İSLAM CEZA HUKUKUNA GİRİŞ -4-

İslam Hukuku ve Beşeri Hukuk     

İslam hukuku ilahi hükümler ışığında oluşan umumi kaidelerdir, beşeri hukuk ise, vahiy kaynaklı ilahi hükümleri reddederek insanların oluşturduğu hukuki kaidelerden oluşmaktadır.

Beşeri hukuk diye izah edeceğimiz hukuki kaideler, umumi çerçeve dahilinde yapılacaktır. Şöyle ki, beşeri hukuk ile idare edilen cemiyetlerde umumiyetle hukuki istikrar mevcut değildir. Çünkü sanık mesabesindeki zata ceza verecek hukuki hükümleri de, yine o sanık gibi insan olan beşerler oluşturmaktadır. Beşeri hukuka,  itiraz gayet muhaldir. Lakin İslam hukukunun kaynağı vahiy ve vahiyden teşekkül etmiş kaideler olduğu için ilahi hüküm dahilindedir, itiraza açık bir yapı arz etmez.

Bu çalışmamızda, İslam hukukunun ve beşerî hukukun cezalandırma ve cezanın gayesi bakımından müttefik olduklarını, iki hukuk düzeninde de  cezalandırmadan maksat toplumun faydasını korumak, düzeni muhafaza etmek ve cemiyetin bekasını teminat altına almak olduğunu, bununla beraber islam hukuku, bu görünüşteki ittifaka rağmen beşerî hukuktan iki ana noktada büsbütün ayrılır:

Bu yazımızda bu iki ana ittifak noktasına temas edeceğiz.

 

Cezanın Gayesi Bakımından İslâm Hukuku İle

Beşerî Hukukun Ayrıldığı Noktalar

İslâm hukuku ahlâki faziletleri cemiyetin üzerine kaim olduğu birinci esaslar olarak kabul etmiştir. Onun içinde ahlâkın korunmasına titizlik gösterilir. Bu konuda gayet ciddi davranarak ahlakı törpüleyici her türlü fiil ve eşhasın cezalandırma yoluna gider. Beşeri hukuk ise, ahlâki konulara tam manası ile ihmal etmiştir. Mesela beşeri hukuk zinayı suç olarak kabul etmez. Ancak zina eden taraflardan birisi diğerini zorla bu işe sevkettiği zaman o şahsı cezalandırır. Buradaki ceza usûlü tamamen fertler açısından hazin bir mana belirtir. Şöyle ki; beşeri hukuk, fertlerini ve umumi güvenliğe raci olan fiilleri kökten kurutma ve bitirme davası gütmez. O’na göre her fert özgürdür. Dileyen dilediğini kanunlar çerçevesinde yapabilir. Öyleyse bu durum bir şahsı aslan kafesine atıp, aslanın elinden kurtul demek kadar akıl mantık harici bir iştir. Keza beşeri hukuk içki içmeyi de suç saymaz. Sarhoşluğu bizatihi suç telakki etmez. Yani şahsı sarhoş edip suça teşvik edecek içkiyi serbestleştireceksin, sonrada sarhoş bünye ile suç işleyen şahsı cezalandıracaksın. Bu durum ne ile izah edilebilir. Oysa İslam hukuku evvela meselenin kaynağındaki sıkıntıyı çürütmeye kendini memur hisseder. Bütün kötülük ve sıhhatsiz şeylerden mücadele ettikten sonra, hala bu şeylere meyleden şahıslara ceza verir. Bu açıdan bakıldığı zaman, beşeri hukuk asosyal, İslam hukuku sosyal (içtimai) bir mana ihtiva eder.

İslam demek ahlak demektir. Ahlak o kadar değere sahiptir ki, ahlaksızlığın olduğu hiç bir yerde hakikat yeşeremez. İslam hukukunun bu açıdan ahlaka titizlik göstermesi onun dine ve ilahi kaynağa dayalı bir sistem oluşuyla alakalıdır. Zira Hazreti Peygamber, ahlakı tamamlamakla vazifelendirilmiş bir ahlak abidesidir.

Beşeri kanunların ise ahlakı küçümsemelerinin tek sebebi, vaz edicilerinin ahlaktan nasibini almamış olmalıdır. Bu ahlak ise İslam’ın ta kendisidir.

İslam hukukuyla beşerî hukuk arasındaki bu ilk farkın ortaya çıkardığı bazı neticeler vardır. şöyle ki, bu hüküm uyarınca ahlakî suçları oluşturan fiillerin sayısı ve Allahın hükmünün tatbik edilmeye çalışıldığı ülkelerdeki durumu artacak ve genişleyecektir. O zaman bu ülkelerde ahlak seviyesi yükselecek ruhî değerler en üstün mertebeye erecektir. Beşeri kanunların uygulandığı memleketlerde ise bu durumun neticesi olarak ahlakî seviye düşecek, maddî değerler yükselecektir, ruhî değerler çiğnenecektir. Hayvanca arzuların hakimiyeti yaygınlaşacak, ahlaken suç sayılan fiiller azalacak ve yok denecek hale gelecektir.

 

Suç Ve Cezanın Sebebi Konusunda

İslam Hukukuyla Beşeri Hukukun Ayrılığı

İslâm hukukunun kaynağı yüce Allahdır. Zira İslâm hukuku dine dayalıdır. Din ise Allah katından gelir. Beşeri hukukun ana kaynağı ise bu hukuku vazetmekle görevli bulunan beşer kitleleridir. İslâm hukukundaki suç ve ceza prensiplerini inceleyenler görürler ki bazı fiiller suç olarak değerlendirilmiş ve cezasıda ayet kerimenin metni ile Kur’an da belirtilmiştir. Bazı suçlar ise suç olarak değerlendirilmekle beraber cezası Hazreti Peygamberin sözü veya fiili ile tekarrür etmiştir. Diğer bir takım suçlar vardır ki suçu ve cezayı oluşturan fiili kesin olarak belirlemek hakemler heyetine bırakılmıştır. Bir fiili suç olarak değerlendir ona İslam hukukunun umumi prensiplerine ve ruhuna uygun olarak ceza tertip etmek konusunda istediği gibi serbest değil sınırlı yetkileri vardır. Mesela, hakim Allah’ın helal kıldığını haram sayamaz, haram saydığını da helal kabul edemez. Allahın emrettiğinin dışında bir ceza veremez. İslam hukukunun kaidelerine ve umumi prensiblerine aykırı hüküm veremez. Şu halde denilebilir ki, İslam hukukunun ceza hukuku bölümü tamamen Allah katından gelmedir. Şu kadar var ki bazı suçları belirlemek ve cezalarını tespit etmek Allah’ın ve Resulünün indirdiği hükümleri hududu dahilinde amel ettikleri müddetçe insanlara bırakılmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s