine göre hayatını düzenleyen İslam hiç bir ideolojinin kadına veremeyeceği şerefi bahşediyor. Sizin de çokça başınıza gelen birtakım züppe kılıklı insanların, “İslam kadını hor görüyor” tarzında safsatalar hakkında ne söylemek isterseniz?

 

SİBEL ÜRESİN:Tek kelime ile; İslamiyette kadın sultandır… Mübarek İslamiyet’te kadın ev içinde ve dışında çalışmak, para kazanmak zorunda değildir. Evli ise erkeği, evli değilse babası, babası da yoksa, en yakın akrabası çalışıp onun her ihtiyacını karşılamaya mecburdur. Kendisine bakacak hiç kimsesi bulunmayan kadına, devletin yardım sandığı bakar.

İslamiyet’te geçim yükü erkek ve kadın arasında paylaştırılmamıştır. Bir erkek, hanımını tarlada, fabrikada veya herhangi bir yerde çalışmaya zorlayamaz. Eğer kadın isterse ve erkek de razı olursa, kadın kendine uygun bir işte çalışabilir. Fakat, kadının kazancı kendisinindir.

Müslüman kadının ev işi yapması bir ihsandır, çok sevaptır. Yapmazsa, günaha girmez. Zorla yaptırılamaz. Resulullah efendimizin (s.a.v)  zamanından bugüne kadar, Müslüman kadınlar bu ihsanı yapmıştır.

 

Her kadın, bir erkeğin ya kızıdır, ya kardeşidir, yahut hanımı veya annesidir. Kadınlara kötü şeyler reva görülmemeli, onlara layık olduğu değer verilmelidir. (R. Nasıhin)

 

Her konuda bize ebedi rehber ve örnek olan İslamın Şanlı Peygamberi Hazreti Muhammed (s.av) in hadislerinden birkaç örnek vermek isterim;

 

Hadis-i şeriflerde buyurulur ki:

 

(Bir mümin, kötü huylu diye hanımına kızmasın! İyi huyu da olur.) [Müslim]

 

(Kadın, zayıf yaratılışlıdır. Zayıflığını susarak yenin! Evdeki kusurlarını görmemeye çalışın!) [İbni Lal]

 

(Hanımı ile iyi geçinip şakalaşanı Allahü teâlâ sever, rızklarını artırır.) [İ.Lâl]

 

(En iyi Müslüman, hanımına en iyi davranandır. İçinizde, hanımına en iyi davranan benim.) [Nesai]

 

(Hanımına güler yüzle bakan erkeğin defterine, bir köle azat etmiş sevabı yazılır.) [R.Nasıhin]

(Kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi kimse değer verir. Onları ancak kötü ve aşağılık kimseler hor görür.) [İ.Asakir]

Hülasa; Hangi iş ve meslekte olursa olsun, çalışan kadın, asıl amaç ve hedefini, aile huzurunun teminine yöneltmelidir. Bu anlamda hiçbir zaman evini, eşini ve çocuklarını ihmal etmemelidir.  Kadınlarımız,   dini, ahlaki ve kültürel değerleri ile yeniden barışmalı, hayatını bu ölçüler doğrultusunda yeniden düzenlemelidir.

METİN ACIPAYAM: Sibel hanım çok teşekkür ederim.

SİBEL ÜRESİN: Asıl ben teşekkür ederim Metin Bey…

KAYNAK: VARAK DERGİSİ 9. SAYI

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s